1 dolar = 1.1 YTL

''Bu kuru bir tahmin değil. Geçen yılki özelleştirmelerin parası bu yıl gelecek. Normal döviz akışı da 2005' teki gibi sürer Dolar kuru 1.1-1.2 YTL aralığında seyreder''

 

Şaşırtıcı olabilir ama dolar kuru Mart 2003'ten bu yana sürekli düşüyor. YTL karşısında 21 Mart 2003'te (Irak Savaşa'nın başlangıcı) 1.772'yi (1 milyon 772 bin TL) gören dolar, Cuma günü 1.32 YTL'den kapandı. Şu anda üç yıl önceki zirve seviyesinden yüzde 25 aşağıda. Geçen yıl 9 Mart'ta 1.24'le gördüğü son 5 yılın en düşük seviyesinin ise sadece yüzde 6.4 üzerinde. Kurdaki bu gerileme, YTL'yi Türkiye'nin serbest piyasa ekonomisine adım attığı 24 Ocak 1980'den bu yana, reel anlamda dolar karşısında en değerli seviyesine ulaştırdı.

Döviz hesapları eridi
Bu olağandışı durum Türkiye'nin en muhafazakar tasarrufçu kitlesi olan 'dövizcileri' de ters köşeye yatırdı. Rakamlar çarpıcı: 2003 Mart'ında doların zirve yaptığı seviyeden döviz alan bir yatırımcının bugüne kadarki kaybına enflasyonu da (2003 Mart-2005 Aralık TÜFE: Yüzde 25) eklediğinizde, reel olarak parasının yüzde 41'inin buharlaştığını buluyorsunuz. Dolarda sadece 2005'teki reel değer kaybı yüzde 9.3'ü buldu (Üstelik bu gelişme Merkez Bankası' nın piyasadan 22.3 milyar dolarlık alım yapmasına rağmen gerçekleşti).

Dövizdeki bu karamsar tablo yatırımcının tercihlerini geç de olsa değiştirdi. Mart 2003'ten bu yana bankalardaki TL mevduatlarda yaşanan artış oranı yüzde 171'i bulurken, döviz hesaplarındaki yükseliş yüzde 11.5'te kaldı. Bunun sonucunda bankalardaki döviz hesaplarının toplam mevduata oranı yüzde 56'dan, yüzde 32'ye indi.

Dövizdeki durum özetle bu. Peki bundan sonra ne olacak? Döviz yatırması son üç yılda olduğu gibi yine ters köşeye yatacak mı? VATAN'ın yaptığı araştırmaya göre bu sorunun cevabı: Büyük ihtimalle EVET. Anketimize katılan Türkiye'nin ünlü ekonomistleri ve büyük bankaların başekonomistleri 2006'da da YTL'nin döviz karşısındaki güçlü konumunu sürdüreceğini düşünüyor.

Reel değerin ne olduğunu ortaya koymak için şu hesabı yapmak gerekli: Dolar kuru 2005'i 1.35 YTLden kapattı. Yüzde 5'lik yıl sonu enflasyon tahminini eklediğinizde, doların YTL karşısında reel değerini koruması için yıl sonunda 1.41'e çıkması gerekiyor. Bu seviyenini altı reel değer kaybı, üzeri ise kazanç olarak konumlandırılıyor.

Dolar kuru ne olcak?
2006'ya ilişkin kur tahminlerinde doların reel anlamda değer artışı yaşayacağını savunanların en büyük dayanağı rekor cari açık rakamı. 2005'te 22 milyar dolar düzeyinde beklenen cari açığın 2006'da 25-26 milyar dolara çıkacağını söyleyen uzmanlar var. Bunun da kurları reel anlamda yükselteceği kaydediliyor. Kur artişı konusunda en yüksek tahmini yapan kesim, dövizin düşük kalmasından canı yanan sanayiciler. Örneğin TÜSİAD, yüksek cari açık nedeniyle ABD para biriminin 2006'da 1.45-1.50 aralığına çıkabileceğini kaydediyor (Bu yüzde 2.2-5.8 arasında reel kazanç demek).

YTL değerlenmesin mi?
Tersi görüşler de var. Örneğin Hazine eski Müsteşarı Mahfi Eğilmez ise cari açığa rağmen artan döviz girişiyle birlikte doların 1.1-1.2 YTL aralığına gerileme ihtimalinin yüksek olduğunu kaydediyor (Yüzde 15.3 ile 22,39'luk reel kayba işaret ediyor).

Diğer taraftan genel beklentiler de döviz açısından çok iç açıcı değil. Merkez Bankası Beklenti Anketi'ne göre 2006 sonu dolar kuru beklentisi 1.41 YTL. Bu ankete göre YTL'deki reel değer artişı devam edecek. Hükümet ise 2006 bütçesinde ortalama dolar kurunu 1.41 alırken, yıl
sonu için 1.44'lık bir rakam öngörüyor. Yani kamu kesiminde de döviz için çok güçlü beklentiler yok.

Son sözü, üç yılda piyasadan yaptığı alımlarla döviz rezervlerini 25 milyar dolar artırıp 51 milyar dolara yükselten Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti'den verelim: "Ekonomide her şeyin doğrusu yapılıyor. YTL değer kazanmasın mı?"

2006 kur tahminleriyle ilgili en çarpıcı tahmini Hazine eski Müsteşarı Mahfi Eğilmez yaptı. Eğilmez VATAN'ın kur tahmini sorusuna "YTL'nin bu yıl dolara çok yaklaşacağını tahmin ediyorum" dedi. Eğilmez' in açıklamasının açılımı, şu anda 1.32 YTL olan 1 doların, 2006'da düşüşünü sürdürüp l YTL'ye doğru gerileyeceği. Yani Eğilmez'e göre dolar bırakın reel anlamda değer kazanmayı nominal bazda düşecekti. E-mail'le gelen bu tesbitin ardından Eğilmez'i arayarak "Neden, böyle düşünüyorsunuz? Arkasındaki etkenler nedir?" diye sorduk. Eğilmez tahmininde ısrar edip "Bu kuru bir tahmin değil. Bakın özelleştirme ve TMSF'den sağlanan gelirlere. 2005'te yapılan birçok saüşın parası bu yıl devletin kasasına girecek. Ayrıca bu yıl yapılacak özelleştirmeleri ve diğer kanallardan sağlanacak döviz girişini de saymıyorum. Bu kadar döviz piyasaya girdiğinde ne olacağını düşünüyorsunuz?" yanıtını verdi. Eğilmez'e "1 YTL'ye yaklaşmak ne demek açabilir misiniz" deyince aldığımız yanıt "1.1-1.2 YTL aralığından bahsediyorum. Benim tahminin kabaca bu" oldu. Bu kez şunu sorduk: "Peki Merkez Bankası buna müdahale etmeyecek mi? Geçen yıl dövize yapılan alım müdahaleleri hep aynı seviyeden, bu yıl da benzer bir sistemle kurların düşmesini engellemeyecek mi?"

Eğilmez buna şu yanıtı verdi: "Merkez Bankası'nın 51 milyar dolara yakın rezervi var. Hükümetin Merkez Bankası'nın rezerv artırmasını desteklediğini biliyoruz. Burada bir sınır yok. Rezervler 100 milyar dolara bile çıkabilir. Rezerv artırmak için yapılan alımlar hep aynı seviyeden olmayabilir. Yani Merkez Bankası rezerv artrsa bile kurlardaki düşüş sürebilir."

Kötü senaryo: 1.50-İyi senaryo: 1.35
Türkiye Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) birkaç gün önce, "2006 Yılına Girerken Türkiye Ekonomisi" adlı raporu yayınladı. Bu raporun 111'inci sayfası reel kurlardaki değerlendirmelere ayrılmış. TÜSİAD şu tespiti yapıyor:

YTL yüzde 10 daha değerli:
Reel efektif döviz kuru üzerinde yapılan hesaplamalar, 2005 yılı sonunda YTL'nin uzun dönem denge seviyesine kıyasla yüzde 10 civarında daha değerli olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak, söz konusu değerlenme eğiliminin cari açıktaki mevcut genişleme hızı dikkate alındığında önümüzdeki dönemde devam edebilmesi mümkün görünmemektedir.

Ani çıkış beklemiyoruz ama:
Kurlarda, yüksek miktarda ve/veya ani sermaye çıkışma dayalı bir değer artışı beklenmemekle birlikte, mevcut finansman yönteminin dış borçlanmayı artırmasının önümüzdeki dönemde kurların kademeli olarak yükselmesine neden olacağı tahmin edilmektedir. Ayrıca, döviz rezervlerinin kısa vadeli borçlara oranının henüz arzu edilen seviyeye ulaşmamış olması da kurlar üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturmaktadır.

Kötü senaryoya göre kur tahmini :
Öte yandan, son dönemde Türkiye ekonomisinin kredi notlarının artırılmış olmasının da etkisiyle, 2006 yılında dış borçlanma olanaklarında ciddi boyutta bir azalma beklenmemektedir. Bu nedenlerden ötürü, 2006 yılında nominal kurların artma eğiliminde olacağı ve yıl sonunda 1.45-1.50 seviyelerine ulaşacağı tahmin edilmektedir. Reel efektif döviz kuru seviyesinin de benzer şekilde yıl içerisinde gerileme eğiliminde olacağı, ancak enflasyondaki düşüşün de etkisiyle söz konusu gerilemenin nominal kurlara göre daha yavaş olacağı hesaplanmaktadır.

İyi senaryoda YTL güçlenir:
Bunların dışında, 2005 yılındaki mevcut eğilimin korunması ve beklentilerin iyimser yönde gerçekleşmesi halinde ise, nominal dolar kurunun yıl genelinde 1.35 seviyesi etrafında dalgalanması ve reel efektif döviz kurunun ise yüzde 5- yüzde 6 daha değerlenmesi olasıdır.

Ve görüşler...
* Saruhan Doğan (Finansbank Başekonomisti): Uzun vadede YTL güçlü kalacak.

* Ali İhsan Gelberi (Garanti Bankası): 2006 yılında da ülkeye döviz girişinde bir azalma olmayacak. Döviz arzının döviz talebinden fazla olduğu bir ortamda yatırımcıların portföy tercihlerini değiştirmesini gerektirecek bir devalüasyon olacağını tahmin etmiyoruz.

* Seyfettin Gürsel (Ekonomist): Petrol şoku YTL'nin değer kaybına da neden olabilir. Bu şok dışında YTL'nin değer kaybedeceğini sanmıyorum.

* Asaf Savaş Akat (Ekonomist): Cari işlemler açığı 2006 yılında ekonomik kırılganlığı artıran bir unsur. Bunun gerisinde, 2003 yılından bu yana sürdürülen yanlış para politikalarının yol açtığı YTL'deki değerlenme ve bunun yarattığı iç talep balonu yatmaktadır. 2006 yılında mali piyasalarda bir çalkantı olmasını bekliyorum.

* Gazi Erçel'de (Merkez Bankası eski Başkanı): Risk unsurlarının gerçekleşmemesi durumunda YTL'nin değerli kalacağı tahminini yapanlardan. Kur tahmini ise 1.40...

* Salih Neftçi: Dünya genelinde doların gerilemesini, altının yükselmesini bekliyorum.

* Uğur Gürses (Ekonomist): 2006 yılında döviz kuru sepet değerini (1 dolar + 0.77 euro) 2.75 gibi tahmin ediyorum. Dolar euro karşısında değer kaybedecek. Yıl sonu seviyesi 1.28 olacak. Buna göre 2006 sonunda dolar kuru 1.38 YTL olur.

* Ali Ağaoğlu (Ekonomist): Sınırlı hareketler olabilir. YTL'nin yüksek değerini korumasını bekliyorum. Eğer 1.41 seviyesi aşılırsa, daha da yükselmesi beklenmeli.

Not: Bu değerli katılımcıların görüşlerini daha detaylı bir şekilde önümüzdeki günlerde sayfalarımızda değerlendireceğiz...

VATAN' ın notu: Mahfi Eğilmez'in görüşünü destekleyen bazı kuvvetli veriler var. Örneğin geçen yıl gerçekleştirilen özelleştirme ve TMSF satışlarının toplam tutan 21.9 milyar dolan bulurken, bunun en muhafazakar tahminle 13.9 milyar dolan 2006'da devletin kasasına girecek. Buna karşın Hazine'nin 2006 finansman programına özelleştirme ve TMSF satışları için 7.4 milyar dolarlık tahmin konulmuş. 'Yani özelleştirme ve TMSF satışlarında bütçelenenin yaklaşık 6.5 milyar dolar üzerinde bir gelir sağlanacak. Hazine'nin Merkez Bankası'ndaki 9.4 milyar dolarlık döviz hesabı da göz önünde bulundurulduğunda, kamunun borç ödemeleri için (Dış ve iç borç dahil döviz bazında yapılacak net ödeme: 7.8 milyar dolar) bu yıl piyasalardaki dövize hiç dokunmayacağı ortaya çıkıyor. Ayrıca artan kredi notunun doğrudan ve finansal yabancı yatırımlar üzerindeki artırıcı etkisi de döviz girişini yükseltecek bir gelişme olarak ortaya çıkıyor. Bütün bunlar piyasadaki döviz fazlasının sürmesi demek.

 

Merkez müdahale etmeseydi dolar kuru 90 kuruşa inerdi

Döviz düşük diye eleştirenlerin Merkez Bankası'na teşekkür etmesi gerekiyor. Çünkü kötünün ne olduğuna tanık olmadık

 

Merkez Bankası piyasadan son üç yılda yaklaşık 37.7 milyar dolarlık alım yaparken aynı dönemde döviz kuru önemli ölçüde değer kaybetti. Peki ya bu kritik seviyelerden yapılan müdahaleler olmasaydı ne olurdu? Bu soruyu Merkez Bankası kökenli ekonomist yazar Uğur Gürses'e sorduk. İşte yanıt:

"Dalgalı kur sistemine geçişin ardından yaşanan 5 yılda, döviz kurları yaklaşık 20 kez inip-çıktı. Bu 5 yıllık sürede (1 dolar + 0.77 euro) biçiminde ifade edilen döviz kuru sepeti 2.50-3.00 aralığında seyretti. Merkez Bankası'nın alım yönündeki müdahaleleri ise sepet değeri 2.50'ye yaklaştığında yoğunlaştı. 5 yıl içinde, Merkez Bankası'nın döviz alım ihaleleri ve müdahalelerinin belirgin olduğu üç ana dönem var.

Mayıs 2003-Ekim 2003 döneminde 10 milyar dolar, Ocak 2004-Nisan 2004 döneminde 5 milyar dolar, Aralık 2004-Aralık 2005 döneminde de 22.5 milyar dolarlık döviz alımı yapıldı. Mayıs 2003-Aralık 2005 arasında yapılan döviz alımlarının toplamı 37.7 milyar dolar yapıyor. Acaba Merkez Bankası müdahaleleri olmasaydı, bugün döviz kuru ne olurdu " sorusuna yanıt bulmak zor. Ancak, genel eğilime göre bakıldığında, Mayıs 2003-Nisan 2004 döneminde toplam 15 milyar dolarlık alım olmasaydı, Nisan 2004 döneminde tahminimce sepet değeri 2.20, buna uygun dolar kuru da 1.13 olabilecekti.

Buradan hareketle, son bir yıldaki 22.5 milyar dolarlık alımlar da yapılmamış olsaydı, bugün olasılıkla döviz kuru sepet değeri 1.75, dolar kuru da 0.90 seviyesinde olabilirdi. Bugün düşük döviz kurundan şikayet ederek Merkez Bankası'nı eleştirenlerin teşekkür etmeleri gerekiyor. Çünkü," kötünün ne olduğuna " tanık olmadık."

Neftçi' ye göre dünya piyasalarında...

Dolar değer kaybedecek altın ise değer kazanacak

 

* 2006 yılı için riskler nelerdir? Söz konusu riskler hisse senedi, faiz, döviz, altın ve petrol piyasalarını nasıl etkileyebilir?
2006 yılının en büyük riski ABD ekonomisinin bir daralma sürecine girmesidir. Bu dolar cinsi faizleri düşük tutabilecek, netice olarak da Amerikan doları diğer dövizler karşısında nispeten hızlı bir gerileme sürecine girebilecektir. Bu dinamiğin bir kısmı şimdiden piyasalarca satın alınmıştır.

Böyle bir durulma karşısında dünya borsaları geriler. En büyük darbeyi Amerika ve sonra da Asya borsaları yiyebilir. Türkiye ve Avrupa daha sonra gelir. Bono yatırımcısı açısından fazla bir tehlike görmüyoruz. Ama bono yatırımcısı cari açığı dikkatli izlemelidir.

* 2006 yılında hisse senedi, faiz (bono-eurobond), döviz, altın ve petrol piyasalarında nasıl bir seyir bekliyorsunuz? Bu enstrümanlarındaki yılsonu öngörüleriniz nedir? endeks, kur ve bileşik faiz tahminleri). Doların gerilemesi, altın fiyatlarındaki yükselişin devam etmesini bekliyoruz. Borsalarda yılsonu gibi yüzde 6-7'lik bir düşüş fazla abartılı olmaz. Kısa vadeli faizler dış piyasalarda biraz, içeride ise 300 baz puanı kadar gerileyebilecektir.

* 2006 yılında tasarruf sahiplerinin portföyünde hangi yatırım aracı ne ağırlıkta bulunmalı. Vadeler ne olmalı?
Türkiye için ağırlıklı olarak YTL ve kısa vadeli YTL faizi. Küçük bir miktar bono. Yen ve İsviçre Frangı döviz olarak tercih edilebilir.

* 2006 yılında büyüme, işsizlik, dış ticaret açığı (ithalat ve ihracat rakamı tahminleri), cari açık ve enflasyon öngörünüz nedir?
Zor bir soru. Çünkü 2006 olağan bir yıl olmayabilir. Hata payı yüksek tahminler şöyledir.
Büyüme yüzde 6 (ABD ekonomisinin büyümeye devam ettiğini varsayarsak). Aksi takdirde büyüme yüzde 4.5. Enflasyon düşük. Yüzde 5. Cari açık bu yılki seviyede.

* 2006 büyümesi ne ölçüde iç talep, ne ölçüde dış talep-ihracat kaynaklı olacak?
2006 büyümesi yatırım ve inşaat sektörü ağırlıklı olacak. Dış talep göreceli olarak düşük kalacak.

* 2006'da iç piyasadaki büyümeyi etkileyecek lokomotif sektörler hangileri olacak?
İnşaat.

* Dış ticaret açığı ve cari açık üzerinde olası risk faktörleri nedir? Örneğin kuş gribinin nasıl bir etkisi olabilir?
Burada en büyük risk Amerikan ekonomisinin daralmaya girmesi, Asya ve Japonya'nın da bundan olumsuz etkilenmesidir. Böyle bir durumda ihracat ciddi bir darbe yiyebilir. Bir ikinci olasılık doların hızla yükselmesidir ki... Ben elimdeki verilere göre bunun gerçekleşeceğini sanmıyorum.

* 2006 yılında kaç kişiye iş yaratılmasını bekliyorsunuz?
Bu konuda bir görüşüm yok.

* Enflasyon hedeflerinin tutturulmasının önündeki riskler nedir?
Enflasyondaki düşüş dünya ekonomisinden kaynaklanmaktadır. Burada fazla bir risk görmüyorum. Risk Çin ve Hint ekonomilerinin "kapanması" durumunda ortaya çıkar ki, şu anda bunun olasılığı sıfır gibi bir şey.

* Petrol fiyatlarındaki oynamalar Türk ekonomisi üzerinde nasıl bir etki yaratır?
Fazla etkili olacağını sanmıyorum.

Dünyada emlak balonu sönebilir
* Emlakta talep ve fiyat artışı sürecek mi?
Kısmen dünya ekonomisindeki emlak spekülasyonun devam etmesine bağlı. Dünya ekonomisindeki emlak balonları bence bu yıl sönebilir. Ancak Türkiye'nin özel bir konumu var. Emlak çekiciliğini biraz yitirse bile yine güçlü bir sektör olmaya devam edecektir. Bu soruya görece bir evet yanıtı veriyorum.

* Tüketici borçlanırken hangi vadeyi ve para birimini seçmeli?
Tüketici bu yıl fazla borçlanmamak...

Konut piyasası daha da canlanır
* Konut kredilerinde faiz indirimi sürecek mi? Vadeler uzamaya devam eder mi?
Konut sektöründeki gelişmeler bizim bankaların bu sektörde ne kadar deneyimsiz olduğunu gösteriyor. Ancak şansları var. Dünya ekonomisindeki trendler konut sektörünün lehine. Buradaki faiz haberleri iyi olacak ve vadeler uzayacak. Elbette dünya ekonomisinde beklenmedik bir kaza çıkmazsa.

Petrol fiyatı büyük risk
Detaylı Resim

Bu yıl dünya ve Türkiye ekonomisi için en önemli risklerden biri petrol fiyatları. Reel anlamda son 22 yılın zirvesine çıkan petrol fiyatındaki artışın sürmesine yönelik beklentiler var.

 

Bu yıl dünya ve Türkiye ekonomisi için en önemli risklerden biri petrol fiyatları. Reel anlamda son 22 yılın zirvesine çıkan petrol fiyatındaki artışın sürmesine yönelik beklentiler var. Uluslararası Enerji Ajansının tahminlerine göre 2005 yılında varil başına ortalamada 56 dolar olan petrol fiyatının bu yıl 63 dolar olması bekleniyor. Bazı görüşler fiyatın 70 dolara kadar çıkabileceğini öngörüyor.

Dolayısıyla 2006 yılında petrol fiyatlarında halihazırdaki seviyenin devam edeceği hatta yükselmesi öngörülebilir. Petrol fiyatlarının yükselmesi durumunda ise global ekonomide daralma mümkün. Türkiye gibi net petrol ithalatçısı gelişmekte olan ülkeler böyle bir durumdan en fazla etkilenecek olan ekonomilerdir. Çünkü ekonomileri ithal petrole daha fazla bağımlı olup, enerji kullanımı yoğundur. Ayrıca enerji daha az randımanlı kullanılmaktadır. Bu ülkeler dış ticaret dengelerinde bozulma yaşamakta olup, enflasyonist etkiler daha yüksektir. Yüksek petrol fiyatları bir yandan üretim maliyetleri yoluyla enflasyonu artırırken, diğer taraftan tüketimi azaltan bir vergi işlevi görüyor. Böylece enflasyonist baskıları hafifletiyor.

 


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır