06.10.2008 | Şevket Sürek | Dizi Yazı
3 günlük Paris fuarları ziyareti sonrası ver elini Amerika. Bayram tatilini fırsat bilerek Paris'ten sonra Amerika'ya geçip 10 gün süre ile Alabama, North Carolina ve Georgia eyaletlerinde bazı tekstil sanayi bölgelerinde iş görüşmeleri yapacak, iş adamlarıyla, işçilerle, sokaktaki adamlarla konuşacak, duruma yerinde vakıf olacağım.
İlk durağım Georgia Eyaleti'nin başkenti Atlanta. Burada ekonomik kriz beklerken hayli farklı bir sorun ile karşılaştım. Kredi krizi bir yana, farklı olarak nitelendirdiğim görüntü benzin yokluğuydu. Benzin yokluğunun ekonomik kriz ile alakası yok. IKE fırtınası Teksas'ı vurunca, Meksika körfezindeki rafineriler hasar almış ve o hasar Atlanta ya benzin yokluğu olarak yansımış . Her arabaya 50 dolarlık benzin kotası koymuşlar. Bazı benzincilerde ise hiç benzin yok . Saatlerce bekleme sonunda "Benzin bitti" tabelasını gördüğünüzde yıkılıyorsunuz. Amerika daki yaşam arabalı yaşam üzerine kurulduğundan benzin sıkıntısının ne anlama geldiğini anlamanız zor olmasa gerek.
Krizin yansıması tasarruf
Benzin yokluğunu kabullenip ekonomik krizin yansımalarına odaklanıyorum. Gıda maddesi satan alış veriş yerleri dışındaki Mall'arda ve Outlet lerde işler kesat. Kesatlığın ana nedeni krizin yarattığı tasarruf ortamı. Bu tasarruf önce giyim kuşam sonra gezme tozma ve eğlence sonra da yeme, içme alanlarını vuruyor. Başka ülkelerde ilk sırada olan otomotiv sektörü tasarruf etkisi Amerika da tekstil ve turizmden sonraki tasarruf sırasında ama, o sektörde de sıkıntı had safhada. Amerikan otomotiv sanayi uzak doğu kökenli arabalar karşısında havlu atmış durumda. Ekonomik kriz nedir bilmeyen halk son yaşanan ekonomik kriz ardından ekonomik terimlerin aşinası olmuş. Televizyonlarda artık spor ve magazin programlarından daha çok ekonomi programları ve haberler dinleniyor. Yoğun bir tüketim toplumu olan ve her şeyi borçla alan Amerikan toplumunda tasarruf yaşamın her aşamasını açık bir şekilde hissediyorsunuz.
Bir çok bölgede akşam yemekleri genelde restoranlarda yenilir. Şimdi bir restorana gittiğinizde masanız hazır ve bir çok masayı da boş görmeniz olası. Yerleşim bölgelerine girip etrafınıza biraz dikkatli baktığınızda evlerin önlerindeki "Satılık" tabelalarının çokluğu dikkatinizi çekiyor. Ev fiyatları her geçen gün düşüyor. Hele, hele bankaya borcunu ödeyemeyenlerin evleri bankaya geri dönmüşse banka tarafından bedelinin altında ve sadece bankanın alacağı kadar fiyatla satılıyor. Bir çok yerde yarım kalmış yüzlerce inşaat görebilirsiniz. Şirketlere kredileri kesen bankaların kredi kartları limitlerinde de kısıtlama yaparak risklerini küçültecekleri ifade ediliyor. Bu söylenti gerçekleşirse günlük harcamalarda aynı oranda kısılacak ve tüketim bundan payını alacak. Tüketimin yavaşlaması üretimleri yavaşlatacak ve stoklar artacak. Böylece sıkıntı Reel sektöre de yansıyacak. İşte bu noktada korku dağları bekliyor.
Buharlaşan dolarlar
Bir çok kişi paralarını Lehman Brodhers'e ve diğer batan bankalara kaptırmışlar. Bu mağdurların çoğunun emekliler olduğu söyleniyor. Bir kafede sohbet etiğim Jhon adındaki emekli muhasebe uzmanı bana Lehman Broders'da 800 bin dolar kaybettiğini anlatıyor. Bir doktor dostumun 400 bin doları buhar olmuş. Bu nedenle kulaklar başka batan var mı konusuna ve Hükümetin batan finans kuruluşlarını kurtarma programında. Bush hükümeti vergi veren her kişiye ve 18 yaşının altındaki çocuklarına 600 dolar cep harçlığı vermişti. Toplam 182 milyar dolar tutan bu meblağın başarısız sonuç verdiğini, 600 dolarları alanların borçlarını ödedikleri ve piyasalara harcama anlamında yansımadığını bildiklerinden 700 milyar doların da aynı akıbete uğrayacağından korkuyorlar. Alabama, North Carolina ve Georgia da konuştuğum Amerikalı işadamları "kurtarma paketi işe yaramazsa sonrasını sadece biz değil tüm dünya düşünmelidir" diyor.
İŞSİZ KALMA KORKUSU
Konuştuğum işadamları da firmalarında büyük bir tasarruf çabası içindeler. Bu günlerde "Tasarruf tedbirleri üreten ve yöneten firmaların ve risk yönetimi satan firmaların" işleri çok iyi olduğu söyleniyor. İş hayatındaki tasarruf tedbirlerinin ilk ayağı dünyanın her yerinde personelden tasarrufla başlar. Amerika da da öyle oluyor. Küçük tasarruf sahipleri ve çalışanlar bankalardaki birikimlerini kaybetme korkularına ilaveten bir de işlerini kaybetme olasılığı morallerini hayli bozuyor. Borçla yaşayan bir toplum için iş sahibi olmanın önemini anlatmama gerek yok. Patronlar çıkardıkları işçi sayılarından bahsederlerken, işçileri bu korkunun verdiği stresle yaşıyorlar. İş yerlerine girerlerken kullandıkları kartlar çok önemli. Ertesi gün işe gittiklerinde ellerindeki o kart iş yerine girmesini engellemesi kovulduğunu anlaması için yeterli bir gösterge. Bu durumun en karlı çıkardığı meslek şüphesiz psikologlar.
Yayınlanan Üçüncü çeyrek işsizlik raporunda son Bir yıl içerisinde 605 bin kişinin işsiz kaldığı, işsizlik oranının yüzde 6.1 olduğu, son bir ay içinde işsizlik oranının yüzde 7.2 arttığı belirtiliyor. 2008 yılı üçüncü çeyreğinde işten çıkarılan sayısı 287.142 kişi ve son yıl işten çıkarılan sayısının nerede ise yüzde 50'si.
SEÇİM GERİ PLANA İTİLDİ
Benzin yokluğu ve ekonomik kriz seçim yarışını üçüncü plana itmiş. Benzin yokluğu kısa sürede bitecek ve Amerikalılar ekonomik kriz ve seçimlerle baş başa kalacaklar. McCane ve Obama'nın televizyon tartışmaları ekonomik krizin dahi gerisinde. Televizyon tartışmasında bazı Amerikalıya göre Obama önde bazılarına göre McCane. Sıradan vatandaşlar McCane'nin güçlü sermaye yanlısı görüntüsüne karşılık Obama'nın etnik yanını ön plana çıkarıyorlar. Obama ya "Hayır" demeyi ırkçılık olarak yorumlayanlar çoğunlukta. Obama'nın televizyon tartışmasında "İran ile dahi görüşürüm" demesini, dahası "Irak politikalarını eleştirmesini" olumlu görenler Obama ya güç veriyorlar. Obama konuşmalarında sıklıkla Irak , Afganistan , cephelerine 1 trilyon dolara yakın harcama yapılmasını, bunlara ilaveten İran ve Kuzey Kore gibi ülkelerde yeni cepheler açma çabasını ekonomik krizin nedeni olarak gördüğünü söylüyor. İkinci dünya savaşından bu yana Amerika hep bir düşmana ihtiyaç duymuş ve düşman bulmakta zorlanmamıştır. Bu politikayı eleştiren iş adamları "bu politika artık bitmiştir, Amerika dostlar edinmeli ve ekonomiyi güçlü kılmalıdır" diyorlar. Bu düşünceyi Obama da benzer bir ifade ile seslendiriyor ve o da "çok düşman edindik dünyanın Amerika ya daha olumlu bakmasını sağlamalıyız" diyor.
ABD PAZARI KAYBEDİLDİ
Amerika benzin yokluğu , ekonomik kriz ve seçimlerle boğuşa dursun benim dersim mal satmak ve almak. Bu nedenle buradayım zaten . Yaptığım toplantılar ihracattan yana olumsuz. Tek sıkıntı Türkiye deki güçlü YTL ve düşük dolar. Burada öylesine düşük fiyatlarla mallar satılıyor ki, satış fiyatlarına baktığınızda hemen bir maliyet hesabı yapıp ümitsizliğe düşüyor ve "Ne işim var benim burada" demekten kendinizi alamıyorsunuz. Zaten rakamlar da bu sıkıntıyı açık, seçik gösteriyor. Amerika-Türkiye dış ticareti 13 milyar dolar ithalat ve 1.6 milyar dolar ihracat rakamlarıyla uzak ara Amerika'dan yana. ABD ile aramızda gerçekleştiremediğimiz Nitelikli Sanayi Bölgeleri bu rakamlardaki dengesizliğin en büyük nedeni. Son 5 yılda Amerikan dolarının dan YTL karşısında değer kaybetmesi ihracatımızın gerilemesine ithalatımızın artmasına neden olmuştu. Dolaştığım alışveriş merkezlerinde Türk malı nerede ise hiç yok. Bu merkezlerde Çin mallarının yanı sıra Malezya, Endonezya, Vietnam, Kamboçya menşeli mallar daha çok. Tasarruf nedeniyle tüketimin düşmesi fiyatlara yansımış. Belki moralinizi bozacağım ama Amerikan pazarı Türk ihracatçısı için artık kaybedilmiş bir pazar ve yakın gelecek için hiç umutlu değilim.
Amerikalılar için artık rüyadan uyanmanın vakti geldi (2)
07.10.2008 | Şevket Sürek | Dizi Yazı
Wall Street'teki borsayı kurtarma planı devrede ama Amerikalıların 'Main Street' dedikleri, bizdeki karşılığı 'Reel Sektör' olan bir piyasa daha var. Amerika da 'Main Street' olarak tanımlanan bu piyasaların durumu Wall Street'ten daha hallice görünmüyor.
Amerika izlenimlerinin ikinci gününde reel sektörde yaşanan sıkıntılara değinmek gerek. Kasırganın rafinerilere verdiği zarardan dolayı Georgia'da yaşanan benzin sıkıntısı özellikle gıda ürünleri satışlarında patlama yaratmış. Ama bu yoğun talep fiyatlara zam olarak yansıyamamış. Arabalarıyla alışverişe giden insanlar benzin tasarrufu nedeniyle gıda maddelerini daha çok alarak evlerinde depolama eğilimindeler. Talebin nedeni de bu ve bu, suni bir talep. Çevre eyaletlerdeki çok sayıda üretim yerinde stoklar büyük. Her ne kadar henüz kapasite kısıtlamasından söz edilmiyorsa da bu beklenti çok uzak değil. Elektronik ve diğer ürünlerin satışlarında ciddi düşmeler söz konusu. Amerika'nın en büyük elektronik satıcısı Best Buy'un cirosunun yüzde 40 düştüğü söyleniyor.
Araba satışlarındaki düşüşler korkutuyor. Eylül ayında Ford'un yüzde 34,6, Chrysler'in yüzde 33, Toyota'nun yüzde 29.5, Honda'nın yüzde 28, General Motors'un yüzde 16 oranında satışlarının düştüğünü açıklaması bu sıkıntıyı açık seçik gösteriyor. Daha az benzin yakan güçteki araba satışlarında dahi düşüşler söz konusu. Güçlü motorlara sahip arabaların satışları nerede ise durmuş. Ayda 49 dolarlık taksitlerle Japon veya Kore malı sedan araba alabilmeniz mümkün. İkinci ellerdeki güçlü araba satış fiyatları komik denecek fiyatlarda ama alan olmadığından birçok araba satıcısı şirket kapanmış durumda.
Otellerde yer bulma sorunu yok. Üstelik otel fiyatları Avrupa'ya göre hayli ucuz ve lüks. Buna rağmen televizyonlarda "yarı fiyatına oda" reklamları yapılıyor. Avrupa-Amerika arasındaki uçuşlarda yer yok. Uçak firmalarının bunu fırsat bilerek fiyatları yükseltmelerine, ucuz mal almak için günü birlik dahi Avrupa'dan Amerika'ya doğru yoğun bir trafiğin olduğu söylenmesine rağmen Amerikan hava yolu şirketleri ayakta zor duruyorlar.
Reel sektörün durumu
Wall Street'teki borsayı kurtarma planı devrede ama Amerikalıların "Main Street" dedikleri, bizdeki karşılığı "Reel Sektör" olan bir piyasa daha var. Amerika'da "Main Street" olarak tanımlanan bu piyasaların durumu Wall Street'ten daha hallice görünmüyor. Amerika'da bulunduğum sürede reel sektörün durumunu anlatmak için sıklıkla ve slogan halinde kullanılan bir cümle dikkatimi çekti. "Wall Street Bailout, is not Main Street Bailout" (Wall Street'i kurtarmak, reel sektörü kurtarmaz) anlamına gelen bu cümle reel sektörün de acilen kurtarılmayı bekleyen yapısını anlatıyor.
10 günlük temaslarımda gördüklerim had safhada tasarruf ve endişe. Bu endişe içerisinde birikimlerini, yatırımlarını kaybetme, evinden ve işinden olma, işyerini kapama dahil birçok korkuyu içeren bir yapıda ve giderek büyüyor.
700 milyar dolarlık kurtarma planının oylanacağı 29 Eylül günü öğlenden sonra, North Carolina'da büyük bir tekstil grubu CEO'su Bill Murrey ile toplantıdayken asistanı endişeli bir ifadeyle toplantıyı bölüyor ve Bill'e bir not uzatıyor. Notu okuyan Bill'in yüzü bembeyaz oluyor ve hemen odadaki televizyonu açmasını istiyor asistanından. Ekranda "Breaking News" uyarısı ve "700 milyar dolarlık kurtarma planı 205'e 228 oy ile reddedildi" haberi var. Yan göstergelerin hepsinde hisse senetleri borsaları kırmızı renkte ve düşüş oranları hızla artıyor. Bill ve diğer Amerikalı yöneticilerin yüz ifadeleri değişiyor ve telaşlanıyorlar. Bill özür dileyerek toplantıyı kesmek ve yönetim kurulu ile acil toplantı yapmak ihtiyacında olduğunu söylüyor ve giderayak bana dönerek "Biz hep Amerikan rüyası ile büyüdük, okullarımızı bu rüya ile bitirdik, iş sahalarımızı bu rüya ile kurduk, uzaya bu rüya ile gittik, en büyük üretim ve ihracat gücünü bu rüya ile gerçekleştirdik, en büyük finans gruplarını bu rüya içinde kurduk, süper güç olmayı bu rüya ile hedefledik ama gelin görün ki bu kadar güçlü olmamıza rağmen gücümüz bize yetmiyor, korkarım bu rüya bitti" diyerek telaşla uzaklaşıyor.
10 gündür ABD'de "Kredi Krizi" adı verilen krizi çeşitli platformlarda izledim. 10 gündür yazılı ve görsel basında "Is your Money safe? Wall St. Crisis- Main St Crisis, No Gaz, Bailout Operatıon Bailout Vote-Breaking News, American Vote" manşetlerini gördüm, okudum. "McCaine, Obama, Palin, Biden" tartışmalarını izledim, işadamlarıyla, işçilerle konuştum. Benzinsiz kaldım ve edindiğim bilgileri sizlerle paylaştım. Buradaki 10 gün içerisinde "süper güç de olsanız", kontrolü kaybettiğinizde "nasıl bir hiç olunur"u bizzat yaşadım. Son krizin Amerikalılara "Amerikan rüyasının bittiğini ve artık rüyadan uyanma vakti geldiğini" hatırlatması anlamında fayda sağladığını yerinde gördüm. Global dünyada değerlerin nasıl bir anda yayılarak domino etkisi yarattığını, hızla dünyanın her yerine uzanarak diğer ekonomileri de etkilemesini hep beraber yaşadık.
EKRANDAKİ HÜZÜNLÜ GÖRÜNTÜ
700 milyar doların reddedildiği haberini aldığımda yaşanları görmek için Wall Street'te olmak isterdim. Ama ben binlerce kilometre uzakta sanayici ağırlıklı bir toplantıdaydım. Olanları televizyonda izleyebildim. Ekrandaki görüntüler hüzünlüydü. Başını iki elinin arasına almış bir broker geliyor ekrana. Yüzünde umutsuz ve çökmüş bir ifade var. Ret kararı gerçekten bir şok oldu. Amerikan toplumu ciddi bir şok yaşadı dersem yanlış olmaz. Oylama bir başka gerçeği gündeme getirdi. Çevremdeki Amerikalı sanayiciler ağız birliği etmişçesine bu kararın ardından Demokratlar'ın oy kaybedeceklerini söylediler. Aslında ret kararında Cumhuriyetçiler'in de payı vardı ama senatodaki çokluklarından fatura onlara çıkmış görünüyordu. Çevrem bir anda alternatif bir plan uygulamadan sadece McCaine'ye siyasi bir darbe vurmak amacıyla alınan bu ret kararının toplumun çekeceği sıkıntıları artırmak pahasına siyasi amaçları için kullandıklarını ama çok yanlış yaptıklarını söyleyenlerle doldu.
Hazırlanan yeni kurtarma planı için 1 Ekim günü oylama yapıldı. Yeni kurtarma planı senatodan 74 evet ve 25 hayır oyu ile geçerek Temsilciler Meclisi'ne gönderildi.
KURTARMA PAKETİ İŞE YARAR MI
Beklenen gün 3 Ekim Cuma günü oylamayı bekliyoruz. Akşam yapılması planlanan oylama öğlen saat 13.15'te başladı ve 15 dakika sürdü. Bu kez bir iş toplantısında değil bir arkadaşımın evinde takip ediyoruz oylamayı. İlk 5 dakikada Demokratlar'ın oylarıyla "Evet" oyları öne geçti ve oylama süresince aynı tempoda giderek "263 evet, 171 Hayır" sonucuyla "kurtarma paketi" geçer oy aldı. Oylamanın en ilginç yanı ise "evet" oylarının çoğunluğunu oylamayı isteyen Cumhuriyetçiler'den değil de, muhalefette olan Demokratlar'dan gelmesiydi. Bu oylamanın bir diğer ilginç yanı ise günlerdir kurtarma paketi üzerine odaklanan piyasalar ve bu piyasalardaki uzmanların 700 milyar dolarlık kurtarma paketinin işe yarayıp yaramayacağı konusunda net bir şey söyleyememeleriydi. Gün boyu televizyonlarda konuşan uzmanlardan hiçbirisi "Paket şu aşamada şu sonucu verecek, olumlu veya olumsuz sonuç verecek" şeklinde ikna edici bir görüş belirtemedi.
Pazartesi gününe göre televizyon ekranlarındaki borsa gösterge renkleri cuma günü kırmızı değil yeşildi. Kurtarma operasyonu neler getirip, neler götürecek bekleyip göreceğiz.
0 yorum yazılmıştır