Ekonomide bu yıl beklenen yüzde 6 dolayındaki büyümeye rağmen istihdam aynı oranda artmadı. Son dört yılı dikkat aldığımızda ise, ekonomi toplam yüzde 33 büyürken, işsizlik oranının azalmak bir yana, arttığını görüyoruz. Makroekonomik göstergelerdeki iyileşmeye rağmen işsizlik, aşağıdaki nedenlerle gelecekte de ekonomi gündeminin hep ilk sıralarında yer alacak:

İşgücü arzındaki artış: Doğurganlık ve nüfus artış hızlarındaki gerileme devam ediyor ama bunun işgücü piyasasına yansıması için en az 10 yıllık bir süre geçmesi gerekecek. Çünkü nüfusun hızlı arttığı 1970-1985 döneminde doğanlar, işgücü pazarına girmeye devam ediyor. Ekonomi büyüse bile çalışma çağına giren genç nüfusun tümünü istihdam edemeyeceği için, işsizlik oranının yakın gelecekte yüzde 9'un altına inmesi çok zor olacak. Hükümetin 2007 ve 2008 işsizlik hedeflerinin, yüzde 9'un üstünde bulunması da bu görüşü doğruluyor.

İleri teknoloji ve otomasyon: Sanayici ve işadamlarının üretimde eskisine göre daha ileri teknolojileri kullanması işsizliğin azaltılmasını önlüyor. Otomasyon düzeyi arttıkça işçilerin yerini makineler almaya başlıyor. Tüm sanayileşmiş ülkelerde görülen bu eğilim Türkiye'de önümüzdeki yıllarda devam edecek. Üretim artsa da sanayide istihdam artışı aynı oranda olmayacak.

İnternetin yaygınlaşması: Örneğin; bankacılıkta işlemlerin gişedeki memurla yapılmasındaki maliyeti 100 olduğunda, bu maliyet ATM'lerde 25'e, internet bankacılığında ise 4'e iniyor. Bu avantajı dikkate alan finans ile diğer hizmetler sektöründeki şirketler, eleman çalıştırmak yerine yeni iletişim teknolojilerine yöneliyor. 

Vasıfsızlık sorunu: İş arayanların bir bölümü vasıfsız ve deneyimsiz. Oysa firmalar, yabancı rakipleri ile başa çıkmak için iki yıl deneyimli, bir yabancı dil bilen, hatta lisans üstü eğitim yapmış elemanlar arıyor. Bu ortamda gençler işsizlikten, firmalar da vasıflı eleman bulamamaktan yakınıyor.

 

Tarımsal istihdamda önemli azalma

İşgücü istatistiklerinde görülen en önemli olgulardan biri tarımsal istihdamdaki azalma oldu. Bu azalma, geçen yüzyılın ikinci yarısında traktörün tarlalara girmesi ile ortaya çıkan tarımsal istihdam azalmasının bir benzerinin, günümüzde de yaşanacağını gösteriyor. Bu düşüş ile ilgili olarak aşağıdaki yorumları yapmak mümkün:

Tarımın istihdamdaki payı azalıyor: 2004'ün son çeyreğinde yüzde 32.9 olan tarımın istihdamdaki payı geçen yılın kasım ayında yüzde 27'ye düştü. Bu göstergenin düşüş eğiliminde olduğunu ve gerçekte yüzde 27 dolayında olması gerektiğini, Referans gazetesindeki daha önceki yazılarımda vurgulamıştım. Oranın düşüşü, tahminlerimi doğruladı. Bu orandaki düşüş eğilimi gelecek yıllarda da devam edecek. 10 yıllık bir süreç içinde bu oranının yüzde 20'nin altına inmesi bekleniyor. Ancak bu düşüşten sonra bile Türkiye'deki oran, AB üyesi ülkelerdei ortalama yüzde 6 dolayında bulunan oranın çok üstünde olacak.

Tarım dışı istihdam arttı: Son bir yılda sanayi, hizmetler ve inşaat sektörlerindeki istihdam, 1 milyon 339 bin kişi arttı. Ancak tarımdaki istihdam 1 milyon 281 kişi azaldığı için toplam istihdamdaki artış 58 bin kişide kaldı. Önümüzdeki dönemde hükülmetlerin önündeki en önemli sorun, tarımda açığa çıkan nüfusun tamamının, tarım dışı alanlarda istihdam edilmesi olacak.

İç göç beklentileri:  İç göç 1990-2005 döneminde bir miktar hız kaybetmişti. Ancak ekonominin yeniden yapılanması ve  AB'ye tam üyelik süreci, tarımın istihdamdaki payını azaltacağı için iç göç, gelecek yıllarda tekrar artış eğilimine girebilecek.  Daha ilk göç dalgasını, tam anlamıyla hazmedememiş olan ekonominin, ikinci dalgaya hazırlıklı olması gerekiyor. Yeni kurulacak kalkınma ajansları ile bölgesel kalkınmanın hızlandırılması, bu iç göç dalgasının önünün kesebilir.

http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=36327


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır