Bu yılın mart ayı enflasyon rakamları belli oldu. Geçen yıl mart ayında yüzde 7.9 olan 12 aylık Tüketici Fiyatları Endeksi'ndeki (TÜFE) artış bu yıl yüzde 8.2'ye yükselmiş. Bu artış niyet mektubunda bu ay için öngörülen nokta hedefin 0.8 puan üstünde.
Buna rağmen birçok uluslararası yatırımcı veya danışman kuruluş, değerlendirmelerinde enflasyon cephesinde işlerin rayında gittiğini söylüyor. Buna bağlı olarak da önümüzdeki ay Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) politika faizlerini çeyrek puan düşürmesinin beklediklerinin altını çiziyorlar.
Yabancıların bu ülkede faizlerin düşmesini bu kadar arzulamalarını yadırgayabilirsiniz. Faizler ne kadar yüksekse yatırımcılar o kadar fazla kazanacaklardır. Bu durumda neden faizlerin düşmesi istenmektedir?
Yabancının iştahı
Yatırımcıların, sadece faiz kazancına bakıp aldıkları kâğıtları vade sonuna kadar ellerinde tutmak istemeleri halinde bu yadırgama doğru olurdu. Ancak bu kurumlar kısa vadede yüksek sermaye kazançlarının peşindeyseler durum değişiyor. Faizler düştükçe bu kurumların ellerindeki eski yüksek faizli kâğıtların değeri artıyor. Yüksek sermaye kazancı beklentisi kâğıdı daha likit, yani daha kolay satılabilir hale getiriyor. Kısa dönemde daha yüksek kazanç sağlıyor. Riski azaltıyor. Yabancıların faizlerin düşmesini istemeleri kısa vadede bu sermaye kazancını elde etme iştahından veya uzun vadede ekonomiyle ilgili risk algılamalarının artmasından kaynaklanıyor olabilir. Dolayısıyla yapılan enflasyon yorumlarını da yatırımcıların pozisyonlarını dikkate alarak değerlendirmek gerekiyor.
Fiyat endekslerindeki iki yıllık gelişmelere bakalım. 2004 yılından bu yana TÜFE'deki ve enerji, alkollü içkiler ve tütün, fiyatları yönetilen/yönlendirilen ürünler ile işlenmemiş gıda ürünlerinin fiyatlarını hariç tutan özel kapsamlı TÜFE endekslerinden G kategorisindeki 12 aylık fiyat artışlarının yüzde 7-8 aralığında oldukça inatçılaştığı dikkat çekiyor. Bu katılığın kur sepetinin YTL karşısında nominal olarak sürekli değer kaybettiği son bir yıllık dönemde de sürdüğü gözden kaçırılmamalı. Ayrıca tekstil ve hazır giyimde KDV oranının 10 puan düşürülmesine rağmen TÜFE'nin F ve G kategorilerindeki son sıçramalar da dikkat çekici.
Önümüzdeki dönemde dünya piyasalarında beklenen likidite daralması ve artan cari açık, kurdaki mevcut eğilimin sürmesini güçleştiriyor. Uluslararası petrol fiyatları yeniden artmaya başladı. 2005 yılının son üç ayında iç talep artışındaki hızlanma dikkat çekiyor.
Merkez'in önemi arttı
Bu ortamda enflasyonun rayında gitmesi için, seçimler yaklaşırken hükümetin popülist uygulamalarına direnecek bir TCMB yönetiminin önemi artıyor. Ancak başkan atama süreci bu konuda ciddi bir güven erozyonuna yol açtı. Bu nedenlerle yatırımcıların iyimser senaryolarına şu an için katılmak oldukça zor.
Kaldı ki yeni başkanı atanır atanmaz, TCMB'nin mevcut koşullarda faiz indirimine gitmesi halinde, aynı yatırımcıların bankanın bağımsızlığıyla ilgili kötümser yorumlar yaptıklarını görmek hiç de şaşırtıcı olmayacaktır.
Bütün bunlar dikkate alındığında açık enflasyon hedeflemesinin birinci yılında yüzde 5'lik hedefi tutturmak kolay değil.

0 yorum yazılmıştır