|
Mortgage sözü ortaya atıldığından bu yana gayrimenkul piyasasında hareketlilik sürüyor. Fiyatlar beklenenin üzerinde arttı. İnşaat sektörü hızla büyümeye başladı. Elimizde sağlıklı veriler olmasa da, konut fiyatlarının son bir yılda yüzde 50 yükseliş gösterdiği anlaşılıyor. Ancak konut fiyatları, fiyat endekslerinde yer almıyor. Bu nedenle konut fiyat artışlarının üzerinde pek durmadık, fazla kafa yormadık. Buna karşı, kiralar fiyat endeksleri içinde ağırlıklı olarak yer alınca ve enflasyondaki düşüşe uyum sağlayamayınca, dikkatimiz bu kalemde yoğunlaştı.
Aralarındaki ilişki Oysa, gerek konut fiyatları, gerekse kiralardaki eğilimler makro ekonomik istikrar açısından önem taşıyan iki alan. Konut fiyatlarında ani artışlar, spekülatif balonlar oluşturuyor. Bunların "sönmesi ya da patlaması" istikran bozuyor. Kiralar ise enflasyon oranının belirlenmesinde önemli bir biçimde rol oynuyor. Beklenen değil, geçmiş enflasyonu izlemeleri sorun yaratıyor.
Bu konudaki gelişmeler ve sorunlar sadece bize özgü değil. ABD ve AB'de tartışmalar sürüyor. Ekonominin yumuşak karnı olarak konut fiyatlarının önlenemeyen yükselişi gösteriliyor. Özellikle, orta dönemde yıllık enflasyonu yüzde 4'ün altında hedefleyen AB'de, geçen yıl konut fiyatı yüzde 7.7 artmış. Oran Fransa ve İspanya'da bunun iki misli. Kiralar tarihsel ortalama trendlerinin yüzde 25'inin üzerinde. Bu gelişmeler, ekonomiyi yönetenleri düşündürüyor. Konut fiyatlarındaki artışın bir süre sonra düşüşe geçmesinin ekonomiye yapacağı tahribat onlan ürkütüyor. Ekonomik durgunluğu tetikleyen bir unsur olan konut fiyatlarındaki ani düşüşler risklerin oluşmasına neden oluyor. 1971-2002 arasında, konut fiyat düşüşleri ile ilgili 20 gözlemden çıkan sonuçlara baktığımızda, bu olayların gerçekleştiği ülkelerde "negatif üretim boşlukları" oluştuğu görülmüş. Fiyatlar genel seviyesi düşmüş, tüketim azalmış, bu da bazı ülkelerde bankacılık krizlerine neden olmuş.
Faize duyarlı Merkez bankaları bu durumun ve konut fiyatlarının faize olan duyarlılığının farkında. Ancak, faiz politikasını hedeflenen enflasyonu tutturmak için kullanmak istemeleri, bu iki konuda "çıkar çatışması" yaratıyor.
Son zamanlarda, ABD ve Avrupa Merkez Bankaları faizlerini artırdılar. Konut sektörünü ve fiyatlarını pek dikkate almadılar. Artan faizlere hassas konut sektöründeki riski bilmelerine karşın bir şey yapamadılar. Türkiye'de ise esas boşluk konut fiyatlarını izleyen bir sistemin kurulamayışı. Resmi veriler, vergi nedeniyle gerçeği yansıtmıyor. Belediyelerin tespitleri ise hem gecikmeli hem de piyasa ile uyumlu değil. Kiralar ise, fiyat istikrarının sağlanmasında en önemli engellerden birisi. Hedef enflasyona göre artış öngören yasa Anayasa Mahkemesi'nce iptal edildi. Ancak, bu karar kiralara sınır konulmasını önleyici nitelikte değil. Yeni yasal düzenleme zorunlu.
http://www.vatanim.com.tr/root.vatan?exec=yazardetay&Newsid=72663&Categoryid=4&wid=126
|
0 yorum yazılmıştır