Madoff Ekonomisi-Eko Politik
27.12.2008Şimdiye dek hemen herkesin çok parlak bir yatırımcı ve hayırsever olarak tanıdığı Bernard Madoff’un saadet zinciri benzeri bir yapılanmayla yatırımcıları dolandırması tüm dünyayı şaşkına çeviren bir gelişme oldu. Madoff’un bu dolandırıcılıktan elde ettiği paranın 50 milyar dolara ulaştığının söylenmesi durumun çarpıcılığını ortaya koyuyor.
Herkesin aklına gelebilecek şu soruyu soran tek kişi elbette ben değilim: Madoff’un hikayesi tüm bir yatırım sektörünün hikayesinden ne kadar farklı?
Finans sektörü, sektörün tepesindeki insanlara inanılmaz paralar kazandırarak ülkenin milli gelirinde sürekli büyüyen bir paya sahip oldu. İşte bu noktada, finans sektörünün büyük bölümü değer yaratmak yerine değeri yok eden bir görüntü sergiliyor. Ve mesele sadece para meselesi değil: Başkalarının parasını yöneterek çok ciddi boyutlarda zenginleşenler toplumumuzda çürütücü bir etki yarattı.
Konuya maaşlarla başlayalım. Geçtiğimiz yıl, menkul kıymetler ve yatırım alanlarında çalışanların kazandığı ortalama para diğer tüm sektörlerde çalışanların ortalama kazancının tam dört kat üzerindeydi. Öyle ki, yılda bir milyon dolar kazanmak hiç de anormal bir şey değildi; hatta 20 milyon dolar ve daha fazlası da büyük ölçüde normal karşılanıyordu. Amerika’nın en zenginlerinin gelirleri bir önceki kuşaktan bu yana büyük bir patlama yaşarken, tipik bir çalışanın aldığı ücret durağan bir grafik çiziyordu. Bu uçurumun temel sebebi Wall Street’e ödenen yüksek ücretlerdi.
Ancak bu finans starları insanlara da milyonlarca dolar kazandırıyor olmalıydı değil mi? Pek de öyle değil. Wall Street’in ödeme sistemi bir kar gözüktüğünde daha sonra görünürdeki bu karın bir ilüzyon olduğu ortaya çıksa bile finansçıyı müsrifçe ödüllendiriyor.
Şimdi bir finans yöneticisi örneğini ele alalım. Farzedelim bu yönetici, müşterilerinin yatırdığı paraları önce borçlanarak çoğaltsın, sonra da toplanan parayı ipotekli tahviller gibi yüksek karlı ancak riskli kağıtlara yatırsın. Bir süre, -konut balonunun şişmeye devam ettiği sürece diyelim- adam (genellikle erkek olurlar) büyük karlar elde ederek kendisi için de büyük paylar alır. Sonunda balon patlar ve adamın yatırımları zehirli atıklara döner. Kendisine paralarını emanet eden yatırımcılar çok büyük kayıplar yaşarken, adamın kazandığı para yanına kar kalır.
Evet, tüm bu yaşananlardan sonra benim örneğim çok da farazi olmadı.
Şimdi, Wall Street’teki genel işleyişin –Madoff örneğinde olduğu gibi- sistem yürüdüğü sürece yatırımcılarına büyük paralar kazandıran saadet zincirlerinden ne farkı var? Söylenenlere bakılırsa Madoff bazı adımları atlayarak müşterilerinin anlamadığı riskleri kendilerine açıklarken büyük komisyonlar almak yerine adeta paralarını çalmış. Öyle görünüyor ki Madoff ne yaptığını bilen bir dolandırıcıyken, Wall Street’teki insanlar kendi aldatmacalarına inandılar. Yine de gelinen nokta (göz altına alınanlar hariç) aynı: Finans yöneticileri zengin olurken, yatırımcıların birikimleri yok oldu.
Çok büyük miktardaki paralardan bahsediyoruz. Bir kuşak önce finans sektörü Amerika’nın gayrisafi milli hasılasının %5’ini oluştururken, son yıllarda bu oran %8’e kadar yükseldi. Şayet %3’lük ekstra dilim ortada olmayan bir parayı gösteriyorsa –ki muhtemelen de öyle- yılda 400 milyar dolarlık bir çöplükten, dolandırıcılıktan ve suistimalden bahsediyoruz demektir.
Fakat bu saadet zincirlerinin Amerika’ya maliyeti doğrudan çöpe giden dolarların çok ötesine geçti.
Daha da kötüsü, Wall Street’in haksız kazançları iki tarafı da tutan bir sinsilikle siyaseti yozlaştırmaya devam ediyor. Bush yönetiminin diğer yöntemleri finansal dolandırıcılığın kanıtı olarak gören Menkul Kıymetler ve Döviz Komisyonu Başkanı Christopher Cox’tan hedge fon ve özel girişim fonları yöneticilerini kayıran büyük vergi açıklarına hala dokunmayan Demokratlara (Senatör Schumer’e selamlar), para konuştukça politikacılar da yollarına devam ediyor.
Bu arada, yıllardır en parlak gençlerimizin bilimden, kamu hizmetinden ve diğer alanlardan uzaklaşıp yatırım bankacılığına yönelmesi ile bireysel refahın mıknatısla çekilmiş gibi çabucak yok olması ülkemizin geleceğini ne kadar zedeledi dersiniz?
Sonuçta, balon finans sektörümüzde büyük paralar kazanan –belki de “kazadırılması” gereken- zenginler gerçeklik duygumuzun altını oyarak sağduyumuzu azalttılar.
Önemli noktalardaki hemen herkesin yaklaşan krizin ayak seslerini duyamadığı bir ortam düşünün. Bu nasıl bir şeydir? Örneğin, sadece birkaç yıl önce Alan Greenspan nasıl oldu da –türev ürünler sağolsun- “finansal sistemimiz artık bir bütün olarak daha esnek, kendini kolay toparlayabilecek bir yapıya bürünmüştür” diyebildi? Öyle sanıyorum ki cevap şu: Seçkin kesimden sayılabilecek kişilerde dahi çok para kazanan adamları putlaştırma eğilimi ve bu zengin adamların ne yaptıklarını bildikleri gibi bir varsayım mevcut.
İşte Madoff’a neden bu kadar çok insanın güvendiğinin sebebi de budur.
Şimdi, bu yıkımın nasıl ortaya çıktığını araştırmaya koyulduğumuzda ve her şeyin nasıl böylesine hızlı bir şekilde bu kadar batağa saplanabildiğini anlamaya çalıştığımızda ortaya basit bir cevap çıkıyor: Şimdi gördüğümüz şeyler, Madoff’laşan bir dünyanın getirdiği sonuçlardır. http://www.ekopolitik.org/public/news.aspx?id=3673&pid=30
(The New York Times, 19 Aralık 2008, Paul Krugman, The Madoff Economy)
Herkesin aklına gelebilecek şu soruyu soran tek kişi elbette ben değilim: Madoff’un hikayesi tüm bir yatırım sektörünün hikayesinden ne kadar farklı?
Finans sektörü, sektörün tepesindeki insanlara inanılmaz paralar kazandırarak ülkenin milli gelirinde sürekli büyüyen bir paya sahip oldu. İşte bu noktada, finans sektörünün büyük bölümü değer yaratmak yerine değeri yok eden bir görüntü sergiliyor. Ve mesele sadece para meselesi değil: Başkalarının parasını yöneterek çok ciddi boyutlarda zenginleşenler toplumumuzda çürütücü bir etki yarattı.
Konuya maaşlarla başlayalım. Geçtiğimiz yıl, menkul kıymetler ve yatırım alanlarında çalışanların kazandığı ortalama para diğer tüm sektörlerde çalışanların ortalama kazancının tam dört kat üzerindeydi. Öyle ki, yılda bir milyon dolar kazanmak hiç de anormal bir şey değildi; hatta 20 milyon dolar ve daha fazlası da büyük ölçüde normal karşılanıyordu. Amerika’nın en zenginlerinin gelirleri bir önceki kuşaktan bu yana büyük bir patlama yaşarken, tipik bir çalışanın aldığı ücret durağan bir grafik çiziyordu. Bu uçurumun temel sebebi Wall Street’e ödenen yüksek ücretlerdi.
Ancak bu finans starları insanlara da milyonlarca dolar kazandırıyor olmalıydı değil mi? Pek de öyle değil. Wall Street’in ödeme sistemi bir kar gözüktüğünde daha sonra görünürdeki bu karın bir ilüzyon olduğu ortaya çıksa bile finansçıyı müsrifçe ödüllendiriyor.
Şimdi bir finans yöneticisi örneğini ele alalım. Farzedelim bu yönetici, müşterilerinin yatırdığı paraları önce borçlanarak çoğaltsın, sonra da toplanan parayı ipotekli tahviller gibi yüksek karlı ancak riskli kağıtlara yatırsın. Bir süre, -konut balonunun şişmeye devam ettiği sürece diyelim- adam (genellikle erkek olurlar) büyük karlar elde ederek kendisi için de büyük paylar alır. Sonunda balon patlar ve adamın yatırımları zehirli atıklara döner. Kendisine paralarını emanet eden yatırımcılar çok büyük kayıplar yaşarken, adamın kazandığı para yanına kar kalır.
Evet, tüm bu yaşananlardan sonra benim örneğim çok da farazi olmadı.
Şimdi, Wall Street’teki genel işleyişin –Madoff örneğinde olduğu gibi- sistem yürüdüğü sürece yatırımcılarına büyük paralar kazandıran saadet zincirlerinden ne farkı var? Söylenenlere bakılırsa Madoff bazı adımları atlayarak müşterilerinin anlamadığı riskleri kendilerine açıklarken büyük komisyonlar almak yerine adeta paralarını çalmış. Öyle görünüyor ki Madoff ne yaptığını bilen bir dolandırıcıyken, Wall Street’teki insanlar kendi aldatmacalarına inandılar. Yine de gelinen nokta (göz altına alınanlar hariç) aynı: Finans yöneticileri zengin olurken, yatırımcıların birikimleri yok oldu.
Çok büyük miktardaki paralardan bahsediyoruz. Bir kuşak önce finans sektörü Amerika’nın gayrisafi milli hasılasının %5’ini oluştururken, son yıllarda bu oran %8’e kadar yükseldi. Şayet %3’lük ekstra dilim ortada olmayan bir parayı gösteriyorsa –ki muhtemelen de öyle- yılda 400 milyar dolarlık bir çöplükten, dolandırıcılıktan ve suistimalden bahsediyoruz demektir.
Fakat bu saadet zincirlerinin Amerika’ya maliyeti doğrudan çöpe giden dolarların çok ötesine geçti.
Daha da kötüsü, Wall Street’in haksız kazançları iki tarafı da tutan bir sinsilikle siyaseti yozlaştırmaya devam ediyor. Bush yönetiminin diğer yöntemleri finansal dolandırıcılığın kanıtı olarak gören Menkul Kıymetler ve Döviz Komisyonu Başkanı Christopher Cox’tan hedge fon ve özel girişim fonları yöneticilerini kayıran büyük vergi açıklarına hala dokunmayan Demokratlara (Senatör Schumer’e selamlar), para konuştukça politikacılar da yollarına devam ediyor.
Bu arada, yıllardır en parlak gençlerimizin bilimden, kamu hizmetinden ve diğer alanlardan uzaklaşıp yatırım bankacılığına yönelmesi ile bireysel refahın mıknatısla çekilmiş gibi çabucak yok olması ülkemizin geleceğini ne kadar zedeledi dersiniz?
Sonuçta, balon finans sektörümüzde büyük paralar kazanan –belki de “kazadırılması” gereken- zenginler gerçeklik duygumuzun altını oyarak sağduyumuzu azalttılar.
Önemli noktalardaki hemen herkesin yaklaşan krizin ayak seslerini duyamadığı bir ortam düşünün. Bu nasıl bir şeydir? Örneğin, sadece birkaç yıl önce Alan Greenspan nasıl oldu da –türev ürünler sağolsun- “finansal sistemimiz artık bir bütün olarak daha esnek, kendini kolay toparlayabilecek bir yapıya bürünmüştür” diyebildi? Öyle sanıyorum ki cevap şu: Seçkin kesimden sayılabilecek kişilerde dahi çok para kazanan adamları putlaştırma eğilimi ve bu zengin adamların ne yaptıklarını bildikleri gibi bir varsayım mevcut.
İşte Madoff’a neden bu kadar çok insanın güvendiğinin sebebi de budur.
Şimdi, bu yıkımın nasıl ortaya çıktığını araştırmaya koyulduğumuzda ve her şeyin nasıl böylesine hızlı bir şekilde bu kadar batağa saplanabildiğini anlamaya çalıştığımızda ortaya basit bir cevap çıkıyor: Şimdi gördüğümüz şeyler, Madoff’laşan bir dünyanın getirdiği sonuçlardır. http://www.ekopolitik.org/public/news.aspx?id=3673&pid=30
(The New York Times, 19 Aralık 2008, Paul Krugman, The Madoff Economy)
0 yorum yazılmıştır