Sıcak para kaçıyor-MAHFİ EĞİLMEZ
28.10.2008Sıcak para, faiz veya temettü geliri elde etmek ya da gelir artışı farkı alabilmek için geliyor. Yabancı kurum ya da kişilerin Türkiye’ye açtıkları krediler, Türk bankalarına yatırdıkları mevduat, Hazine’nin çıkardığı tahvil ve bonoları (DİBS) satın almakta kullandıkları paralar, Türk borsasındaki hisse senetlerine yönelen yabancı kaynaklar sıcak paranın örnekleri. Yatırımcılar kriz olasılığı gördüklerinde, sermaye hareketlerinin serbestliği ilkesinden yararlanarak, paralarını alıp ülkeden çıkabiliyorlar. O nedenle bu tür yatırımlar sıcak para
olarak adlandırılıyor.
Sıcaklığın paradan değil bulunduğu yerden kaynaklandığını öne sürenler de var. Yani yatırımın bulunduğu yer ısınmaya başlayınca yatırımcı parasını alıp kaçıyor.
Buna karşılık doğrudan yabancı sermaye yatırımları bir ülkeye uzun dönemde kalmak için
geliyor. Bu yatırım türüne de soğuk para demek mümkün.
Hiç kuşkusuz ülkelerin yabancı kaynak tercihi soğuk paradan yana.
Türkiye öteden beri sıcak para çeken ülke konumunda yer alıyor. Geçmişte siyasal risklerin yüksekliği, ekonomideki istikrarsızlıklar, komşularıyla ilişkilerdeki sıkıntılar nedeniyle yeterince doğrudan yabancı sermaye yatırımı çekemezdi.
Asya ülkelerinin on milyarlarca dolarlık yatırım çektiği dönemlerde Türkiye yılda 1 milyar dolar dolayında ortalama doğrudan yabancı sermaye yatırımı elde ederdi. Dış kaynak ihtiyacının büyük çoğunluğunu sıcak para olarak sağlardı.
Bunu yapmak için de yüksek faiz öderdi. AB ile ilişkiler ciddileşip de müzakere aşamasına
gelindiğinde Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı sermaye girişleri yılda 20 milyar dolarlara ulaşmaya başladı. Böyle bir ortamda bir ekonominin yabancı kaynak açısından sıcak paradan soğuk paraya dönmesi beklenir. Oysa Türkiye’de böyle olmadı.
Türkiye, cari açığının hızla artması nedeniyle bu iki kaynağa yer değiştirtmeyi başaramadı.
Doğrudan yabancı sermaye yatırımları artsa da sıcak para, cari açığın finansmanında başrolü oynamaya devam etti. Çünkü Türkiye’nin hedefi cari açığını düşürmek değil onu her ne pahasına olursa olsun finanse etmek biçiminde oldu. Öyle olunca da yüksek faiz ödemeye ve düşüremediği cari açığı ağırlıklı olarak sıcak parayla finanse etmeyi sürdürdü.
Aşağıdaki tabloyu dünkü Anka Ekonomi Bülteni’nden aldım (son sütunu ben ekledim.) İlk üç sütun çeşitlerine göre Türkiye’deki sıcak parayı, dördüncü sütun bunların toplamını Ekim ayı itibarıyla, son sütun da akım olarak Türkiye’ye gelen yıllık doğrudan yabancı sermaye tutarını yani soğuk parayı Ağustos ayı itibarıyla gösteriyor. Geçen yılın ağustos ayında yabancı sermaye girişi 15.6 milyar dolardı. Buna göre Türkiye’deki sıcak para ülkeyi
hızla terk ederken gelen doğrudan yabancı sermaye yatırımı da azalıyor. Kriz ortamında bu
doğal bir gelişme. Sonuçta bir türlü düşüremediğimiz cari açığı kriz düşürecek. Finansmanı bulamayınca cari açık yaratamayacağız. Bütün sorun son beş yılın cari açıklarının yarattığı dış borç stoku sorununu nasıl çözeceğimizde. ![]()
0 yorum yazılmıştır