Başkaları “faizi düşür kur yükselsin” tezine doğuştan abone olsa da biz farklı düşünmekteyiz. İsteyen biraz dikkatli bakabilir.

Merkez Bankası geleceğe dönük enflasyon beklentisi anketlerini Ağustos 2001 tarihinden itibaren yayınlamakta. İncelemek isteyen Merkez Bankası’nın ilan ettiği kısa vadeli gecelik faizi alır, enflasyon beklentisini de kullanarak, yıllık birleşik reel faiz haline getirir. Sonra gene Merkez Bankası tarafından yayınlanan reel kur endeksinin aylık değerlerini de karşısına koyar.

Eğer Ağustos 2001 ile Şubat 2006 arasında bu iki değişkenin grafiğini çizerseniz zaten ne olduğunu görüyorsunuz. Zaten iki değişken arasındaki korrelasyon etkisi 0.77 çıkıyor. Yani reel faiz düştükçe, beklentinin tersine TL reel değerlenme yaşıyor.

Eğer grafiğe bakar ve Mart 2003 tarihini risk algılamasında özellikle Irak ve AB gelişmelerinin ışığında, farklı bir risk algılama olduğu şeklinde yorumlarsanız, reel faiz ile reel kur arasında Ağustos 2001-Mart 2003 arasında 0.29 pozitif ama zayıf bir ilişki bulursunuz, yani reel faiz düşünce paramız da reel değer kaybediyor. Ancak Mart 2003 sonrasında Şubat 2006 tarihine kadar gelen sürede ise korrelasyon eksi yüzde 69, yani son üç yılda reel faiz düştükçe mahalli para değerleniyor. Yani Oğuz Satıcı ve Kürşad Tüzmen bloğunun düşündüğünün tam tersi oluyor. İsteyene, bu verileri mailleriz, grafiği de postalarız! Aslında Merkez Bankası’nın sitesinden de verileri alabilirler!

Zaten bu kur ve faiz konusundaki, özellikle Brezilya üzerinde yapılan çalışmaları da, bir süredir bu sütuna taşımaktayım. Bu nedenle bu konuda artık daha fazla neşriyat yapmayacağım (tabii yeni çalışmalar ortaya çıkmadıkça).

Ancak şu günlerde Brezilya bir kere daha gündemde. “Brezilya IMF borcunu ödüyor, Brezilya dış borç vadesi uzatıyor” feryatları bize biraz Brezilyalılaşmamızı tavsiye ediyor. Ama orada aslında işler karışık!

Merkez Bankası Başkanı Serdengeçti son derece haklı bir şekilde “faiz yüksek diyen Brezilya’ya baksın!” diyor. Hakikaten Brezilya’da neler oluyor?

Brezilya şu andaki son verilere göre yüzde 5.7 düzeyinde tüketici enflasyonu ile yüzde 17.28 düzeyinde kısa vadeli faize sahip. Yani reel faiz çok yüksek. Üstelik Brezilya şu anda (üçüncü çeyrekte) yüzde 1 reel büyüme yaşamış, sanayi üretimi aralık ayı itibarıyla yüzde 3.2 düzeyine düşmüş bir ülke. Brezilya’da ciddi boyutta reel faiz ve büyüme sorunu var. Ama 45.4 milyar dolar dış ticaret fazlaları var (Ocak), 14.2 milyar dolar cari denge fazlası bulunuyor. Bu nedenle döviz rezervleri de aralık ayı sonunda 53.2 milyar dolara dayandı.

Bazıları Brezilya’nın borç cari işlemler gelir oranını 2004 yılında yüzde 190 oranından, 2005 sonunda yüzde 135 oranına düşürdüğünden bahsetmekte, şimdi ise borcunu geri satın alarak yüzde 125 düzeyine getirdiğinden bahsediyorlar.

Burada dikkat edilmesi gereken Brezilya’nın fiyatı artan birçok tarım ürününde mesela soya ve şeker gibi konularda çok büyük ve verimli üretimi olduğu. Cari denge fazlasının buradan kaynaklandığı unutuluyor.

Tabii de bir de Brezilya parasının aşırı değerlenmesi konusu gündemde. Brezilya parası real 1999 yılı başında bir dolar 2 real değerinde iken, hızla tırmanarak 2002 sonunda bir dolar dört real düzeyine gelmişti. Bugün ise 2006 başı itibarıyla yeniden bir dolar 2.19 real düzeyine gelmiş yani değerlenmiş durumda.

Brezilya’nın durumu Türkiye’den kötü ve iki ekonomi karşılaştırılabilir değil. Yarın Brezilya’nın aslında ne yaptığını, durumunun ne olduğunu ortaya koyacağız.

www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=27878,,12



Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır