İnsanlar ve toplumlar arası iletişimdeki gözde kavram artık 'empati'. Empatide karşımızdakini anlamak ve kendimizi onun yerine koymak esas alınıyor. Duygular, aklın ve mantığın kalıbına girdiğinde daha kalıcı iletişim ve diyalog kurma imkanı bulunuyor.

 

 

Soğuk savaş dönemi sona erdiğinde ülkeler ve toplumlar arasındaki gerginlik ile çatışmaların yerini karşılıklı anlayış ve kalıcı barışa bırakacağı tahminleri epey yaygınlaşmıştı. Ancak son 15 yılda gerilimler, şiddet ve yoksulluk azalmak bir yana arttı. Ekonominin büyüme çarkı dönerken yoksulları, zayıfları, eğitimsizleri ve yaşlıları, ilgi alanımızın dışına attı. Devletin ekonomik ve sosyal sorumlulukları azaltılırken, serbest piyasa, bu boşluğu dolduramadı.

Toplumlardaki bu kayıtsızlık ve çatışma ortamı aile ve iş hayatını da olumsuz etkiledi. Son 15 yılda insanların eğitim ve gelir düzeyleri bir miktar yükseldi ama işyerlerindeki gerginlikler ve aile içindeki şiddette dişe dokunur bir azalma görülmedi. Teknolojinin ilerlemesi, bireylere mutluluk değil, işsizlik, yalnızlık ve sevgisizlik getirdi.

 

Sorun empati eksikliğinde

Sosyal psikologlar, bu durumun, duyarsızlıktan ve karşımızdakilere yönelen iyi duyguların da yalnız "sempati"ile sınırlı kalmasından kaynaklandığını vurguluyor.

Sempati, eski Yunanca'da biriyle birlikte acı çekmek anlamına geliyor. Sempati duyduğumuzda karşımızdaki kişi ile birlikte acı çekiyoruz veya seviniyoruz. Sempati kalıcı değil. Karşımızdakine ancak kısa süreli bir rahatlama sağlıyor. Bu duygu aklın süzgecinden geçmediği için kalıcı bir iletişim kurulmasını sağlayamıyor.

İnsanlar ve toplumlar arası iletişimdeki gözde kavram ise artık "empati". Empatide karşımızdakini anlamak ve kendimizi onun yerine koymak esas alınıyor. Duygular, aklın ve mantığın kalıbına girdiğinde daha kalıcı iletişim ve diyalog kurma imkanı bulunuyor. Psikolog Üstün Dökmen iki duygu arasındaki farkı şöyle anlatıyor:

"Sempatide yandaş olmak esastır. Empati kurduğumuzda ise karşımızdaki kişiyle aynı duyguları ve görüşleri paylaşmamız gerekmez. Sadece onun duygularını ve düşüncelerini anlamaya çalışırız."

Anlayış çabaları ve empati eksik kaldığında insanlar, diğerlerinin kişiliklerine, başkalarının inançlarına saygı duyamıyor. Saygısızlık ekenler ise son karikatür krizinin gösterdiği gibi, yalnız yeni düşmanlık, kin ve nefret duyguları biçiyor.

 

Küresel 'uygarlık siyaseti'

Günümüzde yaygınlaşan şiddetin en önemli nedeni, küreselleşmenin yalnız ekonomik ve teknolojik terimlerle tanımlanması oldu. Mallar ve sermayenin ülkeler arasında serbest dolaşımının savunulduğu bir dünyada sosyal konularda da küresel yaklaşımlar geliştirilmesi gerekiyordu. Oysa ticaret konusunda sınırların önemini yitirdiğini, ulusal devletin işlevinin azaldığını söyleyenler, sıra işsizlik, yabancılaşma, yoksulluk ve açlığın küresel girişimler ile ortadan kaldırılmasına gelince, hemen ulusal sınırların içine çekiliveriyordu.

Fransız düşünürü Edgar Morin'in eserlerinde önerdiği yeni bir hümanizm anlayışı , insana ve çevreye koşulsuz ve önyargısız saygı yaygınlaştırılmadan, küreselleşme, yalnız eşitsizlik, yoksulluk, çatışma ve kaos üretmeye devam edecek. Bu tabloyu ancak empatinin, eğitimde, iş hayatında ve siyasette güçlendirilmesi değiştirebilecek.

İnsanlar ve toplumlar arasında empatinin yaygınlaşması öyle üç-beş yılda olacak bir olay değil. Ancak işe bir noktadan başlamak ve Morin'in deyimiyle, yeni bir dayanışma, bağışlayıcılık, anlayış ve birleşme ahlakını içeren yeni bir uygarlık siyasetinin geliştirilmesi gerekiyor.

 

Sempati yetmiyor, empati gerek!

Sempati duyduğumuzda karşımızdaki kişi ile birlikte seviniyor veya üzülüyoruz. Ancak bu güzel duygu, giderek sertleşen ve acımasızlaşan bir dünyada yetersiz kalıyor. Bu yetersizliğin açığını "empati" ile kapatmak mümkün. Söylenişleri de birbirine yakın bu iki kardeş duyguyu karşılaştırdığımızda aradaki farkları daha net olarak görebiliriz:

-Sempati, toplumdaki ve dünyadaki şiddetin dozunu azaltamaz. Empatinin oluşturduğu anlayış ortamı ise şiddete yol açan duyguların törpülenmesini sağlar.

-Sempati başkası için üzülmek veya sevinmektir. Empati ise başkası ile birlikte sevinmeyi veya üzülmeyi anlatır.

-Sempati, daha çok olumlu duygularla ilintilidir. Empati olumlu ve olumsuz tüm duyguları kapsar. Empati bu nedenle, çelişki ve çatışmaların açtığı yaraları daha etkin bir şekilde sarabilir.

-Sempati kalıcı bir duygu değildir. Bu duygu, insan ilişkilerinde hep geçiyorken uğramış bir havadadır. Bize ve karşımızdakine geçici bir rahatlık sağlayan sempatinin aksine empati, bir duygu yoğunluğu ve düşünce tarzı olarak tüm davranışlarımızı her zaman etkiler.

-Sempati duyduğumuzda konuşur, empati kurduğumuzda ise dinleriz.

-Sempatide "ben" veya "sen" önemlidir, empatide "biz"...

-Sempati orta malı bir duygudur ve kolayca paylaşılır. Empati ise kişisel bir duygu yoğunlaşması sağlar.

-Sempati ile hoşgörü birbirine yakın duygulardır. Ancak her ikisinde de kişi kendisinin, başkalarına göre daha iyi ve üstün olduğunu düşünür. Sempati ve hoşgörüde bakış aşağıya doğrudur. Empati ise tüm canlı varlıklara koşulsuz bir saygı duyulmasını gerektirir. Bu duygu ancak tarafların eşit konumlarda olduğu bir ortamda serpilip gelişir.

-Sempati duygusu ile yaklaştığımız kişilerin dert ve sorunlarından yalnız haberdar oluruz. Empati duygusu geliştiğinde, karşımızdaki insanın sıkıntılarını azaltmak için bir şeyler yapar, çözüm üretiriz.

-Sempati, ancak üzücü bir olay çıktığında devreye giren bir ruhsal ilaç gibidir. Empati, insanlar arasında üzücü olayların çıkma ihtimalini azaltır.

-Sempati çoğunlukla yandaş olanlara gösterilir, empati ise herkese...

-Sempati daha çok bireyci nitelikleri ağır basan Batı dünyasına özgü bir duygudur. Empati ise toplulukçu bir kültür ortamına sahip Doğu'da daha kolay gelişir.

Bu iki duygunun farkı bireyin kendi benliği ve kişiliği ile yüzleşme sürecinde de ortaya çıkar. Benliğine sempati ile yaklaşan bir kişi kendisini ya şımartır ya da kendisine acır. Empatik duyguları güçlü olan bir kişi kendi hatalarının ve olumlu yönlerinin bilincinde olduğu için kişiliğini sürekli olarak geliştirme imkanını bulur.

Yukarıda ne kadar eleştirmiş olursak olalım sempati, yine de çok değerli bir duygudur. Masum insanların terör kurbanı olduğu, hesapların hep kin ve nefret üzerine yapıldığı bir dünyada, bir sevgi kırıntısı ve bir yakınlık belirtisi, bir an için olsa bile yüreğimizi ısıtabilir, bizi kendimize getirebilir belki...

 

Empati heveslisine öneriler

Empati, bir aile bireyi, bir şirket, sivil toplum kuruluşu veya parti mensubu olarak, karşılaştığımız kişileri anlamaya ve onlarla kalıcı ilişki ve bağlantılar kurmamıza imkan verir. Hedef kitleyi tanımanın ve onların davranışlarını en iyi şekilde tahmin etmenin yolu da empatiden geçer. Bir firmanın tüketiciye odaklanma ilkesini tam anlamı ile hayata geçirmesi ancak ilişkilerin empati temelinde kurulması ile imkan dahiline girer. Empati kurulmasında aşağıdaki öneriler yarar sağlayabilir:

Kendinizi başkalarının yerine koymaya gayret edin: Zor durumda olan ve bir sorunu bulunan insanların yerine kendinizi koyun. Benzer koşullarda ne yapacağınızı düşünün. Bu düşünceler sayesinde yüzeysel bir sempatiden daha derin ve anlamlı bir empatiye ulaşabilirsiniz.

Duyarlılığınızı geliştirin: Özellikle yüzlerdeki dert ve sıkıntı işaretlerini algılamaya, maskelerin ardındaki gerçek görüntüyü sezmeye ve süzmeye gayret edin.

Saygı duyun: Diğer insanlara tepeden bakarak empati kuramazsınız. Herkesin, saygı duyulması gereken ayrı ve özel bir dünyası olduğunu kabul ettiğinizde iletişimdeki kopukluklar ve parazitler hızla azalır.

Gönülden dinleyin: Karşınızdaki insanı kendinizi vererek ve sabırla dinleyin.

Önyargılarınızı sorgulayın: Empati kurmaya giriştiğinizde kendi yargılarınızı sorgulamaya

önyargılarınız ile yüzleşmeye hazır olun. Kendinize dışarıdan bakmayı öğrendiğiniz takdirde karşınızdaki insanları daha kolay anlayabilirsiniz.

Anlayış gösterin: Başkalarını, kendi hata ve zaaflarınızı dikkate alarak değerlendirdiğinizde daha anlayışlı ve bağışlayıcı olursunuz. Karşılıklı anlayış ortamı empati duygusunu güçlendirir. Saygı ve sevgi anlayışı derinleştirir. Anlamak ise sevmektir...http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=35649


 

Empati duygunuz ne kadar güçlü?

1-Bir kişi, kendisini başkalarının yerine koyabiliyor ve onların sıkıntılarını anlamaya, azaltmaya çalışıyorsa, hangi duygunun etkisi altındadır?

a- Sempati. b- Empati. c- Anlayış

2- Çevrenizde yanlış gördüğünüz davranışları olan kişileri adam etmek ve doğru yola getirmek için uğraşır mısınız?

a- Evet. b - Bazen. c- Hayır.

3-Empati için en çok hangisi gereklidir?

a- Saygı. b- Merhamet. c- Hoşgörü.

4-İşyerinizi arayan kızgın bir kişi, şirketin ürünü konusundaki şikayetlerini bağırarak ve hırçın bir dille anlatıyor. Ne yaparsınız?

a- Şikayetini dinler ve şikayetin çözümü için araştırma yapacağımı söylerim.

b- Bağırmaya hakkı olmadığını söyler, telefonu yüzüne kapatırım.

c- Telefonu ilgili servise bağlarım.

5-Empati duygusu, hangi cinsiyette daha güçlüdür?

a- Erkekler. b- Kadınlar. c- Her ikisinde de aynıdır.

6-Empati, hangi tür zekayı güçlendirir?

a- Sosyal zeka. b- Entelektül zeka. c- Duygusal zeka,

7- Empati için en çok hangisi gereklidir?

a- Gözlemlemek. b- Konuşmak. c- Dinlemek. 

8-Empati ve duygusal zeka, kariyer hayatının hangi aşamasında daha etkili olur

a- Terfi etmede. b- İş güvencesinde. c-Bir işe girişte.

9-Empatinin güçlendirilmesi ile şiddetin azaltılmasında en etkili sosyal birim hangisidir?

a- İşyeri. b- Aile. c- Okul.

10-Empatik yaklaşım, iş hayatında en çok hangi yararı sağlar?

a- Trendlerin izlenmesine imkan verir.

b- Ürün farklılaştırması için ipucu sağlar.

c- Tüketiciye odaklanmayı kolaylaştırır.

11-Hangisi empati eksikliğinin bir sonucudur?

a- Ön yargılar. b- Duyarsızlık. c- Sosyal olaylara ilgisizlik.

12- Devletin ekonomiden çekildiği, serbest piyasanın da sosyal sorumluluklarını üstlenmediği küreselleşme döneminde, sıkıntıda olanlara empatik destek, hangi kuruluşlar aracılığı ile verilebilir?

a-Hayır kuruluşları.

b-Sivil toplum kuruluşları.

c-Kooperatifler.

 

PUAN, CEVAP VE YORUMLAR

1- a = 3, b = 5, c = 2. Empati, kalıcı bir duygu olduğu için, sosyal sorunların çözümünde, karşılıklı anlayış ve sempatiye göre daha etkili olur.

2 a = 0, b = 2, c = 5 Başkalarının inanç, görüş ve düşüncelerini zorla değiştirmeye hakkınız yok. Onların kişiliğini dikkate almadan psikolojik baskı ve şiddet uygulamak, çoğunlukla geri teper. Ayrıca sizin görüş ve düşüncelerinizin en doğrusu olduğunu kim garanti ediyor ki?

3- a = 5, b=3, c = 2 Merhamet geçici bir duygudur. Hoşgörü kavramında ise sizin kendinizi karşınızdakinden daha üstün gördüğünüz varsayımı egemendir. Oysa saygı, sizin karşınızdakini kendinizi ile eşit görmenizi sağlar. Eşitler arasındaki diyalog daha etkilidir ve kalıcı bir empatik ilişkinin kurulmasınına imkan verir.

4- a = 5, b = 1, c = 3. Telefonun kapatılması öfke duygularını artırır ve sorunu iyice içinden çıkılmaz bir duruma getirir. İlgili servise bağlamak ise işi uzatabilir. En iyisi şikayeti not etmek ve sonucu müşteriye daha sonra bildirmektir.

5- a = 1, b = 5, c = 2 Araştırmalara göre, kadınlarda empati duyguları daha güçlüdür. Çünkü kadınlar duygulara ve duyguların paylaşılmasına, erkeklerden daha fazla önem verir. Bu nedenle sıkıntıda olan erkekler, dertlerini çevresindeki bir kadına anlatmayı tercih eder.

6- a = 3, b = 1, c = 5. Empati, bir duygu yoğunluğunu tanımladığı için, duygusal zekanın en önemli unsurlarından biridir. Empatinin sosyal zekanın oluşumunda da önemli rolü vardır.

7- a = 1, b = 3. c = 5 Karşımızdaki insanın dertlerini ve sorunlarını ancak dinleyerek anlayabiliriz. Anlayış ise empatinin kapısını açar. Gözlemleme pasif bir eylemdir. Dinlemeden konuşmak yalnız konuşanı rahatlatır.

8- a = 5, b = 3, c = 1 Araştırmalar ve iş deneyimleri, bir işe girişte bildiğimiz zeka katsayısının etkili olduğunu, ama girilen işte yükselmenin daha çok duygusal zekaya ve empatiye bağlı olduğunu gösteriyor.

9- a = 1, b = 5, c = 3. Duygusal eğitimde en büyük görev aileye ve aile içinde de anneye düşer. Çocuk okula başladığında, duygusal anlamdaki kişilik çizgileri belirgin hale gelmiştir zaten. Aile içi şiddetin orta vadede azaltılması da ancak annelerin eğitilmesi ile mümkün olur.

10- a =1, b = 3, c = 5. Kendini tüketici yerine koyan ve onların sorunlarını anlamaya gayret eden bir yönetici, hedef kitlesinin tercih ve istemlerini daha kolay kavrayabilir. Bu yaklaşım da tüketiciye odaklanma ilkesinin hayata geçirilmesini sağlar.

11- a= 5, b = 1, c = 3 Başkalarının dertlerini anlamak için çaba gösteremeyen kişi, onların hatalarının kaynağındaki nedenler üsüne de kafa yormaz. Sonraki aşamada kişilere ve toplumsal kesimlere, gerçekle ilgisi olmayan etiketler yapıştırılır. Önyargıların yaygın olduğu ortamın kaçınılmaz sonuçlarından biri de şiddettir.

12- a = 3, b = 5, c = 1. Hayır kuruluşlarının verdiği destek sürekli olamaz. Kooperatiflerin örgütlenmesi ise zaman alır. Sıkıntıda olanların yanı başındaki sivil toplum kuruluşlarının desteği ise insanları, sorunların çözümü konusunda cesaretlendirir. İhtiyacı olanlara balık vermek yerine, balık tutmayı öğretmek daha doğru ve daha empatik bir yaklaşımdır.

 

DEĞERLENDİRME

13-19 Puan: Kent hayatı ve küreselleşme sizi iyice değiştirmiş ve bozmuş. Tüm empatik duygularınızı kaybetmişsiniz. Başkalarını anlamak için hiç bir çaba göstermiyor, neredeyse herkesten nefret ediyorsunuz. Anlayamadığınız insanlar ve gruplar hakkındaki ön yargılarınız, sizi şiddete eğilimli yapıyor.

20-29 Puan: Serbest piyasa sisteminin "Gemisini kurtaran kaptan" ilkesi sizi iyice etkisi altına almış. "Dayanışma" kelimesini sözlüğünüzden silmişsiniz sanki. Yine de "Bugün bana, yarın sana" sözünü aklınızda tutun ve başkalarına daha empatik duygularla yaklaşmaya gayret edin. Bir gün siz sıkıntıya düştüğünüzde etrafınızda hiç kimse olmayabilir çünkü.

30-39 Puan: Başkalarına ancak kendi vicdanınızı rahatlatmak için ve kendi menfaatinizi düşündüğünüzde empati gösteriyorsunuz. Empatinizin bu "egoist" kökeni, başkaları tarafından seziliyor ve çevrenize verdiğiniz desteğin değerini düşürüyor. İyiliğinize "karşılık bekleme" alışkanlığı, bir noktadan sonra duygusal zekanızın güçlenmesini de önlüyor.

40-49 Puan: Yüreğiniz hep başkaları için çarpıyor ve ihtiyacı olanlara empati göstermek için adeta çırpınıyorsunuz. Aileniz, işyeriniz ve ülkeniz için elinizden geleni yapıyorsunuz. Ancak tam bir empati için, sorunları paylaşmaktaki başarınızı, çözüm üretiminde de göstermeniz lazım. Çünkü empati, ancak sıkıntılar ve dertler azaldığında gerçek anlamını bulur.

50-60 Puan: İnsanları seviyor ve fakir-zengin ayırımı yapmadan herkese aynı saygıyı gösteriyorsunuz. Çözüm üretiminde de iyisiniz. Empati duygularınızın çok güçlü olması, sosyal zeka katsayınızı da yükseklere çıkarıyor. Bu tutum ve davranışlarınızın ödülü ise çevrenizden gördüğünüz saygı oluyor. Ancak başkalarına destek olayım derken, kendi kişisel gelişiminizi de ihmal etmekten kaçının.

YIL 2015

19.2.2006

'2015' insan kaynaklari açisindan kritik bir dönemi ifade ediyor. 10 yil sonra çok sey degismis olacak. Her seyden önce ofislerde, is yerlerinde daha çok kadin görecegiz. Kagit kullanimi azaliyor, çalisma saatleri daha da esneklesiyor. Ev-ofis anlayisi gelisiyor. Bir önemli degisiklik de hiyerarsinin kalkmasi. 'Müdür' yine olacak. Ama, o çalisanlari degil, çalisanlar onu seçecek... (19.2.2006)

Esra Akin/

Bu yil 11'ncisi yapilacak olan Insan Kaynaklari Zirvesi'nin ana temasini'Manifesto' olusturuyor.
Liderlere, yöneticilere ve sirketlere gönderilecek olan niyetler deklarasyonunu içeren zirvede tartisilacak konulardan birisi de gelecegin ik politikalari ve sirket modelleri olacak.
2015 yilinda ise alimlar nasil gerçeklesecek, çalisanlarin pozisyonlarinda ne gibi degisimler olacak, teknolojik gelismeler sirketleri nasil yönlendirecek...

Rekabet, tehlike demek
Çalisanlar bütün bu sorunlari çok kisa sürede birarada yasayacaklar. 10 yil sonra bugünün 15 ile 18 yas arasinda olanlar bu degisimden en fazla payi alacaklar. Teknolojiyle beslenen bu nesil, islerine çok daha az zaman ve enerji harcayarak yapacak.
Kendilerine daha fazla güvenecekler ve daha genis haklara sahip olacaklar. Buna ragmen 2015 yilinda ise yeni baslayanlar için tehlikeler de söz konusu. Gelecek dönemin acemileri için en büyük tehlike rekabet. Çünkü 2015 yilinin amatörleri kendileri gibi donanimli olan pekçok amatörle bilgi ve teknoloji konusunda kiyasiya yarisa girecek.

Profesyonellerin 2015 için öngörüleri...

  •  Sirketlerin maliyetleri azalacak.
  •  Dijital ortam yaygin hale gelecek.
  •  Çalisma saatleri daha esnek olacak.
  •  Evden çalisma yayginlasacak.
  •  Kagit kullanimi azalacak.
  •  Kadin yönetici sayisinda artis olacak.
  •  Yaratici ve motive edici ortamlar gelisecek.
  •  Yeni pozisyonlar olacak ve farkli bölümlerden mezunlar ise alinacak.
  •  Hiyerarsi kalkacak.

    Mutlu çalisan sayisi artacak

    DHL Insan Kaynaklari Direktörü Belgin Ertam

    Idari islemlerin tamamen teknoloji üzerinden yapildigi ve insanlarin daha motive olduklari bir sistem gelisecek. 2015 yilinda fazla zaman alacak isler teknolojiyle halledilecek. Mutlu çalisanlarin sayisi artacak.Çalisma saatleri daha esnek olacak, daha proje bazli isler önem kazanacak ve çalisanlarin konumu daha net belirlenecek.
    Müsteriler için sunulacak olan servis kalitesi yükselecek. Insanlar sabit yerlerde daha az çalisacak. Insan iliskilerinin bugüne oranla önemi artacak. Kadinlarin sayisi artacak ve is yasaminda daha aktif hale gelecekler. Insanlar ofislerde daha etkili çalisip daha kisa sürede isten çikmanin yollarini bulacaklar.

    Iliskiler seffaflasacak

    HP Insan Kaynaklari Müdürü Adnan Erdogmus

    Gelecegin sirketlerinde üç sey çok önemli olacak. Yaraticilik, açik iletisim ve is-yasam dengesi. Sirketler ileride yaraticiligi destekleyen sistemler gelistirecek. Daha yenilikçi is ortamlari olacak. Iliskiler daha seffaf olacak.
    Katilimci kültür ortami artacak, hiyerarasi yok olacak ve daha farkli bir demokrasi kültürü gelisecek. Çalisanlari liderler yönetecek ve öyle görünüyor ki, çalisanlar kendi yöneticilerini seçmeye baslayacaklar.
    Halka açik sirketlerde daha çok bunu görecegiz. Mesai saatleri azalacak. Daha az mesaiyi insanlar teknolojiyi daha verimli kullanarak erisecekler. Mobil yasam hakim olacak.
    Dolayisiyla sirketler de daha dijital hale gelecek. Insanlar evden çalismaya baslayacaklar. Sirketlerle evler arasinda dijital baglantilar kurulacak. Esnek çalisma saatleri olacak.
    Çok daha kisa sürede daha fazla is yapilacak. Tabii bu denetlenmezse tehlikeli de olabilir. Is-yasam dengesi önemli hale gelecek.
    Sirketlerde çalisanlarin profili de degisecek. Kadinlarin sayisi artacak ve çok sayida yönetici kadin görecegiz. Ve bilgisayar mühendisligi gibi klasik bölümlerin yani sira farkli sosyal bilimlerden gelen insanlarin sanslari daha fazla olacak.

    Sirket maliyetleri düsecek

    Grey Worldwide Yönetim Kurulu Baskani Alper Üner

    Haklarinin daha fazla oldugu, özellikle saglik sigortasinin gözardi edilmedigi, hatta kendileri için emeklilik planlarinin dahi tasarlandigi bir is ortami beklentisi gittikçe artmakta.
    Çalisma sürelerinin daha efektif kullanilacagi hatta home ofislere sicak bakilacak bir is ortami bizleri bekliyor. Özetle maas disinda daha fazla imkânin saglanacagi ve gelecegin garanrtilenecegi bir ortam olacak.
    Ileride ev ofisler artabilir ve sirket maliyetleri düsebilir. Ayrica sirketlerin konularinda profesyonellesmis daha fazla danisman kullanacagi kanisindayim. Rekabetci ortam yüzünden performans degerlendirmeleri daha fazla önem kazanacak ve sadece üstler altlarini degil altlarda üstlerini degerlendirebilecekler. Artik hiyerarsi bir çok büyük sirkette islememekte.
    Yatay sistemler, en azindan kendisi kadar çok çalisan yöneticiler ekiplerini motive edebilmekte. Bundan hareketle çalisana daha fazla imkan veren bir ik politikasi sart olacak. Performans degerlendirmeleri de o derecede zorlasacak.

    Zorlama yöntemler gidecek

    Management Center Türkiye Baskani Alper Utku

    2015 yilinda çalisacak olanlar bugün 15 yasinda olanlar. Onlari iyi incelemek gerekiyor.
    Herseyden önce bu nesil açik fikirli, hizli hareket eden, hayattan maksimum faydalanan ve bir çok konuda bilgi sahibi olan bir kitle. Dolayisiyla sirketlerin bu kitleyi iyi anlamasi, onlari sikmayacak modeller gelistirmesi gerekiyor.
    10 yil sonra teknoloji çok gelisecek ve katilim artacak. Kagit kullanimi azalacak. Zorlama yönetimler yok olacak. 

    Katilim yüzde 20 fazla
    Bu yil inanilmaz bir ilgiyle karsilastik. Geçen yilla kiyasladigimizda zirveye olan ilgi yüzde 20 daha iyi. Özellikle sirketlerden büyük destek geldi. Bu yilin temasi 'Manifesto' Biz bu manifestoyo, bir 'niyet deklarasyonu' olarak görüyoruz.
    Kesinlikle bir meydan okuma degil. Kurumlara, insanlara ve liderlere yeni bir bakis açisi getirmek istiyoruz. Biz liderligini bir sunta degil, esin vermek için kullanilmasi gerektigini düsünüyoruz,katilima inaniyoruz. Bu zirvede bir model ihraç edilmeyecek, her sirketin kendine en uygun modeli bulmasina destek olacagiz.

    10 yil içinde inanilmaz bir devrim yasanacak

    Tüm Fütüristler Dernegi Baskani Alphan Manas

    2015 yilinda bizi bekleyen çalisanlarin aslinda fiziksel olarak is yerinde çok fazla bulunmayacaklari sirketlerde çalismalari ve çalisma saatlerinin azalmasidir.
    Fransa bu tuzaga düsmüs olmasina karsin hatasindan dönmektedir. Yillar geçtikçe piyasa kosullari hizla degismekte ve rekabetçi piyasa çalisma hayatini da degistirmekte.

    Ast - üst iliskisi...
    Bu gelismeler çalisanlarin daha kisa çalisma saatleri ile yasamlarini sürdürmelerini imkânsiz kilacak. Öte yandan iletisim alaninda önümüzdeki 10 yil içinde inanilmaz bir devrim yasanacak ve iletisim hizlari katlanarak büyüyecektir. Video konferans bu gelisime paralel olarak  ucuz ve pratik hale gelecektir.
    2015 çalisanlari...
     Bu durumda çalisanlar kendilerine en esnek ve en teknolojik alt yapiyi saglayan sirketlere yönelecek. Öncelikle karar mekanizmalari  en alt pozisyonlara kadar inecek. Yetki ve sorumluluk paylasimi da inmek zorunda, yoksa istenen hizi saglayamayiz.
    Alt seviyedeki bir uzman bile kendi konularinda karar alma ve uygulamaya yetkin olacak. Üst yönetim sadece vizyonu belirleyecek, stratejileri saptayacak. Daha sonra sadece mentorluk ve coach'luk yapacaklar.
    10 yil sonra sirketlerde bir çok pozisyonun isim ve is taniminin degistigini görecegiz ve yeni kavramlarla tanisacagiz.
    Örnegin Chief Knowledge Officer, sirketin bütün içerigine ve süreçlerine hâkim olan bir kisi olacak Chief Learning Officer'sa hayatimiza giren bir çok yöntemi önce ögrenecek ve sirketin egitim vizyonunu çizecek
    2015 sirketleri...
    Gelecegin sirketleri tümüyle kendi etki alaninda hareket edecekler. Üretim sirketi sadece üretimi, satis sirketi de sadece satisi yapacak. Bunun disindaki tüm hizmetler 'Dis Kaynak Kullanimi' ile saglanacak.

    2015 insan kaynaklari politikalari...

    Gelecekte sirketlerin en önemli departmanlarindan biri olacak IK Departmanlari (ki 1-2 kisiden bahsediyor olabiliriz) çalisacaklari insan kaynaklari danismanlik firmalarini içlerinde bulundurduklari 'yasam koçlugu danismanlari'na göre belirleyecek. Bugün ABD de emlak piyasasinda oldugu gibi portföyü güçlü olan 'yasam koçlari' sirketlerin insan kaynaklari için en önemli kaynak olacaklar.  Bugün dünyada bu gelisme yasanmaya zaten basladi. Önümüzdeki 10 yil da yayilma süresi olacak.

    Panelde gelecek tartisilacak

    Milliyet Kariyerim de, bu hafta baslayacak olan Ik zirvesinde bir panel düzenleyecek.
    2015 yili insan kaynaklari uygulamalarinin konusulacagi Milliyet Kariyerim panelini Milliyet Gazetesi Yayin Danismani Nurcan Akad yönetecek.
    Akad, gazetecilik tecrübesiyle çalisanlarin beklentilerini, sirketlerin insan kaynaklari yöneticilerine soracak. Akad'in sorularini Peryön Yönetim Kurulu Baskan Vekili  Hande Yasargil, Management Centre Türkiye Baskani Alper Utku, Dogan Yayin Holding IK Koordinatörü Nesrin Aktas, Koç Holding AS'de ise alma, performans ve ücret yönetiminden sorumlu  Insan Kaynaklari Koordinatörü  Buket Çelebiöven, Turkcell Genel Müdür Yardimcisi Selen Kocabas, HSBC Bank IK'dan Sorumlu Genel Müdür Yardimcisi Öktem Kalaycioglu yanitlayacak.

    Tarih: 22 Subat 2006
    Saat : 14.30-15.30 / 15:45 -16:45
    Yer : Lütfi Kirdar/Marmara Salonu
    22 Subat'taki panelden önce Milliyet'in internet sitesinde de 2015 yilinda insan kaynaklari politikasiyla ilgili bir anket düzenlendi. Iste ankete katilanlardan birkaç örnek...

    Efsun Firtina Can
    Yas 34

    Insan Kaynaklari gelecekte bir sirkette söz sahibi olabilmeli. Sirketler gelecekte çalisanlarin tamamen gelisimine yönelik esnek çalisma saatlerine uygun bir program çizmeli. Verimlilik ölçülürken de matematiksel hesaplar dikkate alinmali.
    Aykut Karaalioglu
    Yas 18

    Ik, çalisanlarin potansiyellerindeki farkliliklari gözönüne alarak her birey için farkli bir program uygulamali.
    Belli zamanlarda kisisel gelisim seminerleri, NLP organizasyonlari sirket politikasi olmali.
    Asli Kurtoglu
    Yas 33

    Seffaf, kriterlerin daha milimetrik hesaplandigi, insana saygi ve özgüven veren, küresellesme sürecinde beyni çagdas ve uygulamaya yönelik çalismalarin disiplin içinde yönlendiren bir platform olmali.http://kariyerim.milliyet.com.tr/detay.asp?id=1174
  • Büyük emeklerle yaratilan kariyerler, bazen hatali davranis lar yüzünden çok kisa bir sürede yitiriliyor. CareerBuilder.com sitesinin editörü Kate Lorenz, isini korumak isteyenlere on maddelik bir liste sunuyor. Iste kariyer mahveden 'zehirler'... (19.2.2006)

    Fatos Karahasan

    1 Insanlarla Basarili Iletisim Kurmamak
    Harvard Business Review and Fast Company dergilerinde yayinlanan yazilar, insanlarin sevilebilir ama az yetenekli kisileri, çok becerikli ama sevimsiz kisilere tercih ettigini anlatan yazilarla dolu. Arastirmalar,sevilmeyen  bir elemanin isini ne kadar iyi yaparsa yapsin, arkadaslari tarafindan dislanacagini ortaya koyuyor.

    2 Ekip oyuncusu olmamak
    Kimse bir primadonna'nin karsisinda kendisini rahat hissedemez. Bir ekip oyuncusu oldugunuzu ortaya koymak için, patronunuza bir yildizmis gibi davranin, kalbinizin sirketin iyiligi için çarptigini kanitlayin.

    3 Verilen sürelere uymamak
    Sirketler güvenecekleri insanlara ihtiyaç duyarlar. Zamanlamalara uymamak  profesyonel  bir tavir degildir. Ayrica,  diger çalisanlarin programlarini allak bullak eder ve patronu kötü duruma düsürür.  Söz verirken en iyi çözüm, yapabileceginizin altinda vaatlerde bulunup, çok daha fazlasini sunmaktir.

    4 Çalisma saatlerinde özel isler yapmak
    Sirketin e-mail ve telefon sistemleri sirket isleri içindir. Kisisel telefon görüsmelerinizi az ve kisa yapmaya çalisin. Duygusal konusmalarinizi asla sirkette yapmayin. Bazi sirketlerin silinen e-postalari bile okuyabilecek bir altyapisi oldugunu unutmayin. Patronunuzun okumasini istemeyecegi hiçbir mektubu, sirket bilgisayarindan göndermeyin.

    5 Kendini çevreden soyutlamak
    Sirketinizde ve sektörünüzde çalisanlarla iliski içine olun. Izole yasamayin. Bilgi sahibi olmak, ofis politikalarindan yara almadan çikmaya yardimci olur.
    Arastirmalar basarili bir iliskiler agina sahip olan kisilerin daha basarili ekipler kurdugunu, iyi performans degerlendirmeleri aldigini, bunun sonucunda da daha yüksek kazanç elde ettiklerini ortaya koyuyor.

    6 Ofis aski yasamak
    Yerinde bir ask iliskisi yasamak hiç de iyi bir fikir degildir. Patronunuzla bir ask yasarsaniz, basarilariniza süpheyle yaklasilir. Size bagli olan bir kisiyle çikarsaniz kendinizi çesitli suçlamalarin odaginda bulursunuz. Eger isler kötü giderse, herkesin yasayacaginiz tatsizliklara tanik olacagini unutmayin.

    7 Riskten veya basarisizliktan korkmak
    Eger siz kendinize inanmazsaniz, kimse size güvenmeyecektir. Yapabilirim tavrini benimseyin ve risk alin. "Bunu hiç yapmadim" demek yerine, "Nasil yapilacagini ögrenecegim" demeyi seçin.  Hata yaptiginizda, itiraf edip, yolunuza devam edin. Her durumdan bir sey ögrenmeye çalisin.
    Unutmayin, zamanla riskten kaçmak, kariyerinize  hata yapmaktan daha fazla zarar verecektir.

    8 Hedef sahibi olmamak
    Basarisizlik amaciniza ulasmamak degil, ulasacak hedefe sahip olmamaktir. Kendinize hedefler koyun ve günlük aktivitelerinizi onlara ulasacak biçimde düzenleyin. Önceliklerinize karar verin.

    9 Dis görünüsü ihmal etmek
    Dis görünüse önem verirler. Ise uygun olmayan giysilerle veya hirpani görünümlü gitmeyin. Küfürlü ve argo konusmaktan kaçinin. Becerikli, saglam karakterli ve çaliskan bir insan görüntüsü vermek istiyorsaniz, o dogrultuda bir imaj gelistirin.

    10 Dedikodu yapmak
    Nerede, kime ne söylediginize dikkat edin. Sirket sirlari, çalisma arkadaslarinizin özel yasamlari veya patronunuz hakkinda bosbogazlik etmeyin. Dedikodu isinize mal olabilir.


    Dikkat! Erkekler espri yapan kadinlardan hoslanmiyor

    Erkeklere "Bir kadinda en önem verdikleri sey nedir?" diye soruldugunda, genellikle karakter, ruh güzelligi ve zeka  diye cevap verseler de, aslinda tercihlerini fiziki güzellikten yana kullaniyorlar.
    Önümüzdeki günlerde Evolution&Human Behaviour dergisinde yayinlanacak bir çalismanin sonuçlari, erkeklerin esprili kadinlardan hoslanmadigini ortaya koyuyor. La Repubblica'da yayinlanan bir habere göre, Western Ontario Üniversitesi profesörlerinden Eric Besller ve Sigal Balshine'in  20-30 yaslarindaki yüzlerce üniversite ögrencisiyle yaptigi arastirmanin sonuçlarina göre, erkekler kadinlarda en çok fiziki güzellikten etkileniyor. Öte yandan, sürekli espriler patlatan ironik kadinlardan çekiniyor. 

    Dalga geçme kaygisi tasiyorlar
    Erkekler, esprili kadinlarin kendilerini küçük görecegi ve cinsel performanslariyla dalga geçecegi kaygisini tasiyorlar. Kelimeleri iyi kullanmak, çevredekileri güldürmek erkeklere bir üstünlük saglarken, ayni özellik kadinlar için bir dezavantaj olusturuyor.
    Iletisimde, kadinlar için sözler, erkekler içinse gördükleri önemli. Oscar Wilde'in Dorian Gray'de bir düsese söylettigi gibi: "erkekler gözleriyle seviyor, kadinlarsa kulaklariyla".


    Biz bu f ilmi beraber yaptik

    Batili sinema izleyicisiyle, Türkler arasindaki en büyük fark, bizim film biter bitmez ayaga kalkmamiz, onlarinsa  jenerik bitene kadar ayni dikkat ve ilgiyle izlemeyi sürdü rmesi.
    Ezel Akay'in,   'Hacivat  ve Karagöz Neden Öldürüldü' filmini Tempo'nun özel gösteriminde izledim. Seyirciler emege saygili bir kitle olarak, son kareye kadar salonda projeye katkida bulunan yüzlerce insanin ismini ok udular. Benim filmin son unda ki "Biz bu fil mi beraber yaptik" cümlesi çok hosuma gitti.

    Titiz çalismanin eseri
    Film çok basarili bir ekip çalismasi ve ciddi bir proje yönetimi  örnegi. Ezel Akay'in söyledigine göre,  çok yogun ve süratli çalisilmis.  Bu yüzden maliyetler de ayni sekilde yükselmis. Kisacasi, yapimcilar hiçbir fedakarliktan kaçinmamislar.
    Zaten, bu büyük yatirim ayrintilarda  kendisini gösteriyor. Senaryo, kurgu, karakter seçimi, diyaloglar, dekor, kostüm ve genel anlatim dili açisindan film çok titiz bir çalismanin eseri.  Belli ki, ise herkes gönlünü vermis.

    Özdeslestirmek zor
    Son dönemde Türk sinemasi müthis bir talep patlamasi yasiyor. Saçma sapan Hollywood filmlerinden bikan  izleyici, daha canli kanli ve kendisini anlatan çalismalari izlemek istiyor. Ezel Akay'in tarihi karakterleriyle seyircinin kendini özdeslestirmesi pek kolay degil.
    Çalisma hiciv sanatinin iyi bir örnegi durumunda. 
    Filmin masalsi atmosferinde,  tiyatroda yüzlerce yildir varolan iyi-kötü çatismasi basariyla yansitilmis  Hirslar, entrikalar, yalan dolanlar,  ezenler ezilenler arz-i endam ediyor. Seyirci, olay ve karakterlerin aslinda aynen bugün de var oldugunu net olarak görebiliyor.
    Film bir trajikomedi,  zaten filmin sonu  afislerde yazili; kahramanlar ölüyor. Asil merak edilen konu bunun neden oldugu.
    Masalin sonunu filmin basindan açiklamak oldukça modern ve cesur bir teknik. Seyirci, böylece çözüme dogru tüm gelismeleri daha da büyük bir merakla bekliyor. Dilerim, hak ettigi ilgi, sevgi ve begeniyle karsilanir.http://kariyerim.milliyet.com.tr/detay.asp?id=1175 

     

    1-"Bu millet adam olmaz" ve "Eller aya biz yaya" gibi sözleri hangi sıklıkla kullanırsınız?

    a- Sık sık. b- Nadiren. c- Hiç bir zaman

     

    2- Edilgenliğin yol açtığı ataletin en önemli nedeni hangisidir?

    a- Önceki çözüm girişimlerinin başarısız olması.

    b- Enerji ve dinamizm eksikliği   

    c- Umutsuzluk

     

    3-Bir olumsuzluk durumunda "Ben tek başıma ne yapabilir ki?" diyerek pasif kalmak doğru mudur?

    a- Bazen doğrudur. b- Doğru değildir. c-Doğrudur.

     

    4- Edilgenlik hangi ortamda daha yaygındır?

    a- Özgür bir ortamda, 

    b-Özgürlüklerin kısıtlandığı bir ortamda.

    c- Bu tutumun ortamla bir ilgisi yoktur.

     

    5- Mazeret üretiminin edilgenlik sürecindeki rolü nedir?

    a- İnsanları rahatlatır

    b-Başarısızlığın nedenlerinin bulunmasını sağlar.  

    c-Çözüm arama zahmetinden kurtarır. 

     

    6-İşyerinde en doğru tutum aşağıdakilerden hangisidir?

    a-Müdürüm ne derse onu yaparım.

    b-Müdürümün dediğine kendimden bir şeyler katarak yaparım.

    c-İşi kendi bildiğim gibi yaparım.

     

    7- İşyerindeki geleceğiniz en çok hangi faktöre bağlıdır?

    a-Yöneticilerin size karşı duygularına.

    b-Yöneticilerin sizin  performansınız konusundaki yargılarına.

    c-Kendi bilgi ve becerilerinizi geliştirme çabalarınıza  

     

    8- Edilgenliğin yaygın olduğu toplumlarda hangi nitelikteki liderler gözdedir?

    a- Mesih ve mehdi rolündeki kurtarıcı liderler.

    b-Kitleleri peşinden sürükleyen karizmatik liderler

    c-Kitlelere gerçekleri anlatan liderler.

     

    9-Hangi kimlik açıklaması toplumu daha aktif kılar?

    a-Kimliğini, geçmişi ve gelecek hedefleri ile açıklamak.

    b-Kimliğini, başkalarına karşıtlıkla açıklamak.

    c-Kimliğini, geçmişi ile açıklamak.

     

    10-Bir şirketin gelişmesinde belirleyici faktör sizce hangisidir?

    a-Şirketin değişime uyum ve büyüme yeteneği.

    b-Ankara'nın karar ve uygulamaları.

    c-Küreselleşmenin yeni oyun kuralları.

     

    11-Edilgenliğin kökeninde hangi duygu yatar?

    a-Üstünlük duygusu.

    b-Kendinden memnun olma duygusu.

    c-Aşağılık kompleksi   

     

    12-Her önemli olayın bir komplo teorisi ile açıklanması ve karşıtların çok güçlü ve zeki insanlar olarak gösterilmesi hangi etkiyi yaratır?

    a-Edilgenliği azaltır.

    b Edilgenliği artırır.

    c-Bir fark yaratmaz. 

     

    CEVAPLAR VE YORUMLAR

     

    1- a = 0,  b = 1,  c = 5  Bu tür lâfları, kendi başarısızlığını bahane aramak için herkesi başarısız göstermek isteyenler kullanır. "Herkes kötüyse, benim iyi olmama gerek kalmaz" diye düşünen kişisin varacağı yer edilgenlik ve atalettir.

     

    2- a = 5,  b = 2,  c = 3   Her kurtuluş girişiminde olumsuz sonuçla karşılaşan kişi, giderek çaresizliğin, umutsuzluğun ve edilgenliğin kucağına düşer. ABD'li psikolog Martin Seligman'ın "öğrenilmiş çaresizlik" diye tanımladığı  bu duygu insanların mücadele azmini zayıflatır ve olaylara seyirci kalmaya zorlar.

     

    3-  a = 2,  b = 5,  c = 1  Herkes kendi yaptığından ve yapmadıklarından sorumlu olduğu için, başkalarının edilgenliğini özür olarak göstermek doğru değildir. Kritik durumlarda çözümün bir parçası olamayanların, ister istemez problemin bir parçası olurlar.

     

    4- a = 0, b = 5,  c = 1 Anti-demokratik baskıların yarattığı korku, cesareti törpüleyerek bireyin düşündüklerini yapmasını engeller. Hareket alanı yasaklarla daralan beyin, edilgenliği aşacak çözüm yollarını üretemez. Özgürlük, cesaret verir ve bireyi aktifleştirir.

     

    5- a = 3,  b = 1,  c = 5  Sizin mazeretinizi ben, benim mazeretimi siz hoş gördüğünüzde her ikimiz de parmağımızı taşın altına sokma zahmetinden kurtuluruz. Mazeretler, vicdanımızı rahatlatan tembellik gerekçeleridir. Mazeret kültürünün yaygınlığı edilgenliği besler. Edilgenlik nedeniyle işler kötüye gidince, yeni mazeretler üretilir.  

     

    6- a = 2,  b = 5,  c = 1 Günümüzün karmaşık ve çok yönlü sorunlarını tek bir kişinin çözmesi imkansız. Ayrıca kişinin yalnız denileni yapması, zihnindeki bilgi ve becerilerin zamanla dumura uğramasına yol açar.  Herkesin çözüm üretimine katılımı ise ekibin dinamizmi en üst düzeye çıkarır.   

     

    7- a = 1, b = 3,  c = 5  Kariyer yolunda bazı aksilikler ve iyi tesadüfler arada bir etkili olsa da insan kendi geleceğinin mimarıdır. Ne istediğini bilen, kendini tanıyan ve geliştiren kişi, aksiliklere karşı daha dirençli olur,  fırsatlardan daha iyi yararlanır.

     

    8- a = 5, b = 3,  c = 1 İnsanların söz ve karar hakkını kullanmadığı ve edilgen olduğu toplumlarda sorunların çözümü için insanüstü  yeteneklere sahip bir yöneticiye umut bağlanır. Edilgen kitleler bazen de insanları mıknatıs gibi çeken bir liderin büyüsünden medet umar. Her iki tip lider de kalıcı bir iyileşme sağlayamaz. 

     

    9 - a = 5, b = 1, c = 3  Başkalarına düşmanlığı temel alan negatif kimlik açıklaması veya geçmişe aşırı bağlılık, edilgenliği besler. Geçmişten gelen kimliğini, daha aydınlık bir geleceğin potasında yeniden üretebilenler ise sosyal ve ekonomik hayatın her alanında daha aktif olur.

     

    10- a = 5, b = 3, c = 1 Küreselleşme ve makroekonomik politikalar da şirketi etkiler ama değişen koşullara uyum için yeniden yapılanan şirketler her problemin üstesinden gelebilir ve büyümesini sürdürür. Konjonktüre ve dışsal koşullara aşırı bağımlılık, iş dünyasındaki edilgenliğin önemli belirtileri olarak kabul edilir.

     

    11- a = 1, b = 2, c =5.  Kendisine ve ülkesine güvenemeyen kişilerin, risklerden ve tehlikelerden duyduğu korku, edilgenliği yeniden üretir. Aşağılık kompleksinin ortaya çıkardığı özgüven eksikliği, öğrenme sürecini de engeller.   

     

    12- a = 1,  b = 5, c = 2. Her olayın bir entrika ve kumpas ile açıklanması ile ortaya çıkan komplo enflasyonu, gerçek tehlikelere karşı önlem alınmasını zorlaştırır. Komplo teorisyenlerinin çabaları bu karmaşada hedefledikleri tepkileri yaratamadığı gibi kitlelerde endişe ve yılgınlık da doğurabilir. Böylece bu kişiler Türkiye karşıtlarının değirmenine su taşımış olurlar.

     

    DEĞERLENDİRME

     

    11-20 PUAN: Her şeyi ailenizden, müdürünüzden, belediyeden ve devletten bekliyor, işlerin yolunda gitmesi için parmağınızı bile kımıldatmıyorsunuz. "Armut piş, ağzıma düş" sözü tam sizin için söylenmiş. sizin de kendi hayatınız için bir şeyler yapmanız şart. Aksi takdirde hayatın sert rüzgarları sizi bir saman çöpü gibi oradan oraya sürükleyecek.

     

    21-30 PUAN:  Neler yapılması gerektiğini biliyor ama iş eylem aşamasına gelince geri adım atıyorsunuz.  Geleceğinize sahip çıkmak için bir şeyler yapmak zorundasınız. İşinizin gelişmesi için neler yapılması gerektiğini analiz ederek, kendinize bir yol haritası hazırlayın ve hemen yola çıkın!

     

    31-40 PUAN: Hayatınıza ve işinize yön vermek için mücadeleye başlıyor ama tam yolun yarısındayken vazgeçiyorsunuz. Yakınma ve mazeret üretme alışkanlıklarından vazgeçseniz iyi olacak. "Edilgen" etiketinden kurtulmak için daha kararlı ve aktif olmanız lazım.

    41-50 PUAN: Aktif bir hayatınız var. Sıradanlığı kabullenemiyor, aksaklıklara ve aksiliklere karşı mücadele veriyorsunuz  ama bazen ayrıntılara takılıp kalıyor, tablonun bütününü göremiyorsunuz. Bu sorunu çözdüğünüzde işinizde hızla yükselebilir, sivil toplum kuruluşlarında yöneticilik yapabilirsiniz. 

    50-60 PUAN: Hem kendi hayatınıza hem de işinize belirli bir yön vermek için elinizden geleni yapıyorsunuz.

    Sorumluluklarınızı biliyor ve üzerinize düşen görevi tam anlamı  ile yerine getiriyorsunuz. Girdiğiniz her işte başarılı olma ihtimaliniz yüksek. Her zaman istediğiniz sonuca ulaşamasanız da siz asla yenik düşmezsiniz...  

    Faruk Türkoğlu http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=35103&KOS_KOD=60