Cezalar kesiliyor ama ödeyen yok
16.2.2006‘Unakıtan Yumurta’ya Kemal Abi paranteziyle 10 puan KDV indirimi
SON günlerde Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın oğlu Abdullah Unakıtan’ın ‘Unakıtan Yumurta’yı vitrine çıkarmasıyla çok sık konuşulan pastorize yumurta konusunda, KDV yönünden de ilginç bir durum var. Bir kararname ile likit ve pastorize yumurtanın KDV’si, yüzde 18’den yüzde 8’e indirildi.
Temel gıda maddelerinden bazılarında örneğin peynir tozu, süt tozu, pekmez, pestil, tahin helva, su ve maden suyunda KDV indirimi yapılırken, listeye parantez içinde, likit ve pastorize yumurtalar da dahil edildi. Bilmeyenler için açıklayalım. Daha önce, yumurta, yüzde 8 KDV’ye tabi iken, likit ve pastörize yumurta yüzde 18 oranında KDV’ye tabi tutuluyordu.
2004/8301 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 1 Ocak 2005 tarihinden itibaren, likit ve pastorize yumurtanın, yüzde 18 olan KDV’si yüzde 8’e indirildi (Bkz. 29 Aralık 2004 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan, 27.12.2004 tarih ve 2004/8301 sayılı Kararname). Yukarıda da belirtildiği gibi, daha önce, yüzde 8 KDV’ye tabi olan temel gıda maddeleri arasında sadece yumurtaya yer verilmişti. 2004/8301 sayılı Kararname ile yumurtanın yanına, parantez içinde ‘likit ve pastorize olanlar dahil’ ibaresi eklendi. Böyle olunca, likit ve pastörize yumurtanın KDV’si yüzde 18’den 8’e inmiş oldu.
LİKİT ŞEKER VE YUMURTA
Bu arada, temel gıda maddeleri ile ilgili II sayılı listede, ilginç bir çelişki göze çarpıyor.
Kristal ve kesme şeker, yüzde 8 KDV’ye tabi iken, likit şeker yüzde 18 oranında KDV’ye tabi tutuluyor.
Yumurtada ise olay farklı. Yumurta da yüzde 8 oranında KDV’ye tabi, likit ve pastorize yumurta da!..
DİĞER ÇELİŞKİLER
KDV oranları ile ilgili listeleri taradığımızda, aşağıdaki çelişkiler de göze çarpıyor.
Öğrenci yurtları, yüzde 8 KDV’ye tabi. Buna karşılık Huzurevleri, yüzde 18 KDV’ye tabi tutuluyor. Oysa huzurevi de yurt benzeri bir olay. Hatta huzurevindekilerin, daha çok korunmaya ihtiyacı var.
Gazete ve dergiler yüzde 1 KDV’ye tabi iken, bunların kağıtları yüzde 8, yazarların telif ödemesi ise yüzde 18 KDV’ye tabi.
Kuru çayın paketlenmiş satışı yüzde 8, açık ve dökme olarak satışı ise yüzde 18 KDV’ye tabi tutuluyor.
Sebze ve meyvelerin, tazesi, konservesi, turşusu, salamurası ve kurutulmuşu yüzde 8, dondurulmuşu yüzde 18 KDV’ye tabi.
Cetvel, silgi, kalem ve kalemtraş yüzde 8, okul önlüğü, okul çantası ve beslenme çantası yüzde 18 KDV’ye tabi iken; pırlanta, elmas, yakut ve incinin KDV’si yüzde sıfır!..
Sofra tuzu da yüzde 18, havyar da yüzde 18 KDV’ye tabi!...
Kefen bezi de yüzde 18, lüks mağazadan alınan kıyafet de yüzde 18 KDV’ye tabi tutuluyor.
Lokantaların, toptancı halden meyve ve sebze alırken ya da et, un, nohut, mercimek ve fasulye alırken ödediği KDV, yüzde 1, müşteriden hesap alırken tahsil ettiği KDV yüzde 18 oluyor.
Film sinemada izlenirse yüzde 8, evde DVD ve VCD’den izlenirse yüzde 18 KDV ödeniyor.
Turizm de KDV; Fransa’da yüzde 5.5, Portekiz’de yüzde 5, İsviçre’de, yüzde 3,6 Hollanda’da yüzde 6, İspanya ve Polonya’da yüzde 7 ve çoğu Avrupa ülkesinde, normal KDV oranının üçte biri ya da yarısı iken Türkiye’de yüzde 18 KDV uygulanıyor.
Saymakla bitmez
KDV konusunu bir fıkra ile noktalayalım.
Acıkmış bir şekilde eve dönen küçük Arda, annesine sorar;
- Anneciğim akşama ne var?
- Saymakla bitmez oğlum
Arda sevinir ve ‘Güzel, nelermiş bunlar?’ diye sorduğunda, annesi yanıtlar;
- Pirinç pilavı...
KDV ile ilgili çelişkiler de saymakla bitmez.
Bugünlerde, vergilerle ilgili değişiklikler gündemde, yukarıda belirtilen çelişkilere de bir el atılırsa, çok iyi olacak...
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/3940967.asp?yazarid=82
Cezalar kesiliyor ama ödeyen yok
HER yıl milyarlarca YTL'lik ceza kesiliyor ama bunun çok az bir kısmı tahsil edilebiliyor.
2005 yılında da; yargı para cezası, idari para cezası, trafik para cezası vs. olarak 8 milyar 874 milyon YTL ceza tahakkuk etmiş, fakat bunun yüzde 20'si ancak tahsil edilebilmiş.
VERGİ CEZASININ YÜZDE 4'Ü
Vergi cezalarına gelince, durum daha vahim. Önce, son 3 yılda, tahakkuk eden ve tahsil edilen ceza tutarını gösteren tabloya bir bakalım.
Tablodan da fark edileceği gibi, tahakkuk eden vergi cezalarının, yaklaşık yüzde 4'ü tahsil edilebiliyor.
KESİLEN VE ÖDENEN
Konunun yabancısı olanlar için, kısa bir açıklama yapalım.
Vergi inceleme elemanları, her yıl mükelleflerin yaklaşık yüzde 2'sini inceliyorlar. İnceleme sonucu buldukları, eksik bildirilen ya da hiç bildirilmeyen tutar varsa buna "matrah farkı" deniliyor.
Bulunan matrah farkı üzerinden, vergi daireleri vergi ve ceza kesiyor.
Mükelleflerin büyük kısmı, gelen vergi ve ceza için "uzlaşma" istiyorlar. Belli bir tutarda anlaşmaya varılırsa, anlaşmaya varılan o tutar tahakkuk ediyor.
Bir kısmı da itiraz ediyor. İtiraz edenlerin (dava açanların), davayı kaybetmeleri halinde, kesinleşen vergi ve ceza tutarları, tahakkuk ediyor.
Uzlaşma ya da dava sonucu ya da dava açılmadığı için kesinleşen cezalara "tahakkuk eden ceza tutarı" deniliyor (Buna gecikme faizi veya gecikme zammı dahil değil).
Tahakkuk eden yani kesinleşen cezaya karşı, dava açma hakkı da yok. Ödenmesi gerekiyor.
Tabloda belirtilen bu cezaların, son üç yıldır ancak yüzde 4'ü tahsil edilebilmiş!..
Özetle, kesinleşen cezanın büyük kısmı uzlaşma veya dava açma yolu ile kalkıyor. Kalan yani tahakkuk eden 5-6 milyar YTL'lik cezaların da ancak yüzde 4'ü tahsil edilebiliyor.
DAHA KÖTÜSÜ DE VAR
Şimdi bunu okuyunca "Demek kesinleşen cezaların çoğu uzlaşma ya da yargıda kalkıyor. Kalkmayıp kesinleşenlerin de yüzde 4'ü tahsil edilebiliyor. Eyvah durum çok kötü..." diye düşünebilirsiniz.
Daha kötüsü de var. Anayasa Mahkemesi 20 Ekim 2005 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan kararı ile "vergi ziyaı" cezasını iptal etti. Buna bağlı olarak, "vergi kaçakçılığı" para cezası da iptal oldu.
Yakında yeni bir yasa çıkartılıp, geriye dönük ve öncekine göre hafifletilmiş bir vergi cezası getirilecek. Geriye dönük olması nedeniyle, bu ceza da Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilirse, 2001, 2002, 2003, 2004 ve 2005 yılları, 2006'da ve izleyen yıllarda incelenip, matrah farkı bulunduğunda, hiç vergi cezası kesilemeyecek. Kesilenler de kalkacak!..
Vergi kaçırana, vergi cezası kesilemeyince, vergisini ödeyenlerin de kafası iyice karışacak...
Özetle, fıkra gibi bir olay!...
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=3930829&yazarid=82
Gelir vergisi komedisi
KOMEDİSİ diyorum ama aslında dramı...
2005 yılı, gelir vergisi tahsilat rakamları belli oldu. Sonuçlar; "güleriz, ağlanacak halimize" dedirtecek cinsten.
Vergi oranları indirilecek olanlar, bakın ne yapmışlar.
KOMEDİDEN BAZI SAHNELER
2005 yılının 12 aylık döneminde, tahsil edilen vergilerin tamamı ve gelir vergisinin ayrıntısı, tabloda gösterilmiştir.
Gelin, hep beraber tabloyu inceleyelim.
800 bin mükellef verginin binde 1'ini ödüyor
Basit usule tabi mükellef sayısı, yaklaşık 800 bin kişi. Bunların tamamının 2005 yılında ödediği gelir vergisi 107 milyon 622 bin YTL.
Kişi başına ayda ödedikleri vergi ise yaklaşık 10 YTL!..
Peki... 800 bine yakın bu mükellefler, toplam vergi gelirlerinin yüzde kaçını ödemiş olabilirler. Tabloya bakın:
2005 yılı toplam vergi gelirleri 119 milyar 254 milyon YTL
800 bin mükellefin ödediği gelir vergisi 108 milyon YTL
Ödenen verginin toplam vergi gelirlerine oranı binde 1.
1.7 milyon mükellef, verginin yüzde 2'sini ödüyor
Gelirlerini yıllık beyanname ile bildiren yaklaşık 1 milyon 700 bin mükellef var. Konfeksiyoncu, mobilyacı, kırtasiyeci, kitapçı, gözlükçü, lokantacı, doktor, avukat, mimar, nakliyeci, şirket ortağı, kira geliri olanlar ve benzeri kişilerden oluşan bu mükelleflerin sayısı 1 milyon 700 bin kişiyi buluyor. Peki... 2005 yılında bunlar ne ödemişler, bir bakalım;
2005 yılı toplam vergi geliri 119 milyar 254 milyon YTL
1 milyon 700 bin mükellefin ödediği gelir vergisi 2 milyar 72 milyon YTL
Kişi başına ödenen aylık gelir vergisi ayda 100 YTL
Gelir vergisinin toplam vergi gelirine oranı: yüzde 1.74
Görüldüğü gibi, beyannameli mükelleflerin 2005 yılında ödedikleri gelir vergisinin, toplam vergi gelirlerine oranı yüzde 2 bile değil!..
Tablodan da fark edeceğiniz gibi, toplam gelir vergisinin yüzde 90'ı kaynakta vergi kesintisi (stopaj) yolu ile ücretlilerden, faiz ve repodan, kiradan vs. toplanmış.
Ne dersiniz, "gelir vergisi komedisi" demekte haksız mıyız?
Ücretlilere müjde
PERŞEMBE günü "Ücretlilerin Suçu Ne?" başlığı altında, şirketlerin ve beyannameli vergi mükelleflerinin vergi oranları indirilirken, ücretlilere indirim yapılmayışına dikkati çekip, "Ücretlilerin suçu ne?" diye sormuştuk. Dün Kanat Atkaya da "Ücretli İsyanlarda: Güney Yarımküre'ye Gideceğim" başlıklı yazısında, aynı konuyu akıcı üslubuyla ele almıştı.
Çalışanları ayağa kaldıran bu gelişmeler üzerine, Başbakan Erdoğan'ın Maliye Bakanı'na "Yeniden bir bakalım, bir daha gözden geçirelim Kemal Bey" diye talimat verdiğini, Maliye Bakanı'nın da "Notumu aldım, değerlendireceğiz efendim" dediğini dünkü Hürriyet'te okudunuz.
Şimdi sıra, ücretlilere verilecek, oran indirimi müjdesinde...
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=3918330&yazarid=82
Ücretlilerin suçu ne
ÖNÜMÜZDEKİ günlerde, vergi oranları indirilecek. Ancak, bu indirimin ücretlilere bir faydası olmayacak. Bilmeyenler için, yapılacak indirimi kısaca özetleyelim.
Anonim ve limited şirketlerin, kurumlar vergisi oranı, yaklaşık yüzde 33 aşağı çekilerek, yüzde 30'dan 20'ye indirilecek. Şirketler ve ortakları açısından sevindirici bir olay...
Konfeksiyoncu, mobilyacı, kitapçı, kırtasiyeci, ayakkabıcı, bakkal, manav, yedek parçacı, saatçi, gözlükçü, kuaför, lokantacı, büfeci, tamirci, nakliyeci, inşaatçı, avukat, doktor, mimar ve kira geliri olanlar gibi gelir vergisi mükelleflerinin, en düşük vergi oranı, yüzde 25 aşağı çekilerek, yüzde 20'den 15'e indirilecek. Tavan oran ise, yüzde 40'dan 35'e indirilecek. Bu da beyannameli mükellefler açısından sevindirici bir olay...
Ücretlilere gelince... Onlara indirim yok. Daha açık bir anlatımla, kurumlar vergisi mükellefleri ve beyanname veren gelir vergisi mükelleflerinin, vergi oranları indiriliyor. Ücretlilerin vergi oranı ise aynı kalıyor yani indirilmiyor. Hatta, 2006 yılında, geliri belli sınırı aşan ücretlilerin, ödeyeceği gelir vergisi artıyor.
İLGİNÇ ÇELİŞKİLER
Bu konuda, bazı kıyaslamalar yapmak istiyoruz.
1- Ücret gelirleri, kaynakta vergilendirildiği için, vergi kaçırma olanağı yok. Oysa diğer gelirler, beyana dayalı olarak vergilendirildiğinden, vergi kaçırma olanağı var.
2- Otomobili olan şirket ya da defter tutan gelir vergisi mükellefi, otomobilin tüm giderlerini masraf yazıp, kazancından düşebiliyor. Otomobili olan ücretli, giderlerinin tamamını, cebinden karşılıyor.
3- Şirket yetkilisi ya da defter tutan gelir vergisi mükellefi, lokantada yemek yiyor ve iş yemeği diyerek, masraf yazabiliyor. Uçağa, otobüse ya da trene biniyor, otelde yatıyor, "işle ilgili" diye bunları da masraf yazıp, kazancından düşebiliyor. Ücretlinin bu tür bir olanağı yok .
4- Bazı şirketlerde; eş ve çocuğa verilen otomobiller, şirkete kaydediliyor. Tüm giderleri, şirketin defterine masraf yazılıyor. Üniversitelerde, otomobili olan öğrencileri çevirip, ruhsatına baksak; çoğunun bir şirkete kayıtlı olduğu görülür. Oysa, ücretlinin, eş ve çocuğu için, bu tür bir olanağı yok.
5- Alınan gömlek ve kravatlar, eşantiyon gösterilip masraf yazılabiliyor. Bilgisayar, kırtasiye ve bazı eşyalar, firmaya alınmış gösterilebiliyor. Ücretlinin bu olanağı da yok.
Çelişkiler, ücretliler aleyhine uzayıp gidiyor.
VERGİ ARTIYOR
- Vergi oranları indirilirken, ücretlilere uygulanan vergi oranlarında bir puan dahi indirim yapılmaması, ciddi bir eksiklik ve haksızlık olarak göze çarpıyor.
- Özellikle asgari ücretlide ve düşük gelirlerde, oran indirimi yapılması gerekirdi.
- İlk dilim olan 7 bin YTL, yasa değişmese, daha yüksek olacaktı.
- Aylık 6 bin YTL, yıllık 72 bin YTL ücret geliri olanın, ödeyeceği gelir vergisi artarken, aynı geliri elde eden beyannameli mükellefin ödeyeceği vergi azalıyor.
Şirketlerin vergisi yüzde 33 indiriliyor. Beyannameli mükelleflerin ise ilk dilimde vergileri yüzde 20 indiriliyor. Öte yandan, ücretlilerde bir puanlık indirim dahi yapılmıyor. Hatta, belli sınırı aşan ücretlerde, ödenecek vergi artıyor.
Peki... Ücretlilerin suçu ne?
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=3908038&yazarid=82
