Dün haziran-temmuz-ağustos dönemini kapsayan aylık işgücü istatistikleri TÜİK tarafından yayımlandı. Tarım dışı işsiz sayısında dramatik bir artış var: İşsizler ordusu geçen yıldan bu yana 207 bin artmış. Tarım dışı işsizlik oranı da 0.7 puanlık bir artışla 11.6'dan 12.3'e yükselmiş. Yıllık gelişme olarak bu artışlar 2001 krizinden bu yana en yüksek artışlar. Ne oluyor? Krizin hayaleti işgücü piyasasına zuhur mu etti?
Rakamlar bu soruya, "hayır henüz değil" yanıtını gerektiriyor. İşsizlikteki dramatik artış ancak kısmen istihdamdaki gelişmelerden kaynaklanıyor. Nitekim tarım dışı istihdam son bir yılda 452 bin artmış. 500-550 bin arasında tahmin ettiğimiz tarım dışı işgücü artışını karşılamak için yeterli değil ama bir kriz havası da yok. Sanayide ve hizmet sektörlerinde istihdam sırasıyla 211 bin ve 265 bin artmış. Alarm zilleri inşaatta çalıyor. Uzun süredir ilk kez inşaatta çalışanların sayısı azalıyor. Kapıdaki durgunluğun prelüdü olarak kabul edilebilir. Bu arada, tahmin ettiğimiz gibi, esnaf tasfiyesinin bir hayli yavaşladığını bir kez daha not edelim. Kendi hesabına çalışan sayısında azalış 51 bin ile sınırlı.
İşsiz sayısının birden artması işgücündeki olağandışı artıştan kaynaklanıyor. Tarım dışı işgücü son bir yılda 658 bin kişi artmış. İşgücü piyasası üzerine yaptığımız çalışmalarda tarım dışı işgücünün yıllık artışını 500 binin biraz üzerinde tahmin ettiğimizi hatırlatayım. Fiili gerçekleşmeler biraz aşağı biraz yukarı olabilir. Trendden belirgin sapmalar ise ancak kriz dönemlerinde ortaya çıkıyor. İstihdamda daralma zıt yönlü iki etki birden yaratıyor. Bir kısım işsizler iş bulma ümidini iyice yitirip işgücü piyasasının dışına çıkıyorlar. Buna karşılık kriz endişesi ve düşen gelirler çalışmayan ama çalışmaya hazır aile fertlerini iş aramaya zorluyor. "Ek çalışan etkisi" adı verilen bu etki daha çok kadınlar arasında görülüyor.
Bu ek çalışan etkisinin bazı belirtileri yok değil. İşgücüne katılmama nedenlerine ilişkin rakamlar incelendiğinde tam olarak ev kadınlığı grubuna sokulamayan ama ağırlıklı olarak kadınlardan oluşan "diğer" grubunda olağandışı bir azalma dikkat çekiyor. Son bir yılda bu "diğer" grubundaki kişi sayısı erkeklerde 41 bin azalırken kadınlarda 383 bin azalmış. Diğer ifadeyle atıl durumdaki kadınlardan beklenenin oldukça üzerinde bir bölümü işgücü piyasasına giriş yapmış. Tabii bir bölümü iş aradığından, işsiz sayısındaki 200 binin üzerindeki artış bu koşullarda şaşırtıcı değil.
Önümüzdeki aylarda işgücündeki gelişmeler yakından takip edilmeli. Yüksek artışlar devam edecek olursa işsizlikte patlama yaşanabilir. Şimdilik istihdam fazla etkilenmiş değil. Ancak dün yayımlanan rakamların üçte ikisinin krizin henüz etkisini hissettirmediği haziran ve temmuza ait olduğu unutulmamalı. Ağustosta sanayi üretimi yüzde 4 azaldı. Eylül rakamları belli değil ama iyimser olmak için bir neden yok. Açıkçası Türkiye ekonomisinde büyüme trendi yüzde 4 civarından yüzde 2 civarına gerilemesinden endişe ediyorum. Bu durumda tarım dışı istihdam artışının 200 bin civarına düşmesi sürpriz olmaz.
Bir yandan istihdam artışının düşen büyümeye paralel olarak durgunlaşması, diğer yandan işgücü artışının trendinin üzerine çıkması işsiz sayısında çok ciddi artışlara neden olabilir. İşsizlik artışının Mart 2009 seçimleri öncesinde kuşkusuz siyasal sonuçları da olacaktır. En azından zararları sınırlamak için hükümet işgücü piyasası reformlarına acilen hız vermek zorunda.
 
Tarım dışı istihdam, işgücü ve işsizlik: 2007 (temmuz) 2008 (temmuz) (bin kişi)
 
2007
2008
Fark 
Tarım istihdamı
6.375
6.297
-78
T. D. İstihdam
15.873
16.324
451
Sanayi
 4.163
4.374
211
Hizmet
10.339
10.560
265
İnşaat
1.292
1.306
-25
T. D. İşgücü
17.854
18.354
658
T. D. İşsizler
2.053
2.111
207
T. D. İşsizlik oranı (%)
11,6
12,3
0,7
Katılım oranı(%)
49,5
49,9
0,4
T.D. Ücretli istihdam
10.797
11.306
487
T.D. Kendi hesabına
2.209
2.184
- 51


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır