Ali Desidero ve cari denge?
16.2.2006Günlerdir beklenen 2005 yılı bütünü cari denge ve finansmanı istatistikleri sonunda ilan edildi. 2005 yılının bütününde cari açık 22.85 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Cari açık demek bir ülkenin kendisi dışındaki ülkelerin tasarruflarını kullanması demektir. Çünkü açığı ancak ya finansmanı başka ülkelerden borçlanma sağlayarak karşılayabilirsiniz ya da kendi eski birikiminizi, mevcut döviz rezervinizi kaybederek.
Türkiye bu süreçte net 23 milyar dolar döviz rezervi girişi sağladığına göre ve resmi rezervler 17.8 milyar dolar arttığına göre (IMF'ye de 5.3 milyar dolar borç geri ödendiğine göre) Türkiye cari denge açığı vererek başka ekonomilerin tasarruflarını önemli ölçüde borç almakta.
Ülkenin cari açığı karşılayabilmek için aldığı borçları iki kategoriye ayırmak gerek. Bunların bir kısmı yabancıların hisse senedi veya kamu kağıdı alması gibi sokakta 'sıcak para' olarak adlandırılan ve endişe oluşursa ülke dışına kaçabilmesi gündeme getirilen fonlardır.
Ancak bir de bizim 'soğuk para' adını taktığımız yabancı para girişleri var. Bunların başında doğrudan yabancı sermaye yatırımı gelmekte. Yani yabancıların ülkemizde kurulu bir şirketin hisselerini almaları veya 'greenfield yatırımı' denen sıfırdan bir şirket kurmak için içeriye sermaye sokmaları.
2005 yılında doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının bir patlama yaptığı biliniyor. Cari denge istatistiklerinde 2005 yılında yurtdışından 9.65 milyar dolar doğrudan yabancı sermaye yatırımı girmiş, 1.05 doğrudan yabancı sermaye yatırımı ise çıkmış. Bu iki rakam netleştirilirse ülkeye net 8.6 milyar dolar soğuk para girişi olmuş, yani kaçmayacak yabancı sermaye.
Ancak bir de net hata ve noksan adı altında gelen ve büyük çapta kayıtdışı ihracat gelirini temsil eden döviz (o da soğuk para) kalemi var. 2005 yılının bütününde net hata ve noksan, yani kayıtdışı ihracatın döviz geliri ise 1.98 milyar dolar olmuş.
Şimdi bu iki soğuk para kalemini, doğrudan yabancı sermaye yatırımı ile net hata ve noksanı topladığınız takdirde, 8.6 milyar dolar doğrudan yatırım ve kabaca 2 milyar dolar da net hata ve noksanı toplarsak, 10.6 milyar dolar ediyor. Cari denge açığı 22.8 milyar dolar olduğuna göre, sıcak para ile finansman cari denge eksi doğrudan ve net hata olarak 12.2 milyar dolar olarak hesaplanabilir.
Şimdi ise cari açık büyüyor mu küçülüyor mu sorusunu soralım. Her şeyi GSMH oranı alırsak ve 2005 GSMH sayısını da resmi rakam olan yüzde beş büyüme üzerinden 350 milyar dolar civarında düşünürsek (ki bu kötümser yani, gerçekleşecek olandan daha kötü bir sayıdır ve büyüme yüzde beşi geçerse oran daha da küçülür) ve cari denge eksi doğrudan yatırım ve net hata noksan, bölü GSMH hesabını yaparsak ortaya ilginç bir sayı çıkıyor.
2000 yılında netleştirilmiş açık bölü GSMH sayısı yüzde eksi 6.2 idi.
2004 yılında yüzde eksi 3.8 idi.
2005 yılında ise eksi yüzde 3.4 düzeyine gerilemiş bulunuyor.
Yani cari denge kaynaklı döviz baskısı, 2005 yılında 2004 yılında artmıyor, petrol fiyatlarının beş milyar dolara yakın ek tahribat yapmasına rağmen ve makine teçhizat yatırımı nedenli ithalatın da milyarlarca dolar artmasına rağmen, üstelik de tekstil, hazır giyim, ayakkabı ve deri ürünlerinde Çin etkisinin ihracata yapısal tahribat yaptığı ve sanayi üretimini aşağıya çektiği bir dönemde!
İsteyen istediği kadar endişelenebilir. Ama 2006 yılında döviz kuru üzerinde, şu anda bilinenler bir araya konduğu zaman, yukarıya doğru baskı olmayacağı gözükmekte. Tersine TL biraz daha değerlenecek gibi!
Zaten dün bu istatistikler yayınlanırken, Merkez Bankası milyar dolar mertebesinde döviz alımı yaparak piyasaya müdahale ediyor ve kuru yukarıda tutmaya çalışıyordu.
Ali Desidero'nun bu yazıyı okuduktan sonra 'ulu' felaket habercilerimize dönüp 'Hayırlı tıraşlar' dediğini ve küçük Veli Desidero'nun da ona katıldığını görür gibiyim!
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=28111,10,12
Özlenen 2005 cari denge ve finansmanı sayıları sonunda açıklandı. Aşağıda bir tablo şeklinde gelişmeler var. Bu sayıları analiz ederken nelere dikkat etmeliyiz?
Birincisi, cari denge açığı 2004 yılında 15.6 milyar dolar iken 2005 yılında 22.9 milyar dolar oldu. Bu 7.3 milyar dolar açık artışı demek.
Ancak Türkiye’nin hampetrol ithalatı 176 milyon varilden 173 milyon varile hafifçe azalırken maliyeti 2004 yılından 2005 yılına petrol fiyat artışları nedeni ile 2.6 milyar dolar veya yüzde 42 arttı. Benzer şekilde tabii gaz ithalatı hızla artarak 2.7 milyar dolar ekledi. Böylece cari denge açığına salt enerjiden 6.7 milyar dolar eklenmiş oldu. Yani cari denge açığına enerji maliyetinin yüzde 47 artması önemli ölçüde etki etti ve cari dengenin toplamının 2004 yılından 2005 yılına artışının yüzde 91 kadarı petrol ve gaz maliyet artışından kaynaklandı. Yani cari denge açığının kendisi değil, artışı kontrolumuz dışındaki etkenlerden kaynaklandı.
Buna bir de ülkemizin 2004-2005 sürecindeki hızlı yatırım artışının etkisini de eklemek zorundayız. Türkiye 2003 yılında 3.3 milyar dolarlık makine teçhizat ihraç etti ve 11.3 milyar dolarlık makine teçhizat ithal etti. Yani net 8.0 milyar dolarlık yatırım malı ithalatımız var. 2004 yılında yatırım malı ihracatı 6.5 milyar dolara çıkarken yatırım malı ithalatı 17.4 milyar dolar yükseldi. Net yatırım malı ithalatı da 10.9 milyar dolar olarak gerçekleşti, yani bir evvelki yıla göre 3.9 milyar dolar arttı. 2005 yılında ise yatırım girişimi hızla devam etti. Yatırım malı ithalatı 20.2 milyar dolar, ihracatı 8 milyar dolar ve net yatırım malı ithalatı 12.2 milyar dolar oldu. Görüldüğü gibi geleceğin üretim, istihdam ve ihracatının kaynağı olan sermaye malı ithalatı da cari açığa birkaç milyar dolarlık ekleme yaptı. Yatırım malı dolar bazında 2003 yılından 2004 yılına yüzde 56 artarken, 2004 yılından 2005 yılına da yüzde 12 artmaya devam etti. Bu da cari denge açığını büyüten ikinci bir faktör. Tabii esas açığımız girdi ithalatından oluşuyor.
Ülkemizde insanlar bir de yanılgı içindeler. Çoğumuz ülkenin artan cari açığının tüketim malı ithalatı nedeni ile gerçekleştiğini sanmaktalar. Türkiye 2005 yılında 34.7 milyar dolarlık tüketim malı ihraç etti, 13.9 milyar dolar tüketim malı ithal etti, yani net 20.8 milyar dolarlık tüketim malı ihracatçısıyız. Buradan gelen gelire karşılık da 12.2 milyar dolarlık yatırım malı ithal ettik. Net tüketim malı ihracatçısı ve net yatırım malı ithalatçısı olmak iyi bir durumdur.
Şimdi düşünceleri toparlayalım. 22.9 milyar dolar cari denge açığı var. Bundan 8.6 milyar dolar doğrudan yabancı sermaye yatırımını düşelim. Geriye 14.3 milyar dolar cari açık kalır. Bundan 2.0 milyar dolar olan net hata ve noksanı (kayıt dışı ihracat geliridir) da düşelim. Finanse etmemiz gereken cari açık 12.3 milyar dolar iner, yani yüzde 53.7 veya kabaca cari denge açık rakamının yarısına ineriz.
Bu hesabı 2004 yılı için de yaptığımız takdirde geçen yıl aynı sayının 11.4 olduğunu ve geçen yıldan bu yıla artışın yüzde sekiz civarında olduğunu, yani 12.3 milyar dolara çıkışın büyük bir artış anlamına gelmediğini görebiliriz.
Ülkenin ihracatının FOB 76.6 ve ithalatının FOB 109.2 milyar dolar olduğu ve yüzde beş reel büyüme sayısı temel alındığı takdirde 350 milyar dolar olarak tahmin edilen bir GSMH oranı olarak dışa açıklığın 186 bölü 350 eşittir yüzde 53 düzeyine vardığı bir ülkede, 12.3 milyar dolarlık netleştirilmiş cari açık sayısının finansman sorunu yaratmadığını görmek zorundayız. 2006 yılında da şu andaki verilerle 10-12 milyar dolar yabancı sermaye yatırımı beklenmesi nedeniyle de 2006 yılında da kura baskı doğmayacağını düşünmek mantıklı olur diye düşünüyoruz. Merkez Bankası kura daha çok müdahale yapacak!
Ama isteyen istediği şekilde kriz senaryosu da yapabilir! Ülkede demokrasi var, analiz fakirliği serbesttir! Bugün itibarıyla ülkenin en büyük riski cari, denge kaynaklı kriz veya dünya faizleri değil, Türkiye’nin Hamas adımının olası sonuçlarıdır!
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=28314,,12
0 yorum yazılmıştır