Kupalar, ekonomileri büyütüyor
17.2.2006aaGalatasaray borsada yatırımları üçe katladı
Süper Lig'de ikinci sırada bulunan Galatasaray'ın borsadaki getiri performansına diğer futbol kulüpleri yaklaşamıyor. Galatasaray borsada adeta gövde gösterisi yapıyor. Şirket hisseleri ilk işlem gördüğü günden bu yana yatırımcısına hisse başına tam yüzde 192 kazandırdı. Şirkete, halka açıldığı 2002 yılında 10 milyar TL yatırıp hisselerini satmayanların portföylerinde dağıtılan nakit temettüler de dikkate alındığında geçen hafta itibariyle 29 milyar 200 milyon TL'ye vardı. Galatasaray halka açıldığından bu yana 73 milyon dolar tutarında temettü dağıttı. Galatasaray, Süper Lig'de Fenerbahçe'nin 5 puan gerisinde olsa da borsada getiri şampiyonu oldu
SONGÜL HATISARU /ORHAN TEKEOĞLU
Taraftarlarını UEFA ve Süper Kupa şampiyonluklarıyla mutlu eden Galatasaray, borsada da yatırımcısını adeta ihya etti. Galatasaray, Beşiktaş ile birlikte 2002 yılında borsada işlem görmeye başlayarak spor kulüplerinin bu yöntemle kaynak yaratma ve aynı zamanda şeffaf yapılara kavuşmasının önünü açtı. Kulüplerin halka açılması, futbolun zengin başkan patronajından kurtularak kurumsallaşmasını sağlıyor.
Sahalarda Fenerbahçe ile kıyasıya rekabet içine giren Galatasaray borsada ise getiri şampiyonu oldu. Fenerbahçe cuma itibariyle 259 milyon dolarlık piyasa değeriyle borsada gövde gösterisi yapıyordu. 145.5 milyon dolarlık piyasa değeriyle işlem gören Galatasaray ise yüksek getiri performansı ile yatırımcının gözbebeği olmaya devam etti.
Diğer kulüplere örnek oldu
Galatasaray 2002 yılında futbol takımının giderlerini içermeyen, bilançoya önemli gelir kalemlerinin aktarıldığı ve yatırımcısına her yıl temettü dağıtma sözü veren bir modelle borsaya geldi. Şirket halka açılırken kulüplerin giderlerinin yaklaşık yüzde 80'ini oluşturan transfer ve bonservis giderlerini şirket yapısına dahil etmeyerek düzenli kâr etme ve yatırımcısına temettü dağıtma sözünü de garanti altına almış oldu. Galatasaray ve Beşiktaş'ın arkasından Deniz Yatırım liderliğinde halka açılan Fenerbahçe de Galatasaray modelini benimsedi. Fenerbahçe de Galatasaray gibi dağıtılabilir kârının yüzde 80'ini her yıl kâr payı olarak dağıtma sözüyle borsaya geldi. Yine Deniz Yatırım'ın halka arz etmeye hazırlandığı Trabzonspor ise Galatasaray'ın temettü yaklaşımını bir adım ileri götürerek dağıtılabilir kârının yüzde 100'ünü paylaşma sözüyle borsaya geliyor. Yatırımcıların yanı sıra görünen o ki futbol kulüpleri de Galatasaray modelini çok sevdi. Çünkü halka arzdan bu yana geçen üç yıllık süre içinde Galatasaray tam 73 milyon dolar temettü dağıttı ve bu rakamın büyük kısmını ana hissedar olarak Galatasaray Kulübü elde etti.
Ligde geride olsa da yükseliyor
2004 - 2005 sezonunun başladığı 6 Ağustos'tan bu yana Galatasaray Sportif A.Ş. hisseleri 50 YTL liradan 90.50 YTL'ye yükselerek yüzde 81 oranında prim yaptı. Hisselerin yılbaşından bu yana ise değer kazancı yüzde 29.29'u buldu. Geçen yıl halka arz edilen Fenerbahçe hisseleri ise yılbaşından bu yana yüzde 25.96 oranında değer kazandı. Fenerbahçe hisseleri ise borsadaki ilk işlem gününden bu yana yüzde 6.20 oranında prim yapabildi.
AIG ile ayrılan yollar hisselere yaradı
Galatasaray hisseleri Şubat 2002 tarihinden bu yana yatırımcısına yaklaşık 3 katı kazandırdı. Hisseler Şubat 2002'den bu yana yüzde 192 oranında değer kazandı. Aynı dönemde Galatasaray üç defa temettü ödemesi gerçekleştirdi. Galatasaray hisselerinin son dönemde iyi bir performans göstermesinde AIG ile problemlerini çözmesi de etkili oldu.
Borsanın asları olacaklar
SPK'nın son düzenlemesiyle borsa şirketleri yüzde 30 oranında temettü dağıtmak durumunda. Galatasaray ve Fenerbahçe ise halka açılırken yatırımcılarına yüzde 80 oranında temettü dağıtma sözü verip bunu da şirketlerin anayasaları sayılan esas sözleşmelerinde kayıt altına aldılar. Fenerbahçe ve Galatasaray'ın bu sözü vermesinin diğer şirketlerin bu sözü vermesinden çok daha farklı bir anlamı var ki o da bu şirketlerin borsaya geliş modelleri nedeniyle düzenli nakit yaratan, sermaye ihtiyacı olmayan ve istikrarlı temettü verme potansiyeli taşıyan yapıda olmaları. Kulüplerin giderlerinin en büyük kısmı olan ve toplam giderler içindeki payı yüzde 80'lere kadar yükselen ve dünyadaki sportif şirketlerin kârlılığını düşüren bonservis, transfer ücretleri, antrenör maaşları gider kalemi olarak Galatasaray ve Fenerbahçe modellerine dahil edilmedi. Ancak gelir yaratan kalemler önemli ölçüde bilançolara aktarılarak kârlılık ve dolayısıyla yatırımcıya temettü dağıtılmasının önü açıldı. Bu anlamda, bu şirketlerin futbol kulüplerinin en büyük gider kalemi olan transfer ve bonservis ücretlerini gider olarak yazmadıkları ve temettü dağıtma taahhütleri düşünüldüğünde şirketlerin sürekli muhafaza edecekleri temettü ödeme gücü ile özellikle önümüzdeki dönemde yatırımcı açısından gözde şirketler olacaklarını söyleyebiliriz.

Yatırımlar 6 yılda geri dönüyor
Geçtiğimiz yıl Galatasaray yatırımcısına 32.4 milyon dolar temettü verirken, geçen yıl halka açılan Fenerbahçe 7.7 milyon dolar temettü dağıttı. 2002 yılında halka arz edilen Galatasaray o tarihten bu yana toplam 73 milyon dolar değerinde temettü dağıttı. Şirket, 2002 yılında 18 milyon dolar, 2003 yılında 22.6 milyon dolar, 2004 yılında ise 32.4 milyon dolar temettü verdi.
Galatasaray'ın geçen sene dağıttığı temettü miktarı 32.4 milyon dolar, piyasa değeri ise 131 milyon dolardı. Galatasaray hisselerinde temettü verimliliği yüzde 24 seviyesinde. Galatasaray Sportif'in önümüzdeki yıllarda yıllık 20 - 25 milyon dolar civarında kâr etme potansiyeli göz önüne alındığına yatırımcıların 6 - 7 yılda yatırımlarını kâr olarak geri alabileceklerini söyleyebiliriz.
Şampiyonlar ligi geliri yok
Şirketlerin 2004 yılı 6 aylık tablolarına baktığımızda Galatasaray ve Fenerbahçe'nin yayın hakları gelirlerinin birbirine yakın olduğunu görüyoruz. Ancak, stadyum hasılatı ve bu yıl şampiyonlar ligine katılması nedeniyle Fenerbahçe'nin UEFA performans primi almasının gelirlerini yükselttiği görülüyor. Fenerbahçe'nin halka arz modelinde Galatasaray'dan farklı olarak her yıl maç hasılatı gelirlerinin 8.5 milyon dolar tutarında bir bölümü halka açık şirketin içerisine bir gelir kalemi olarak yer alıyor.
2004 altı aylık bilançosunda şirketin stadyum hasılatının 3.7 milyon dolarlık bölümünü muhasebeleştirerek bilançosuna gelir kalemi olarak kaydettiği görülüyor. Galatasaray ise stadyum hasılatını bilançosuna dahil etmediğinden böyle bir gelir kalemi söz konusu değil. Öte yandan bu yıl sezonda göz dolduran ve şampiyonlar ligine kalan Fenerbahçe'nin UEFA'dan şu ana kadar aldığı 1.1 milyon dolarlık performans primi de gelirlerini yükseltti.
2004/6 aylık bilançosuna göre Fenerbahçe'nin faaliyet dışı gelirleri 2.7 milyon dolar seviyesinde bulunurken Galatasaray'ın faaliyet dışı geliri 700 bin dolarda kaldı. Bunun nedeni ise Fenerbahçe'nin TL pozisyonunda değerlendirdiği nakit varlığından gelen faiz gelirinin yüksek olmasıydı. Galatasaray'ın 2004 yılı altı aylık verilerine göre net satışları 11.7 milyon dolar ve net kârı 6.8 milyon dolar. Oysa Fenerbahçe'nin net satışları 14.7 milyon dolar olmasına karşın net kârı 16.5 milyon dolar oldu. Fenerbahçe'de giderlerin düşük olması ve şirketin TL pozisyonu alması ve diğer faaliyet gelirleri kârlılığının daha yüksek olmasına neden olurken Galatasaray'ın giderlerinin yüksekliği ve döviz pozisyonu kâr marjını düşürdü. Galatasaray bu sene şampiyonlar ligine katılmadığı için ilk altı aylık dönemde UEFA primi gelirinden de mahrum kaldı.

Galatasaray bir Avrupa markası
Türkiye 3 Ekim'de müzakarelere başlayarak tanzimattan bu yana bir parçası olmak istediği Avrupa rüyasını gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Biz Türklerin tarihi biraz da Avrupa ile yaşadığımız aşk ve nefret ilişkisiyle açıklanabilir. Bir parçası olmak istediğimiz AB ülkelerine üstünlük sağladığımız her alanda adeta savaş naraları atıyoruz. Bilim, sanat, insan hakları gibi alanlarda karşımıza AB kriterleri çıktığı zaman ise haksızlığa uğramış mağdur ülke rolü oynuyoruz.
Galatasaray tam da bu noktada hepimizin milli duygularını okşayan bir rol üstlendi. Türklerin Osmanlı'dan bu yana yaşadığı Avrupa kompleksini yenmesinde öncülük rolü oynadı. UEFA kupasını alan, süper kupayı Türkiye'ye getiren Galatasaray, ordudan sonra Avrupa'da en çok bilinen kurumumuz neredeyse. Ve ne zaman bir Türk takımı Avrupa sahalarında yenilse, "Galatasaray olsaydı bu maçı alırdı" cümlelerini duyuyoruz.
Geçmişte UEFA şampiyonu olan ve Avrupa futbolunda bir marka haline gelen GS'nin hisselerine halka arzda da yabancılardan yoğun talep gelmişti. GS'nin halka arz edilen hisselerin yüzde 65'ini yabancılara ayrılmıştı. FB hisselerinin ise sadece yüzde 10'u yabancı yatırımcılara ayrıldı.
Sportif'in borcu yok, kulübün 140 milyon $
Borsada işlem gören Fenerbahçe Sportif A.Ş ve Galatasaray Sportif A.Ş şirketlerinin net borcu bulunmuyor hatta bu iki şirketin nakit pozisyonları bulunuyor. Galatasaray Kulübü borsada işlem gören ve 145.5 milyon dolar piyasa değerine sahip Galatasaray Sportif'in dolaylı olarak yüzde 84'üne sahip. Buradan bakınca kulübün borsadaki dolaylı varlığının 122.2 milyon dolar değerinde olduğu söylenebilir. Ancak Galatasaray Kulübü'nün 140 milyon dolar civarında borcu bulunduğu tahmin ediliyor. Kulübün sahip olduğu gelir potansiyeli ve üzerinde çalışılan projeler bu borçluluğu kolaylıkla aşağı çekebilecek güçte. Kulüp üzerinde çalıştığı Riva projesiyle önümüzdeki dönem için hem borçluluğunu aşağı çekmeyi hem de kulübün mali yapısını sağlamlaştırmayı planlıyor. Kulüp önümüzdeki dönemde Riva'daki değerli arazisi üzerinde lüks konut projeleri inşat ettirerek 100 milyon dolara ulaşabilecek bir gelir sağlamayı hedefliyor. Öte yandan Seyrantepe Projesi'nin gerçekleştirilmesi halinde yapılması planlanan stadyum, Galatasaray kulübünün seyirci hasılatının artmasına ve mali yapısının güçlenmesine olanak sağlayacak.
AIG alışkanlığı dövizde kaybettirdi
Galatasaray, 19 Eylül 2000 tarihli Pay Alım Sözleşmesi ile şirketin ödenmiş sermayesinin yüzde 21.05'i oranındaki payı AIG Blue Voyage Fund L.P. ve AIG Global Sports & Entertainment Fund L.P.'ye satmıştı. Ve bu ortaklık karşılığında Galatarasay 21 milyon dolar değerinde bir finansman sağlamıştı. AIG, bu anlaşma kapsamında Galatasaray'ın elindeki nakitin önemli kısmını döviz bazında Citibank'ta tutmasını istemişti. Galatasaray AIG ile yollarını ayırmasına karşın (Galatasaray aleyhinde çeşitli davalar açan AIG, 14 Şubat 2004 tarihinde şirket ve Galatasaray Spor Kulübü arasında imzalanan Sulh Anlaşmasına göre, AIG, sahip olduğu şirket hisselerini sulh miktarı olarak anılan 32.5 milyon ABD Doları karşılığında kulübe devretti) belki buradan gelen alışkanlıkla döviz kurunun gerilediği bir ortamda döviz pozisyonunda yakalandığı için kârlılığı Fenerbahçe'den daha düşük oldu. İlk 6 aylık bilanço performasına göre; dövizdeki değer kaybının Galatasaray'ın gelir tablosuna 2.1 milyon dolar kur zararı yazmasına sebep olduğu görülüyor.
Nakit yönetim stratejisi değişecek
Şirket yetkilileri, nakdin dövizde tutulma stratejisini gözden geçirebileceklerini ifade ediyor. Öte yandan, Galatasaray'ın pazarlama ve genel yönetim giderlerinden kaynaklı olarak faaliyet giderlerinin yüksek olduğunu görüyoruz. Bu durum şirketin faaliyet kârlılığının düşmesine neden oluyor. Fenerbahçe'nin ise reklam ve pazarlama faaliyetlerini kendi iç bünyesinde gerçekleştirildiğinden faaliyet kârlılığı daha yüksek bir noktada oluşmuş durumda. 2004 yılı altı aylık verilerine göre Fenerbahçe'nin 14.7 milyon dolarlık net satışı bulunurken faaliyet giderleri sadece 199.5 bin dolar civarında kaldı. Oysa Galatasaray'ın 11.7 milyon dolarlık satışına karşın 3.4 milyon dolarlık faaliyet gideri olduğunu görüyoruz.
'Acemiydik, şampiyonluğu paraya çeviremedik'
Galatasaray 100 yıllık bir takım. Dört kez arka arkaya şampiyonlukla Türk futbol tarihinde bir ilki gerçekleştirdi. Hiç yenilgi almadan UEFA kupasını alan ve dünya sıralamasında ilk 10'a giren ilk Türk takımı oldu. Bu parlak başarılara imza atan takımın başında şimdi Özhan Canaydın var. Takımı, bu başarıları paraya çevirmeyi başaramamış, büyük borç altındayken aldı. Kendisi bir rakam vermiyor ama cebinden 15 milyon dolar harcadığı söylenen Canaydın, mali durumu düzeltmek için büyük çaba içinde. Kendisi de başarıların nakde çevrilemediğini kabul ediyor. Büyük projeler gündemde. Bu arada borçlar sıkıştırıyor. Ama hiç umutsuz ve yılgın değil. Bu büyük takımın daha büyük işler başaracağını düşünüyor. Canaydın'la 100'üncü yılda GS'yı konuştuk.
Galatasaray'ın 100'üncü yıldönümünün sizin başkanlık döneminize rastlaması nasıl bir duygu?
Son Genel Kurul'da Mart 2004'te seçilerek 100'üncü yılda başkan olma onuruna eriştim. 50 yıllık Galatasaraylılığımda en mutlu sene bu 100'üncü yıl. Her sene olduğu gibi bu yıl GS'nın şampiyonluk hedefidir. 100'üncü yılda böyle bir mutluluğa ulaşırsak sevincimiz katlanacaktır. 100'üncü yıl komitemiz, kulübümüze yakışır her türlü kutlama organizasyonları için hazırdır.
Nasıl bir 100'üncü yıl kutlaması planlıyorsunuz?
100'üncü yıl kutlamaları apayrı bir komite tarafından, içinde profesyonel çok insanın olduğu gruplar tarafından hazırlanan programla yürütülüyor. Haziran ayının sonunda bitirilmesi düşünülen ve Mehmet Ali Birand tarafından hazırlanan GS belgeseli, yeni sezonla birlikte gösterime girecek. En iyi goller, en iyi maçlar, en iyi futbolcular gibi konuları da içerecek. Bugüne kadar hiç böyle geniş kapsamlı bir belgesel yapılmadı. Bunun yanı sıra, birçok Galatasaraylı duayen ve birçok tarihçi ortaklaşa Galatasaray tarihi kitabı hazırlıyor. Bu da 100'üncü yıla yetişecek. 2000 yılı UEFA Kupası'nın perde arkası yine bir belgesel şeklinde hazırlanıyor. Dolmabahçe'de GS balosu olacak. 10 ili kapsayacak Road Show'lar yapılacak. Yurtdışı kutlamaları olacak. 100 yıl kapsamında yaşayan 40 efsane futbolcu, Diyarbakır maçı öncesi maç yapacak. Hatıra paralar, hatıra pullar ve hatıra şaraplar çıkacak. 100'üncü yıl formasının 29 Mart'ta tanıtımını yapacağız. Bunun yanı sıra konserlerimiz de olacak.
Hangi sanatçıyı getireceksiniz?
Dünya çapında ünlü bir şarkıcı gelecek. Ancak 100'üncü yıl komitemizin aldığı kararla adını açıklayamıyoruz. Sürpriz olacak.
GS taraftarı 100'üncü yılda şampiyonluğa kilitlendi. GS şampiyonluğa ne kadar yakın ?
Biz her sene şampiyonluğu hedefliyoruz. Ama futbol bu. İnşallah 100'üncü yılımızı şampiyonlukla süslemeyi istiyoruz. Şampiyon adayları arasında en şanslılardan biriyiz.
Dört kez üst üste Türkiye şampiyonu olarak bir rekor kıran ve ardından UEFA şampiyonluğu ile bir tarih yazan GS, sportif başarıyı neden finansal başarıya dönüştüremedi?
Galatasaray sadece Türkiye'de değil, Avrupa'da Türkiye'yi en iyi tanıtan markalardan biri. Yüzde 61 tanınma oranına sahip. Bu çok büyük bir oran. Devletimizin çok takdir ettiği bir pozisyon bu. Niye çeviremedik derken, acemiydik, beklemiyorduk, hazırlığımız yoktu. Hedefe varmak için çok çalışırken, finansman problemlerimiz oldu. Bu tip bir müessesenin finansman problemi olursa doğru şeyler üretemez. İşte o karambolün içinde bunu maddi açıdan bir verime dönüştüremedik. Bu hepimizin suçu. Hepimizin acemiliği. Ummadığımız bir başarı oldu. Neticesinde gelir olarak bir şeyler yazamadık.
Galatasaray'ın en büyük problemi nedir? Bundan nasıl kurtulacak?
Galatasaray Kulübü'nün problemi her kulubün başındaki problemlerden biridir. Bizimki biraz daha büyüktür. Finansman problemi vardır. Nakit akışında birtakım sıkışıklıklar vardır. Bunları yavaş yavaş aşacağız. Galatasaray kıskanılan bir takım olduğu için üstünde çok spekülasyon yapılıyor. Bazı ödemelerin gecikmelerinde, diğer kulüpler de aynı pozisyonda olmasına rağmen Galatasaray'ın gecikmesi ön plana çıkıyor. Gayet normal karşılıyoruz. Ödeme ahlakı olan bir kulübüz. Sırasıyla borçlarımızı tasviye etmeye çalışıyoruz. Her ticari müessesede olduğu gibi sıkışıklıklar oluyor, olacaktır. Çok daha sıkışık günlerden daha az sıkışık günlere geldik. İnşallah hepsini kökünden kaldıracağız.
Son durum itibariyle borç ne kadar?
Şubat ayı mali kongre kitapçığımızda 12'inci sayfada. Bütün alacağımızı, borcumuzu tek sayfada görebilirsiniz. Sayfada detay ararsanız, bulursunuz. Her şeyimiz şeffaftır.
Seyrantepe projesinin iptal edilmesi durumunda bir B planı var mı?
İptal edilmesi söz konusu değil. Çünkü üst kullanım tapusu elimizde. Bir araziye sahip olmaya çalışıyoruz. Bunun için bazı gecikmeler var. İnşallah onu da aşacağız. Üst hakkı tapumuzla orada stadımzı ve spor komplekslerimizi yapma hakkına bugünden sahibiz. Onun için hiçbir problem ve B planı yok.
İki bakanlık arasında bir evrak gidip gelmesi mi var?..
Bizim lehimizde bir evrak eksikliği var. O tamamlanıyor. İhaleye çıkacağız.
GS bu proje ile rahatlığa kavuşacak mı?
Galatasaray, stadını şehir içi gibi şehir dışı gibi bir arazinin üstünde yapacak. Metro bittiği zaman 600 metre yürüyüş mesafesi kalan bir konumda stadını yapacak. En modern stadlardan biri yapılacak. Çünkü önümüzdeki 30 senede Türkiye'nin başka stadının yapılacağına inanmıyorum. Olimpiyat Stadı'ndan sonra devlet stad yapımına giremez. Fenerbahçe stadını yeniledi, Beşiktaş yeniledi, Trabzonspor yenileyecek. Yeni bir stad ancak Galatasaray tarafından inşa edilmiş olacak. Bunun Avrupa standartlarında çok modern tesis olması lazım. 100'üncü yılımızda bunun temelini atmak bizi çok mutlu edecek. Maksimum üç sene kadar bir zaman içinde bitmiş olacak. O dönemde maçlarımızı Ali Sami Yen'de oynayacağız. UEFA standartlarına erişebilmek için eski açık tribünümüzü yıktık, yeniden inşa etmek üzere çalışmalar başladı. Yeni sezonda 6 bin 500 - 6 bin 750 kişi arasında yeni bir kapasite elde etmiş olacağız. Stadımız toplam 24 - 25 bin kişilik kapasiteye erişecek. En az 2.5 sezon Ali Sami Yen'de oynayacağız.
Galatasaray borcunu nasıl ödeyecek. Borcun geri ödenmesinde arsa ve gayrimenkulün satışı olacak mı?
Bugün hiçbir spor kulübü, futbol ve amatör branşları olan kulüp borçlarını futbol gelirleriyle, yani sportif gelirle ödeyemez. Avrupa'daki borcu olan birçok kulüp de aynı pozisyondadır. Tek çıkış yolu futbol dışı gelirler temin ederek, bu borçları tasfiye etmektir. Bizim çeşitli planlarımız var. Üç senedir zaten altyapı olarak bu planlarla uğraşıyoruz. Bu gelirleri temin etmek için bütün hazırlıkları bitirdik. İnşallah realize edeceğiz.
Galatasaray'ın Ünal Aysal'a olan borcu ödenecek mi, ötelenecek mi?
Ünal Aysal sevgili kardeşim, çok iyi bir Galatasaraylıdır. Kendisiyle okul dönemlerinden beri dostluğumuz devam etmektedir. Galatasaray'a büyük katkıları olmuştur. AIG hisselerinin alınmasında kulübümüze büyük kolaylık sağlamıştır. Hisseleri kendisi almış ve yaptığımız anlaşmayla aldığı fiyattan belli bir zaman dilimi içinde aynı fiyatla geri almayı taahhüt etmiş durumdayız. Hisseler kendi elinde kaldığı sürece gelirleri kendi alacak. En kısa zamanda da hisseleri geri almayı planladık. Bilançomuzda da 23.5 milyon doları borç hanemize deklare ettik.
FB ve BJK'nin TV'si var, Galatasaray'ın televizyon kurma projesi var mı?
100'üncü yaşımızı doldurduğumuz senenin içinde böyle bir projeyi düşünüyoruz. Fakat rantabl olmadığını da biliyoruz. TV kanallarının ciddi maddi zararları olduğu kanaatindeyiz. Avrupa'da da tam gün yayın yapan büyük kulüp televizyonlarının kendisini finanse edemediğini biliyoruz. Tedbirli hareket ediyoruz. Bu sıkıntılı dönemimizde böyle bir yatırımı şimdilik düşünmüyoruz. Bütün çalışmalarımız, 2005 Ekim'de 100'üncü yaşına girdiğimiz döneme rastlayacak.
Milyonlarca taraftarın, GS'ye katkısı hangi boyuttadır?
12 bin civarında üyemiz var. Aidatını ödeyenler 6 bin civarında. Senelik aidat 100 milyon lira. Ortalama 17 bin taraftarla maçlarımızı oynuyoruz. İnşallah yeni stadımızla yaptığımız ekstra hizmetlerle bu ortalamayı 35 - 40 binlere taşımayı düşünüyoruz. Böylece seyirci adedimiz 2 - 2.5 katı artacak. Maddi olarak tabii daha fazla olacağı kanaatindeyiz.
Röportaj öncesi bekleme odasında Schalke'nin formasını gördüm. GS ile ne gibi bir bağlantısı var?
Kardeş kulübüz. Bizden bir yaş büyük bir kulüp ve ilk onursal üyesi benim. Yani 101 senelik bir kulübün ilk onursal üyesiyim. Schalke kulubüyle çok iyi bir münasebetimiz var. Schalke belediye başkanı onursal kulüp başkanı. Çok yakın dostumuz. Tamamen kişiliğimden kaynaklanan bir durum. İlk defa burada size söylüyorum.
Yurtdışında hedef Almanya
GS'nin Avrupa ile ilgili projeleri neler?
Avrupa taraftar kart projesi 100'üncü yıl projesi içindedir. Galatasaray Europa yani taraftar kartı organizasyonu iyi gidiyor. Almanya'da yapılan anketlere göre GS'nin 800 bin taraftarı var. İnşallah iki yıl içinde Avrupa'nın en büyük sivil toplum örgütünü kurmuş olacağız. Yüzde 90'ı bize ait Düsseldorf'ta bir şirketimiz var. Merkezimiz orası. Bu organizasyon için çok profesyonel çalışıyorlar. GS, Avrupa'da yaşayanların gurur kaynağı. Schalke stadında yaptığımız maça 45 bin taraftarımız geldi. En büyük seyirci potansiyeline sahip kulübüz. Avrupa'da yaşayan bütün Galatasaraylıları bir gönüldaşlık içinde biraraya toplamak istiyoruz. Maddi gelir de düşüncelerimiz içinde. 115 ve 65 euroluk iki taraftar kartımız var. Bunların yanında bir de hediyelerimiz var. Bir paket halinde taraftarımıza sunuyoruz. İyi gelirler elde edeceğimizi düşünüyoruz.
İngilizler GS'yi inceliyor
GS Başkanı Özhan Canaydın; ilkokul, lise ve üniversitesiyle Galatasaray'ın 5 asırlık bir eğitim yuvası olduğunu belirterek şunları söyledi:
"Galatasaray'ın Avrupa şampiyonu olması İngiltere Kraliyet Ailesi'nin dikkatını çekti. Avrupa'da Galatasaray'a emsal kültür yuvaları olan kulüpler mahalli takımlarda oynuyor. İngiliz Kraliyet ailesi bir Araştırma Fonu teşekkül ederek, Galatasaray isminin araştırılmasına karar verdi."
Araştırmalar büyük futbol organizasyonlarının ülke ekonomilerine büyük katkısı olduğunu gösteriyor. Kupaları izlemeye akın edenler milyarlarca dolarlık döviz bırakıyor. Milli hasılalar büyüyor. Japonya son kupada 24.7 milyar dolar gelir sağlamış
DİLEK TAŞ
Sıradan bir spor organizasyonundan çok neredeyse bir ülke ekonomisi kadar gelir getiren futbol ekonomisi, en büyük kazancı dünya kupalarında sağlıyor. Son 35 yılda futbolun dünya ekonomisi üzerindeki etkilerine bakıldığında, bunu açıkça görmek mümkün. Bu durum, futbolu hem ekonomistler hem de taraftarların gözünde güzel bir spor oyunun olmanın yanı sıra komplike finansman savaşlarına dönüştürüyor. Futbol; dünyada rüşvet, oylamalarda yapılan hileler, şikeler, futbolcu ücretleri ve büyük transferlerle de konuşuluyor.
Futbol dünyasında en bilinen şey, dünya kupalarına ev sahipliği yapan ülkelerin olimpiyatlara diğer takımlardan bir adım önde başlamaları. 2002 yılında Dünya Kupası'na evsahipliği yapan Japon için, ülkenin kupayı kazanması ya da turnuvadan daha erken çekilmesi faktörleri göz önüne alınarak bir araştırma yapıldı. Dentsu İnsan Araştırmaları Merkezi'nin (DIHS) yaptığı çalışmada, eğer Japonya turnuvadan daha geç elenseydi 27 milyar dolar kazanacaktı. Oysa Japonya turnuvadan beklendiğinden çok erken, üstelik Belçika, Rusya ve Tunus takımları karşısında bile zorlanarak kupadan elendi. Yine de kârlı bir ev sahipliği yaparak 24.7 milyar lirayı cebine koydu. Kupa için yaptığı harcamaları, yeni stadyum ve çalışma kampları da dahil olmak üzere 4.3 milyar dolardı.
G. Kore 8.3 milyar dolar kazandı
DIHS'nin yaptığı araştırmaya göre eğer Japonya en azından ilk sekiz takım arasına girebilseydi kazancı daha yüksek olacaktı. Yine de Japonya'nın kupaya ev sahipliği ona ciddi kazançlar sağladı. Benzer bir şekilde Güney Kore, Dünya Kupası'na ev sahipliği yaptığında Kore Dünya Kupası Organizasyon Komitesi (KOWOC), organizasyonun ülke ekonomisine katkısını 8.3 milyar dolar olarak hesaplamıştı. KOWOC, kupanın aynı zamanda 35 bin kişilik istihdam yarattığını açıklamıştı.
Turnuvaların yapıldığı ülkelere gelenler, günlerce o ülkede kalıyor. Daha çok dışarı çıkıyor, yemek yiyip içki içiyorlar, daha fazla ev partileri yapılıyor. Güney Kore'de turnuvaların düzenlendiği haziran ayında tüketim doruk noktasına ulaşmıştı.
|
|
||||
|---|---|---|---|---|
| Yıl | Ev sahibi | Kupa yılı büyüme oranı (%) | Bir sonraki yıl büyüme oranı (%) | Değişim (yüzde) |
| 1970 | Meksika | 6.9 | 4.2 | -2.7 |
| 1974 | Batı Almanya | 0.2 | -1.3 | -1.5 |
| 1978 | Arjantin | -3.4 | 7.1 | 10.5 |
| 1982 | İspanya | 1.2 | 1.8 | 0.6 |
| 1986 | Meksika | -3.7 | 1.7 | 5.4 |
| 1990 | İtalya | 2 | 1.4 | -0.6 |
| 1994 | ABD | 4 | 2.7 | -1.3 |
| 1998 | Fransa | 3.5 | 3 | -0.5 |
Ertesi yıl küçülme veya daha düşük oranlı büyüme
Ancak dünya kupaları tüm ekonomileri aynı şekilde etkilemiyor. Daha geniş bir perspektifle ele alındığında olimpiyatların bazı ekonomiler üzerindeki 'durgunlaştırıcı' etkisi de saptanabiliyor. Örneğin Güney Kore'de tüketimi doruğa çıkaran kupa dönemi, Brezilya'da ciddi ekonomik sorunlara yol açıyor. Brezilya'da çalışanlarda yarattığı konsantrasyon eksikliği ve düşük üretim milyonlarca dolarlık üretim kayıplarına neden oldu. Kupa günlerinde çalışanların maçları izlemek için daha fazla izin alması ekonomide durgunluk yarattı.
Araştırmada dünya kupasının yapıldığı yıl ile izleyen yılların büyüme oranları karşılaştırılmış.
Bu karşılaştırma kupaların genellikle yapıldığı ülkelerde milli hasılayı büyüttüğünü ortaya koyuyor. İzleyen yıl büyüme rakamları daha düşük oluyor. 1970'de Meksika kupa yılında yüzde 6.9 büyümüş. İzleyen yıl büyüme oranı yüzde 4.2, Batı Almanya yüzde 0.2, izleyen yıl büyüme oranı yüzde - 1.3 olmuş.
İspanya, İtalya ve Fransa'da da benzer sonuçlar var. Kupa yıllarında her üç ekonomi de daha yüksek oranlı büyümüş. ABD'de büyüme yüzde 4'ü bulmuş. İzleyen yıl ise yüzde 2.7'ye gerilemiş. Ancak Arjantin'de kupa yılı ekonomi küçülmüş. Meksika da 1986'daki ikinci kupa döneminde, birincinin aksine küçülmüş.
Yönetmek ya da yönetmemek işte bütün mesele bu!..
Türkiye'de herşey topun çizgiyi geçip geçmemesine bağlı. Top çizgiyi geçerse mesele yok. Galatasaray'ın mali durumunu düzeltip futbolda da aynı konsantrasyonu göstermesi şart. Özhan Canaydın, hatalarına rağmen büyük mücadele veriyor. Sağlığı bozuldu ancak bırakmadı. Sadece Galatasaray için çalışıyor. Galatasaray'ın en büyük avantajı başkanların herşeyi ile kendilerini kulübe vermesi. Faruk Süren ve Mehmet Cansun bu uğurda işlerini feda ettiler. Canaydın sıkıntıdan hastanelere düştü
HALİL ÖZER
Galatasaray'ın son 10 yılı, aslında camianın 'neydi o günler' diye anacağı başarılarla dolu geçti. Türkiye ölçülerinde böyle bir başarıyı yakalayan çamianın mali yönden de rahatlamış olması gerekiyordu, ama olmadı. Faruk Süren döneminde yaşananlar kulübün bugün çok sıkıntı çekmesine neden oldu. UEFA Kupası kazanıldığı gün ve ertesi günü kulüpte başlayan iç kavga ve tartışmalar belki de kafalarda bulunan birçok projenin uygulanmamasına neden oldu. O dönemde Galatasaray Kulübü'nün forma satışı kupa sonrasındaki beş ay içinde 100 bini bile geçmedi. Üretkenlik yapılamadı. Bugün taraftarların yüzde 90'ının evinde ne UEFA Kupası ne de Süper Kupa hatırası var. Talepler karşılanamadı. Taraftarın büyük bir istek ile cebinde harcamak için beklediği ve kulübe aktarmak istediği para olduğu yerde kaldı.
Bugün futbol dünyasında isim yapmış bir futbol takımı mali yönden taraftarını büyük hedef kitlesi olarak görür ve ona göre yatırım yapar. Nakit akışını da sağlayarak ayakta kalır. Yani takım içinde futbolcu isimleri değişerek forma satışı ve reytingleri yükseltilir. Ancak Galatasaray takımının taraftarları hâlâ bir Galatasaray Store'a gittiği zaman 10 yıl önce olduğu gibi yine Hakan Şükür formasını görüyor.
Oysaki kupa sonrası kayıkçı kavgasından kopup geleceğe dönük projeler içine girmeliydi. Süren o dönemlerde belki bunu düşündü. AIG anlaşması Süren'in bu düşüncelerinin başlangıcıydı. Ancak Fatih Terim ile anlaşamamaları ve Terim'in Fiorentina'ya gitmesi sıkıntının başlangıcı oldu. Üstelik Terim'in ayrılması öyle karşılıklı hoşgörülerle yapılmadı. O günkü tartışmalar bugün bile tartışılıyor. Bu durum tüm birimleri etkiledi. Kupalara rağmen kulübe moralsizlik hakim oldu. Kimse kupaların getireceği nimetlerden yararlanmayı düşünmedi. AIG ile anlaşılmaya rağmen beklenen girdiler olmadı. Para gelmeyince de borçlar borçla kapatıldı, borçlar büyüdü.
Para yanlış harcandı
Peki neden kulüp bu kadar borç altına girdi? Bu paralar nereye gitti?.. Kimsenin cebine gitmedi tabii. Sonuçta Galatasaray için harcandı ancak yanlış harcandı!.. Örneğin stad projesi
için Süren döneminde 15 milyon dolara yakın para harcandı. Feriye'de stadda yapılacak localar için satış günü bile yapıldı. O gün satılan localar için bin dolar peşinat bile alındı. Ancak stad hâlâ ortada yok. Proje belki de 10 kez değişip düzeltildi, bir türlü başlatılamadı. Yıllardır Ali Sami Yen yıkılamadı. Çünkü tapu Galatasaray'da değil, üst kullanım hakkı var. Ayrıca gerekli krediyi de bulamadı. Seyrantepe için tapu ısrarı bundan. Böylece harcanan paralar da boşa gitti.
Mehmet Cansun da stad sözü ile geldi ancak o da yapamadı. Kanadalı bir şirkete proje çizdirmişti. Süresi kısa olduğu için kaldı. Bugün hâlâ yeni stad için para harcanıyor. Birçok kişi, 'Süren zamanında, Fenerbahçe gibi, Ali Sami Yen de kredisiz, parça parça yapılsa çoktan bitmişti' yorumu yapıyor. Süren Fenerbahçe'nin tarzını 'gecekondu' diye yorumlamıştı, bugün 'Hata yaptık. Aynı sistemde yapabilirdik' diyor. Proje için harcanan paralar, yeni stad tribünlerinin büyük bir bölümünü karşılayabilirdi.
Jardel zararı 11 milyon dolar
Cansun'un kısa döneminde kulübün iniş çıkışı sürdü. İlk yıl Jardel gibi fantastik bir transfer yapıldı. Forma satışında bir hareketlenme sağlansa da sonrası iyi gitmedi. Jardel yarı yolda bıraktı. Büyük paralara alınan bonservisi elde kaldı. 11 milyon dolar zarar edildi. Kötü transferler başladı. Bir maç bile forma giyemeyen transferler yapıldı. Cansun ve sonrasında yapılan transferlerden 20 milyon dolar civarında zarar ortaya çıktı. Uçup giden bu paralar kulübü mali yönden zorlamaya başladı. O dönemlerde en çok yapılan espri, danışmanından, "Galatasaraylı yöneticilerin geldiğini' öğrenen banka müdürünün arka kapıdan kaçması hakkındaydı. Kasaba, bakkala, futbolcuya borç birikiyordu. Süren ve Cansun dönemi sportif açıdan tarihsel başarıyı yakalasa da mali açıdan bir felaketti.
Galatasaray başkanlar konusunda 'ortasını' bulamadı. Süren transferlerde çok başarılı bir performans çizerken, Özhan Canaydın kulübü ayağa kaldırma ya da mali yönden başarılı oldu. Ama transfer politikası tam bir felaket oldu. Terim olayı, Florya'da, dumanaltı bir basın odasındaki açıklamayla noktalandı. Süren döneminde futbolda başarıya imza atan Ali Dürüst ve Burak Elmas'dan yararlanamadı. Canaydın son kararı hep kendisi verdi. Yanlışlar hasarı büyüttü. Büyük başarı sözleri verilmese Canaydın'a bakış farklı olabilirdi. Ancak seçim kazanmak adına verilen sözler başa bela oldu. Oysa kulübün borçlarını olağanüstü azalttı. Bakkala, kasaba, futbolcuya borçlar temizlendi. Bankalar kaldı ve kredi kapıları yeniden açıldı. Sıkıştığı yerde kendisi para verdi. Tam olarak bilinmiyor ama cebinden (kendi işine tehlikeye atararak) 15 milyon dolardan fazla bir para verdiği söyleniyor.
Top çizgiyi geçerse...
Bir ödeme disiplini getirdi. Yeni kaynak arayışları başladı. Stad projesinin seyri değişti ve Seyrantepe daha mantıklı ve rasyonel bir proje olarak dikkati çekti. Avrupa projesi başlatıldı ve uzun yıllar sonra ilk kez Galatasaray gelecek için planlar yapmaya başladı.
Ancak tabii ki Türkiye'de herşey topun çizgiyi geçip geçmemesine bağlı. Top çizgiyi geçerse Canaydın belki de bu sıkıntıları aşacak. O yüzden futbolda da aynı konsantrasyonu göstermesi şart. Hatalarına rağmen büyük bir mücadele veriyor. Sağlığı bozuldu ancak bırakmadı.
Sadece Galatasaray için çalışıyor. Zaten yaşananları başka bir kulüp yaşasaydı bugün kesinlikle iflas ilan edilmişti. Ancak Galatasaray'ın en büyük avantajı göreve gelen başkanların herşeyi ile kendilerini kulübe vermesi. Faruk Süren ve Mehmet Cansun bu uğurda işlerini feda ettiler. Canaydın sıkıntıdan hastanelere düştü. Hepsinin amacı sadece Galatasaray'dı.
0 yorum yazılmıştır