yazar adi


EKONOMİ / 30/09/2008

Çeşitli kuruluşlar ekonomik görünüm raporu yayımlıyor ben de geri kalmayayım dedim. Aşağıdaki tabloda başlıca göstergeler itibarıyla bu yılki değerlerin geçen yıl aynı dönemdeki değerlerle karşılaştırılmasını sunuyorum. (parantezler eksi değer gösteriyor)
Bu tablodaki göstergelerin hepsini bir eğilim indeksi gibi düşünsek ve bu indeksin nasıl bir gidişat sergilediğini ortaya koysak aşağıdaki gibi bir şekil ortaya çıkar. Türk ekonomisinin gidişi budur. Eğer bir kriz çıkmaz ya da bir dış kriz bizi sıfır çizgisine (yatay eksen) hızla itmezse, Türkiye ekonomisi aşağıya doğru inerek yoluna devam edecektir. Benim tahminim eğer bu yolda devam edersek 2009 yılında sıfır çizgisine ulaşacağımız yönündedir. 2002 yılında başlayan çıkış eğilimi, ekonominin batma noktasından dönmesiyle başlamıştı. Ekonomi küçük düzeltme hamlelerine hızlı yanıtlar verdi. Özellikle de AB ile müzakere aşamasına gelinmesi ekonomiye dış kaynak girişini hem hızlandırdı hem de doğrudan yabancı sermaye biçimine dönüşerek kaynak kalitesini yükseltti. Bu ivme ekonomiyi 2007 yılına kadar taşıdı. Ne var ki bu arada atılması gereken reform adımları atılmadı. Bunların üç tanesi çok önemliydi: (1) Bütçedeki kanamayı durdurmak için sosyal güvenlik reformu, (2) Kamu maliyesinin dayanaklarının kalitesini artırmak için vergi reformu, (3) Enerji sorununu çözebilmek için  nükleer enerji yatırımı. Bunların üçü de yapılamadı. Oysa bunlara 2003 ya da 2004’te girişilseydi şimdi sonuçlar alınıyor ve Türkiye’nin yeniden sıçramasının önü açılmış oluyordu. Ne yazık ki Türkiye bunları yapmak yerine bütçeyi özelleştirme gelirleriyle yamamak gibi, cari açığa dayalı ithalat vergileriyle durumu geçiştirmek gibi, doğal gaza dayalı elektrik üretimi gibi çözümleri tercih etti.
Ekonomi 2007 başından bu yana sürekli kötüye giderken geçici çözümlere dayalı tercihlerin faturası da kapımıza gelmiş bulunuyor. Bayramınız kutlu olsun.


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır