Merkez Bankası verilerine göre, 2005 yılında Türkiye’nin ihracatı (FOB) 76.5 (3.47 milyar doları bavul ticareti), ithalatı (CIF, altın dahil) 116, dış ticaret açığı 32.6, cari açığı ise 22.85 (GSMH’nın yüzde 6.2’si) milyar dolar olarak rekor düzeylerde gerçekleşti. Ticaret açığının yükselmesinde en önemli etken, petrol ve demir çelik fiyatı, büyüme ve kur oldu. 18.5 milyar dolarlık ithalat artışının 6.8 milyar doları petrol ve petrol ürünleri, 1.3 milyar doları demir çelik faturası artışından kaynaklandı. Ortalama petrol fiyatı 2004’de 34.7 dolar iken 2005’de 50.5 dolara, yüzde 46 fiyat artışı  nedeniyle sadece hampetrol faturası 2.6 milyar dolar (yüzde 43) artışla 8.6 milyar dolara yükseldi.

Doğalgaz fiyat artışı yüzde 38, ithalat hacmi artışı ise yüzde 22 olmuş, doğalgaz ithalat faturası yüzde 68 artışla 5.5 milyar dolara ulaşmıştır. 2005’de hampetrol ve doğal gaz ithalatı birlikte, miktar bazında sadece yüzde  5.8 artarken, birim değer bazında yüzde 43 artış göstermiştir.

İhracatın yüzde 55’i Dahilde İşleme Rejimi kapsamındadır. Bu nedenle ithalat artışının bir kısmı artan ihracat için gereken vergiden muaf ara mal ithalatından kaynaklanmıştır.

Reel kur serisi 2005 yılında TL’nin yüzde 14.4 değerlendiğine işaret etse de, bu serinin ülkenin gerçek rekabet gücünü yansıtmadığını düşünüyoruz. Rekabet gücü; yapısal değişim, yurtiçi tasarruf-yatırım oranları arasındaki fark, verimlilik ve reel ücretin etkilediği birim maliyet, gibi etmenlerden de etkilenmekte. Örneğin,  2004-2005 üçüncü çeyrekleri karşılaştırıldığında birim reel ücret maliyeti yüzde 4 düşmüş, bu da rekabet gücünü artırıcı etki yaratmıştır.

2005’de ithalatın yüzde 17.4’ü sermaye malı, yüzde 70’i ara mal, yüzde 12’si tüketim malıdır. Büyüme nedeniyle sermaye malı ve ara mal ithalatına gereksinim  artmıştır. İhracatta ise tüketim malı yüzde 47.4 ile ağırlıkta olup, ara mal yüzde 41, sermaye malı yüzde 11’lik paya sahiptir. Miktar bazında ihracat yüzde 8, ithalat yüzde 10.7, birim değer bazında ise ihracat yüzde 4.7, ithalat yüzde 7 artmıştır. İhracat artış oranı (yüzde 15.8) ithalat artış oranının (yüzde 19) gerisinde kalmış, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 63’e gerilemiştir.

 

İhracat ve turizm gelirleri

Türkiye’de üretimde olduğu gibi ihracatta da  yapı değişmekte. 2005’de emek yoğun tekstil ve konfeksiyon sektörünün ihracattaki payı yüzde 25’e gerilerken, sermaye yoğun sektörlerin (otomotif, makina, kimya, gibi) payı artmıştır. 2005 yılı ihracatının yüzde 82’sini sanayi ürünleri, yüzde 6.2’sini madencilik , yüzde 11.2’sini tarım ürünleri oluşturmakta.

 

Cari işlemler içinde dış ticaret açığını dengeleyen en önemli kalem olan net turizm geliri, 2005 yılında yüzde 14.3 artışla 15.3 milyar dolar olmuştur.

 

Cari açığın finansmanı

Cari açığın bir kısmı Net Hata Noksan kaleminde görülen kaynağı bilinmeyen döviz girişi ile karşılanmakta, böylece ödemeler dengesi ile ilgili finansman gereği cari açığın altında kalabilmekte. Net Hata Noksan Kalemi’ni etkileyen faktörler şu şekilde sıralanabilir:

·            bankacılık dışı özel sektörün döviz varlıklarının tam izlenememesi,

·           ithalat ve ihracatta malın hareketi ile ödemenin farklı bilanço döneminde olabilmesi,

·           gümrük işlemlerine ilişkin beyan hataları,

·           turizm ve bavul ticaretinin anket yoluyla elde edilmesinden doğan hatalar.

2005 yılında 22.85 milyar dolar olan cari açığın 1.98 milyar doları Net Hata Noksan kalemindeki döviz girişi ile karşılanmış, dolayısıyla finansman gereği 20.87 milyar dolara gerilemiştir. Böylece 2005’de finansman gereği GSMH’nın (357 milyar $) yüzde 5.6’sı civarında kalmıştır. 8.6 milyar dolar olan net doğrudan yatırımları (bunlar kalıcı, uzun vadeli niteliktedir) da düşersek finansman gereği 12.27 milyar dolar olmakta, bu da GSMH’nın yüzde 3.3’üne tekabül etmektedir. Bu durumda cari açığın finansmanı ile ilgili risk olmadığı söylenebilir. 8.6 milyar dolarlık net doğrudan yatırımın 1.83 milyar dolarını, yurtdışında yerleşiklerin Türkiye’de net gayrimenkul alımları oluşturmuştur. Cari açığın finansmanını sağlayan diğer sermaye hareketi net portföy yatırımlarıdır. 2005 yılında bu yolla  giren para net bazda 13.7 milyar dolardır. Bunun net 5.67 milyar doları hisse senedi piyasasında, 5.9 milyar doları DİBS alımında kullanılmıştır.

Cari açık, gelire oranla iç tasarrufun yatırımın altında kalması sonucu oluşur. Ülkenin yurtdışı finansman ihtiyacı, bu iki oran arasındaki farka eşittir. Türkiye’de tasarruf oranının düşmesi değil, yatırımın hızlı artışı cari açığı pompalamakta. Yatırımın verimli alanlarda ve ilerde ihracat potansiyelini arttıracak özellikte olması halinde, cari açığın iyileşmesi olasıdır.

Petrol fiyatlarının düşmesi veya en azından stabilize olması da cari açığı olumlu etkileyebilecektir. Yatırım malı ithalatı, gelecekte verim artışı, birim maliyet düşüşü ve ihracat artışının habercisidir. Ayrıca KİT’lerin özelleştirilmesi daha etkin üretim sağlayabilecek, ihracatçılar ara mal ihtiyacını ithalat yerine yurtiçi kaynaklardan karşılayabilecektir. Bütün bu nedenlerle önümüzdeki yıllarda cari açık/GSMH oranında iyileşme bekliyoruz.

www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=35562&KOS_KOD=36


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır