Ekonominin 2005 yılındaki performansına temel göstergeler açısından yapılan dikkatli bir analiz, 2006 yılı açısından olumlu fikirler edinmeye izin vermektedir. Türkiye'nin istikrar yolunda emin adımlarla yürüdüğü artık rahatlıkla söylenebilir.

İstihdam
Son 4 yılda milli gelirin yüzde 33 artmasına karşın, işsizlik yeterince düşmedi. TÜİK işgücü istatistiklerine göre, eylül 2005 itibariyle işsizlik oranı yüzde 9.7, işgücüne katılma oranı yüzde 49, istihdam oranı yüzde 44.3. İstihdam edilen 22.6 milyon kişinin yüzde 50.5'i kayıt dışı çalışmakta. İşsizliğin nedenleri; sermaye yoğun teknoloji tercihi, Kamu'nun ekonomiden çekilmesi, kayıtdışı işsizlikte artış, TL'nin değerlenmesi nedeniyle ithal girdi kullanımı, 80'li yıllarda yaşanan yüksek nüfus artış oranının günümüzde işgücünü artırıcı etkisi ve sosyal güvenlik primlerinin yüksekliği,özetlenebilir. Kesintilerin toplam işçi maliyetine oranı yüzde 41 düzeyindedir. Son 1 yılda 1.2 milyon istihdam yaratılmasına karşın, her yıl 1 milyon civarında kişinin işgücüne katılması, işsizlik oranını yüksek tutmaktadır.
Sermaye yoğun teknoloji tercihi nedeniyle makina işgücünün yerini almış, "teknolojik işsizlik" yaratılmıştır. Getirilen vergi indirimleriyle, vergi yükü Türk yatırımcı için yüzde 44'den yüzde 34'e, küresel sermaye için ise yüzde 37'den yüzde 28'e indirilmiştir. Bu önlemler, kayıtdışını önlemede, ayrıca yatırım ve istihdamı teşvikte etkili olabilecek.

Kamu Kesimi Borçlanma Gereği (KKBG) - Bütçe açığı
Kamunun finansman ihtiyacı (borçlanma gereği) küçüldükçe,ekonomi üzerindeki mali baskısı azalır. 2001'de yüzde 16.5, 2005'de yüzde 0.9 olan KKBG'nin milli gelire oranının, 2007'de eksi bir değer alması bekleniyor. Bu durumda kamu net borç ödeyen durumuna gelecek. KKBG oranındaki düşüş, mali disiplin sonucu bütçe açığı-milli gelir oranındaki düşüşe paralel seyretmiş, bütçe açığının GSYİH'ya oranı 2001'de yüzde 15 iken, 2005'de yüzde 2.8'e gerilemiştir. Gerek bütçe açığı gerekse KKBG'deki iyileşmenin başlıca sorumlusu yüzde 30'lardan yüzde 7'lere gerileyen reel faizlerdir. Faiz ödemelerinin bütçedeki payı 2000'de yüzde 43.4 iken, 2005'de yüzde 36 olmuştur. Faiz ödemelerinin GSYİH'ya oranı ise; 2002'de yüzde 21.8 iken, 2006'da yüzde 4.6'ya gerileyecektir.

Borç stoku
Konsolide Bütçe Toplam Borç Stoku, 2004 aralık itibariyle 235.8, 2005 kasım sonu itibariyle ise 243 milyar dolardır. Kasım 2005'de borcun yüzde 25.7'si dış, yüzde 74'3'ü iç borç; toplam borcun yüzde 62.4'ü TL, yüzde 37.6'sı döviz bağlantılıdır. Stokun TL-döviz bileşimi TL lehine değişmekte, böylece borç stokunun kur riski azalmaktadır. Dış borcun toplam borç stoku içindeki payı 2002'de yüzde 38 iken 2005 kasım'da yüzde 25.7'ye düşmüştür. 2005 kasım sonu itibariyle toplam stokun yarıdan fazlası değişken, yarıdan azı ise sabit faizlidir. Düşen faiz ortamında değişken faizli borcun payının yükselmesi, zaman içinde Hazine için maliyeti olumlu etkileyecektir. 2004 sonunda 272 milyar YTL olan kamu net borç stoku, 2005 eylül sonu itibariyle 267 milyar YTL'ye gerilemiştir. Kamunun çifte kayıt önlendiği için gerçek borcunu yansıtan bu rakam, milli gelire oran olarak 2001'de yüzde 91 iken 2005 ikinci çeyrek itibariyle yüzde 58.4'e gerilemiştir. 2005'de oranın yüzde 59.5, 2006'da ise yüzde 56.5 olacağı tahmin edilmektedir. Bu rakamlar Maastricht kriterinin (yüzde 60) altındadır. Borcun faizi düşmekte, vadesi uzamaktadır.

Cari açık
Türkiye'nin cari açığının 2005 yılında 21.3 milyar doları bulacağı (GSMH'nın yüzde6'sı) tahmin edilmektedir. 2004 ve 2005'in ilk 11 ayı karşılaştırıldığında, ithalat 17.5 milyar dolar artmış, bu artışın 6.2 milyar doları petrol ve petrol ürünleri, 1.5 milyar doları demir-çelik faturasındaki artıştan kaynaklanmıştır. Bu dönemde petrol fiyatları yüzde 41, metal fiyatları ise yüzde 25.4 artmıştır. Türkiye'nin ham petrol ithalat faturası yüzde 42.5 artarken, miktar bazında yüzde 1.6 gerileme yaşanmıştır. Cari açıkta diğer etken, büyüme nedeniyle artan sermaye ve aramalı ithalatıdır (ithalatın yüzde 88'i). Türkiye'de ihracatın yarısı Dahilde İşleme Rejimi kapsamındadır. Dikey entegrasyon ifade eden bu uygulama nedeniyle Türkiye'nin ihracatı, Çin'e kotaların kaldırılmasından fazla etkilenmemiştir. Yatırım malı ithalatı, gelecekte verim artışı, birim maliyet düşüşü ve ihracat artışının habercisi olarak görülebilir.
Ayrıca KİT'lerin özelleştirilmesi de daha etkin üretim sağlayabilecek, ihracatçılar aramal ihtiyacı için ithalat yerine yurtiçi kaynakları tercih edebilecektir. Bu da cari açıkta iyileşme anlamına gelecektir. Reel kurun cari açık üzerindeki etkisinin sınırlı olduğu, reel kur serisinin bugünkü haliyle gerçek rekabet gücünü yansıtmadığı kanısındayız. Tasarruf ve yatırımın gelire oranları arasındaki fark, ekonomideki yapısal değişimin etkileri, birim ücret maliyetini etkileyen reel ücret ve verimlilik gibi değişkenler de kullanılarak daha gerçekçi bir rekabet gücüşiddetle ihtiyaç vardır. Cari açığın yüksek düzeyine karşın sürdürülebilir olduğunu, finansmanında sorun olmadığını, bu nedenle döviz kuru üzerinde baskı yaşanmayacağını düşünüyoruz.

www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=33361


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır