Hükümet, kredi kartı ile ilgili düzenlemelerine ilişkin 54 maddelik yasayı Meclis'ten geçirdi. Yetkililer "Bu yasal düzenlemeler bir affı içermiyor" şeklinde açıklamalar yapsalar da faizlerin sınırlanması, taksit vadelerinin uzaması gibi yasa taslağında yer alan hükümler aftan başka bir şey değil.

Bu önlemlerle kredi kart borcunu ödeyemeyenlerin, yüksek faiz yükü altında kalanların ve kredi karti kullanıcılarının sorunlarının çözüleceği varsayılıyor. Kanımca bu hayli iyimser bir yaklaşım.

Her şeyden önce, kredi kartlarına ilişkin bir düzenleme yapılması görüşündeyim. Ancak bunun bir yasa ile yapılmasının sakıncalı olduğuna inanıyorum. Döviz kurunu serbest piyasa kurallarına bırakma yaklaşımını benimseyen hükümetin, finans sistemindeki serbestliğe ve gelişmelere yönelik olarak bu kadar sert önlem almasına anlam veremiyorum.

Yasaya gerek yok
Birincisi, ekonomik ve finansal gelişmeler yasa ile sınırlanamaz. Kredi kartları tüm dünyada piyasanın oluşturup tüketiciye sunduğu bir teknolojik üründür. Bu kullanılırken tüketiciyi koruma amacı varsa düzenleme o çerçevede yapılır. Nitekim Borçlar Kanunu başta olmak üzere mevcut bir çok yasa, kredi kartlarından kaynaklanan sorunları dolaylı olarak düzenlemiştir.

İkincisi, ileride değişebilecek koşullara karşı bu düzenlemeleri yapma yetkisi Türkiye Bankalar Birliği'ne, Merkez Bankası'na ya da Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'na verilebilir. Onlar değişen koşullarda gerekli düzenlemeleri yapabilirler.

Şubat 2006 başı itibarıyla, banka kredilerinin yüzde 13.7'si kredi kart borcundan oluşmaktadır. Dolayısıyla, bankaların bu düzenleme ile yüklenecekleri vade, faiz ya da makroekonomik risklerinin nasıl oluşacağı ve karşılanacağı açıkta kalacaktır. "Nasıl olsa bankalar bir yolunu bulur, risklerini azaltır" anlayışı sistemin yapısına sığmamaktadır.

Bunun ötesinde, kredi kartları sürekli olarak teknolojik yeniliklere konu olmaktadır. Çıkan yasanın bu yenilikleri kısa sürede ve ekonomik olarak yeni ürünlere ve hizmetlere yansıtılabilmesini engelleyici hükümler de içermektedir.


Eğitmek şart
Bu konuda düzenleme yapmaktan çok, kredi karti kullanıcılarının ve bankaların eğitilmesi gerekir. Kredi kartı sahiplerine, karşılaşacakları risklerin detayı ve borçlarını ödemedikleri taktirde alacakları risklerin neler olduğu yoğun bir biçimde öğretilmelidir.

Bankaların ise, uluslararası standartta ve kalitede risk alma yöntemlerini kredi kartlarına da yansıtmaları şarttır. Kredi karti sahiplerinin geliri, kullandıkları kart adedi, geçmiş finansal performansları ve benzeri konularda geniş bir araştırma yaparak kart sahiplerinin limitlerini belirlemeleri bu işin alfabesi olmalıdır. Bunun için yasa değil, kültür gerekir.

Burada hükümetlere de önemli görevler düşmektedir. Her dara düşen kişi ve kuruluş için af benzeri düzenlemeler yapmak, finans piyasasında kişileri daha fazla risk almaya teşvik eder. "Devlet baba bizi kurtarır" mantığı yaygınlaştıkça, kişiler başlarına geleceklere pek aldırış etmezler. Bunun geçmişte birçok örneğini gördük. Mevduata yüzde 100 devlet garantisi vererek bankacılık sektörünü ne hale getirdiğimiz hala hafızalarımızda.

Bütün bunlar yapılmadan, sadece yasa çıkarılarak kredi kartı sorununu çözmeye soyunmak, sorunların daha da büyümesi sonucu doğurur. Yasalar ortada kalır. Yeni af kanunları gündeme gelir.

http://www.vatanim.com.tr/root.vatan?exec=yazardetay&Newsid=71980&Categoryid=4&wid=126


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır