Çocuklu Hayat, Serdar Turgut
12.2.2006Çocuklar, annelerinin-babalarının istediklerinin aksini yapmak uzmanıdır. Benim çocuÄŸum ‘otur’ denilince kalkar, ‘kalk’ deyince de oturur. Arada nadiren denileni yapar ve oturur ama bu da birkaç saati alır.
Annesi böyle bir çocuÄŸa sabırla oynanabilecek oyuncaklar almakta ısrarlı nedense. Bunlara karşı da deÄŸilim. Evin içinde oÄŸlanı bulmayı baÅŸarırsak gayet tabii ki bu oyuncaklarla oynatmayı da deneyeceÄŸiz. (OÄŸlanı bulamamamızın nedeni de evin çok büyük filan olmasından kaynaklanmıyor. Bu tür önyargılar olabiliyor zaman zaman. ÖrneÄŸin; benim gibi bir insanın büyük bir evde ve hatta yalıda oturması gerekiyormuÅŸ. Ben gerçeklere karşı deÄŸilim de, sadece ÅŸu var: Evimiz eÄŸer denildiÄŸi gibi bir yalı ise o zaman ben denizi neden göremiyorum bu evden ki... Ne kadar uÄŸraÅŸsam denizi bir türlü bulamıyorum. Bir kere evden çıktım ve arabaya atlayıp gittim denizi bulmak için. (Dönüşte Rana beni azarladı. Nereye gittiÄŸimi de söyleyince ‘bana yalan söyleme’ diye bağırdı)
SİZE CÜCE TAKLİDİ YAPACAĞIM DİYOR
OÄŸlanı evde bulamıyoruz, çünkü son zamanlarda kendi başına çıkması imkansız olan yerlere girip çıkamamaya veya bilinçli bir ÅŸekilde çıkmamaya baÅŸladı nedense. Bundan son derece keyif de alıyor. Rana ile bende ‘acaba ÅŸimdi nerelere gizlendi de çıkamıyor ki’ korkusu baÅŸladı. Sanki yeni bir korku ögesine ihtiyacımız varmış, zaten var olan korkularımız yetmezmiÅŸ gibi, gece görünürde vukuatsız otururken aniden ayaÄŸa kalkıp çocuk arama partileri düzenliyoruz. Bugüne kadar her aramamızın sonunda onu bulduk. Bulduktan sonra öyle bir azıyor ki bulduÄŸumuza piÅŸman bile oluyoruz. Size bir ÅŸey söyleyeyim mi; bu oÄŸlan yakında evden kaçar, biz de onu bulamıyoruzdur, ‘mutlaka evde bir yerdedir’ diyerek polise bile haber vermeyiz büyük ihtimalle.
Åžunu bilin ki, ben eskiden çocukları sevmezdim (hâlâ da genelde sevdiÄŸim pek söylenemez) ve sabretme eÅŸiÄŸim hayli düşüktü. (ÖrneÄŸin istediÄŸimi 45 saniye içinde yapmayan bazı kiÅŸileri boÄŸazlamaya çalıştığım da olmuÅŸtur) Åžimdi oÄŸlumu çok seviyorum ve zorla da olsa sabretmeyi öğrendim. Ama hâlâ daha arada bir sabrımı test ettiÄŸi oluyor. ÖrneÄŸin; anaokuluna gitmeden önce sabahları oÄŸlanı kaldırma iÅŸini ben üstlenmiÅŸ durumdayım. Yatağı ile tuvaletin arası 3 metre ya vardır ya yoktur. Bu mesafeyi kat edip iÅŸi bitirmemiz bazen üç saatimizi alabiliyor. Bence oÄŸlum bir dâhi, her sabah farklı bir kriz yaratabiliyor. Bazı sabahlar yataktan çıkmak istemiyor. Bazen çıksa bile tuvalete gitmek yerine oyun oynamaya baÅŸlıyor. Ender sabahlarda ise yataktan güzelce çıkıp doÄŸru tuvalete gidiyor ve gayet tabii ki benim içim mutlulukla doluyor, ama bu his kısa sürüyor. Çünkü bu sefer de sorunsuz geldiÄŸi tuvalette pijamasını çıkartmak istemiyor. Bir ÅŸeyi yapmak istemeyen bir çocuÄŸa o ÅŸeyi yaptırmak da mümkün olmadığından biz oracıkta beklemeye baÅŸlıyoruz. ÇocuÄŸum yokken böyle bir durumu hayal ettiÄŸimde öyle davranan çocuÄŸu lime lime doÄŸrayıp her bir parçasını kıyma yaptığımı bile hayal ederdim. Åžimdilerde ise sadece sabrediyorum. Gazete çalışanlarına da anlattım, ‘sabah 8.30 ila 10.00 arasında gözüme gözükmeyin’ dedim. Çünkü o saatler gazetede yanlış arama saatimdir. Yanlışı bulduÄŸum an önüme ilk çıkandan öcümü alabilirim. Sabahki stresi de ancak böyle atabiliyorum. ÖrneÄŸin; geçenlerde dış haberlerde bir yanlış vardı, ulaÅŸtırma servisinden iki kiÅŸiyi iÅŸten çıkardım, çünkü sabah vakti ilk kez onları görmüştüm.
Rana ise sabah oğlanı daha yavaşlatacak, mahmurlaştıracak müzikleri kullanmakta ısrarlı. Ben bir an önce uyanması için heavy metal çalınmasını istiyorum, Rana ise sabah vakti oğlanın odasında keman veya piyano konçertosu çalıyor. Bu müzikler o kadar uyuşturucu ki, oğlanı uyandırmaya uğraşırken ben ayakta uyumaya başlıyorum, uyandığımda ise oğlan hâlâ yatakta ama cin gibi gözlerle bana bakıyor durumda oluyor.
Ne yaparsa yapsın insan kendi çocuÄŸuna kızamıyor, çünkü 90 küsurluk boyuyla oÄŸlan ‘size cüce taklidi yapacağım’ diyor ve de yapıyor. Aniden karşınızda beliriverip ‘Arçelik demek yenilik demek’ diye bağırarak ÅŸarkı söyleyebiliyor. İşte o anda da sabrınız yeniden ÅŸarj oluveriyor. Åžarkısını duyduktan sonra bunu da nereden öğrendiÄŸini anlayamadık. Çünkü ona televizyon seyrettirmiyoruz. (Evet İbo Åžov’dan bile mahrum yetiÅŸen bir kuÅŸak da olabilecek inÅŸallah) Bu muammayı uzun süre çözemedik. Sonunda çocuÄŸun okulda ‘Çelik’ adlı robot ile arkadaÅŸ olduÄŸunu anladık da rahatladık.
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=27319,,104
0 yorum yazılmıştır