İşsizlik rakamları bir ülkede iktisat politikalarının karnesidir. İktisat politikasının nihai amacı insanlara, onları yoksulluktan ve devlet kapısından kurtaracak, emeklilik ve sağlık güvencelerine sahip düzgün bir iş temin etmektir.
2005 yılında iş arayıp da bulamayanların, çalışmak isteyen nüfusa oranı, yüzde 10,3'le 2004 yılı seviyesinde kalmış. Yani işsizlik sorunu aynen devam ediyor.
Ancak bunu söylediğiniz zaman hemen şu karşı gerekçeleri duyuyorsunuz: "Bu durum tarımda çalışan sayısındaki 907 bin kişilik azalmadan kaynaklandı. Tarımda verimlilik artışı yaratan bir yeniden yapılanma başladı. Buna karşılık diğer sektörlerde 1.162 bin kişiye yeni iş imkânı sağlandı. Bu, mevcut iktisat politikasının başarısını gösteriyor. Yaşananlar sağlıklı bir dönüşümün başlangıcıdır."

Hızlı istihdam kayması
Oysa sağlıklı dönüşüm savını bu kadar rahat ileri sürmek mümkün değil. Tabloda ülkemizde istihdamın sektörel dağılımındaki gelişme, dünya ve önemli dönüşüm yaşayan bölgelerle karşılaştırmalı olarak veriliyor.
Türkiye'de tarımdaki istihdamın toplam içindeki payı 1995-2004 arasındaki 9 yılda 10 puan düşmüş. Buna karşılık sadece 2005'te 4,5 puan gerilemiş.
Dünyada göreli olarak en hızlı değişimi yaşayan Merkezi ve Doğu Avrupa ile Bağımsız Devletler Topluluğu ve ağırlıklı olarak Çin'i içine alan Doğu Asya bölgelerinde dahi 2005 yılında sektörler arasında bu boyutta bir istihdam kayması yok. Sanayide dünyanın üretim üssü haline gelen Doğu Asya'da son yılda tarımın istihdam içindeki payı sadece 2 puan gerilemiş.
Bir kriz ya da çok radikal bir yapısal değişim olmadan sektörler arasında bir yılda bizdeki kadar hızlı bir istihdam kayması olmaz.
2005'te ülkede dünyadan çok farklı bir konjonktür yaşamadık. Kaldı ki bizde 2005'te tarımda yüksek bir üretim artışı da var. Bu da sektörde böyle bir istihdam azalışının izahını zorlaştırıyor. Diğer taraftan, istihdamı cezalandıran makroekonomik ortama rağmen, özellikle sanayide kaydedilen istihdam artışını izah etmek de çok zor.

Durum daha vahim
Bu durum veri kalitesi ile ilgili sorun olabileceğini akla getiriyor. Nitekim 2005 yılında aylık istihdam verileri ilk defa açıklanmaya başlandı. Yeni ankette sorulan sorular eskisine göre arttı.
Buna bağlı olarak eski anketlerde tarımda çalışıyor gözükenlerin bir kısmının yeni anket çerçevesinde aslında diğer sektörlerde çalıştığı anlaşılmış olabilir. Yani yapısal ve sağlıklı olduğu söylenen dönüşümün aslında sadece istatistiksel olması güçlü bir olasılık.
Aslında işsiz tanımına, işbaşı yapmaya hazır olan ancak iş bulma umudu olmaması nedeniyle iş aramayanları da eklersek, 2004 yılında yüzde 14,6 olan işsizlik oranı 2005'te yüzde 16,1'e ulaşıyor. Durum çok daha vahim.
2005'te enflasyon düştü, borçlar azaldı, kamu açığı geriledi, büyüme yüksek oldu ama istihdam yaratılamadı. Yoksullar ve işsizlerin dışlanmışlığı arttı. Hükümetin iktisat politikası sınıfı geçemedi.

http://www.milliyet.com.tr/2006/03/03/yazar/oztrak.html


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır