Dünya Gazetesi Bu mevsimde New York için çok sıcak bir gündü. Kimileri Uptown'da akşam başlayacak olan Cadılar Bayramı partisi hazırlıklarıyla meşgulken, ben şimdilerde işsiz kalmış Downtown finansçılarının "takıldığı" kahvelerle dolu West Village'de Amerikalı bir yazar arkadaşımla buluşmaya gittim. Onunla müdürü olarak part-time çalıştığı Cafe Cluny'de buluştuk. Yolunuz New York'a düşerse west 4 ile 12 arasındaki bu şirin restaurana mutlaka uğrayıp bir şeyler yemenizi öneririm. Ben arkadaşımın tavsiyesine uyup badem ve mandalinalı suteresi salatası ile kaz ciğerli pirzola kavurmayı denedim, çok memnun kaldım. Bunları sadece gelişmiş damak zevkimi (!) ortaya çıkarmak için paylaşmıyorum sizinle. Her gün böyle şeyler yediğimi sananlar da olabilir. Hemen bu yanlışlığı düzeltmek isterim. Amacım şu: malum, son dönemlerde köşe yazarı olmak istiyorsanız, mutlaka keşfedilmemiş bir restauranı okurlarınıza tavsiye etmeniz lazım. Bu evreyi aşmışsanız, şarap konusuna da girebilirsiniz tabii. İşte ben de baktım ki yeteneğim hâlâ geniş kitlelerce keşfedilmiş değil; bir de büyüklerimden gördüğüm bu yolu deneyeyim dedim. Şarap seçimi konusuna şimdilik girmiyorum. Onu son koz olarak kullanmayı planlıyorum. Hem zaten çalışmalarımın erken dönemindeyim henüz. Neyse, arkadaşımla hasret giderme faslını geçince konu Amerikan başkanlık seçimlerine geldi. Ona göre seçimin sonucunu belirleyecek en önemli konu dış ilişkiler, terör ve ulusal güvenlik, Irak, sağlık ve eğitim sorunları, silahlanma, kürtaj, eşcinsel evlilikler, enerji politikaları veya benzin fiyatları değil; ekonomi ve vergi politikaları. Zaten son dönemde yapılan anketler de bu görüşü destekliyor.

Pekiyi seçimimin sonucunu gerçekten adayların vergi politikaları mı belirleyecek? Elbette sonucu tek bir etkenin belirleyeceğini söylemek gerçekçi olmaz. Ama seçim konusunda Amerikan basınını takip ettiyseniz, gündemin en önemli konusunun vergi politikaları olduğunu görürsünüz. Gün geçmiyor ki manşetlerde bununla ilgili bir bölüm olmasın. Adaylar vergi politikaları üzerinden birbirlerini eleştiriyorlar. Başka bir deyişle Türkiye'de seçim zamanlarının popüler konusu nasıl yolsuzluklarsa ABD'de de vergi.

Aslında adayların vergi politikaları temsil ettikleri partilerin geleneksel çizgisini yansıtıyor. Cumhuriyetçiler hemen her seçimde olduğu gibi vergi oranlarının indirilmesini ve yeni vergi teşvikleri getirilerek ekonominin büyütülmesini, Demokratlar ise devletin sosyal güvenlik, sağlık ve eğitim gibi hizmetlerinin genişletilmesi, bunun finansmanı için yüksek gelir gruplarından daha fazla vergi alınmasını ve böylece gelir dağılımındaki uçurumun kapatılmasını savunuyorlar. İsterseniz gelin başka adayları Senatör Obama ve McCain'in vergi politikalarına kısaca bir göz atalım.

Fakirin dostu Obama vs., zenginliğin destekçisi McCain

Senatör Obama temelde Clinton yönetiminin yaklaşımını benimseyerek, Bush döneminde vergi indirimleri ile iyice bozulan dikey vergi adaletinin iyileştirilmesini sağlamak için herkesin ödeme gücüne göre vergilendirilmesini destekliyor. Yani ödeme gücü düşük olandan daha az, ödeme gücü yüksek olandan daha fazla vergi alınması gerektiğini savunuyor. Bu amaçla düşük gelirli ve orta-direk denilebilecek sınıflara uygulanan vergi oranının azaltılmasını, yüksek gelir grubundaki kişilerin vergi oranlarının artırılmasını planlıyor. Basit yani tek veya çift oranlı gelir vergilemesi ("düz vergileme" veya gelir vergisi yerine tüketim vergisi getirilmesi) konusundaki önerileri adaletsiz bulduğu için açıkça reddediyor. Yeni iş kuran kişilerle küçük işletmelerin değer artış kazançlarını vergiden istisna kılmayı, işsizlik sigortası kapsamında elde edilen gelirlerin daimi olarak vergiden istisna kılınmasını, yıllık geliri 50.000 ABD Doları'ndan daha düşük olan 65 yaş üzerindeki kişilerin gelir vergisinden muaf kılınmasını, yükseköğrenim masraflarının daha büyük kısmının matrahın belirlenmesinde indirim konusu yapılabilmesini, yüksek ödeme gücüne sahip olanlar tarafından menkul kıymetlerden elde edilen değer artış kazançları (borsa kazançları) ile temettüler üzerindeki vergi yükünü yüzde 15'ten yüzde 20'ye artırmayı düşünüyor. Şirketlerin hukuka aykırı vergi yapılarının daha fazla üzerine gidilmesi gerektiğini düşünüyor ve kurumlar vergisinde bir indirim yapmayı düşünmüyor. Buna karşılık, Senatör Obama'yı "sosyalist" olmakla suçlayan Cumhuriyetçiler'in temsilcisi Senatör McCain ise düşük gelirlilere uygulanmakta olan vergi oranının düşürülmesi yerine, genelde herkese uygulanan vergi oranlarının düşürülmesi suretiyle yatırım ve istihdamın desteklenmesini savunuyor. Bu çerçevede, borsa yatırımlarını desteklemek için bir yıldan uzun süre ile elde tutulan varlıkların elden çıkartılması suretiyle elde edilen değer artış kazançlarına halihazırda uygulanan düşük vergi oranının (yüzde 15) 2008 ve 2009 yılları için daha da düşürülmesini (yüzde 7.5) savunuyor. Ayrıca kurumlar vergisi oranının da yüzde 35'ten yüzde 25'e indirilmesini öneriyor. Menkul kıymetlerden elde edilen değer artış kazançları ile temettüler üzerindeki vergi yükünün ise aynı seviyede kalmasını düşünüyor. İşsizlik sigortası kapsamında elde edilen gelirlerin ise sadece 2008 ve 2009 için vergiden istisna kılınmasına sıcak bakıyor. Vergi matrahından indirim yapılabilecek kalemlerdeki hadlerin artırılmasını planlıyor. Senatör McCain Senatör Obama'yı "milli gelirin artırılması"na odaklanmak yerine, adaleti sağlamak için "gelir dağılımının düzeltilmesi" ile uğraşarak sınıfsal çatışmayı körüklemek ile itham ediyor. Senatör McCain'e göre Senatör Obama "başarılıyı [zengini] cezalandırmak", kendisi ise "herkesi başarılı [zengin] yapmak" istiyor. Tarafsız kaynaklar ise önümüzdeki on yıl içinde Senatör McCain'in planının Amerikan Hazinesi'nin vergi gelirlerinde 7 trilyon ABD Doları azalmaya, Senatör Obama'nınkinin ise yaklaşık 3 trilyon ABD Doları artışa sebep olacağını tahmin ediyorlar. Ayrıca Senatör Obama ve McCain'in planları karşılaştırıldığında Obama'nın planına göre yıllık geliri 250.000 ABD Doları'ndan yüksek olanların şu andakinden daha fazla, 100.000 ABD Doları'ndan daha az olanların ise daha az vergi ödeyeceklerini hesaplıyorlar.

Seçim sonucunun ABD ve dünyada vergi politikaları açısından etkisi ne olur?

Kanımca Amerikan vergileme rejiminde meydana gelecek olan köklü bir değişiklik küresel ekonomik koşullar nedeniyle bir süre sonra dolaylı yoldan diğer ülkeleri de etkileyecektir. Eğer Başkanı diğer etkenler değil, sadece vergi politikaları belirleyecek olsa, belki de bu seçimi "vergi adaleti" ve "düz vergileme" modellerinin çarpışması olarak görebiliriz. Daha doğrusu eğer Amerikan seçmeni daha fazla vergi adaletini ister ve bu nedenle Senatör Obama'yı seçerse, düz vergilemeyi savunan Cumhuriyetçiler'in bu reform önerisini rafa kaldırmaları veya en azından gözden geçirmeleri gerekebilir. Eğer Senatör McCain'i seçerlerse önümüzdeki dönemlerde mevcut artan oranlı gelir vergilemesi rejiminin yerini daha az artan oranlı - düz - vergilemenin alması veya hatta gelir vergilemesinin tamamen kaldırılarak tüketim vergilemesine geçilmesi söz konusu olabilir. Türkiye'de ise zaten gelir vergilemesinin önemi göreceli olarak daha az olduğundan, menkul kıymet kazançları düşük ve tek oranlı vergilemeye tabi tutulduğundan ve bazı gelirler ise tamamıyla vergiden istisna kılındığından son yıllarda ibrenin vergi adaletinden iyice uzaklaştığını biliyoruz. Bu da gelir dağılımının bozulması sonucunu doğruyor. Zaten Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) tarafından geçtiğimiz ekim ayının son haftasında yayınlanan bir raporda da Türkiye Meksika'nın ardından gelir dağılımı açısından en adaletsiz OECD ülkesi olarak gösterilmişti. Bu nedenle ABD başkanlık seçimini Senatör Obama'nın kazanması halinde Türkiye'deki bazı vergi politikalarının da gözden geçirilmesi gündeme gelebilir.

Sohbetin devamı

Hiç kuşkusuz arkadaşımla sohbetim başkan adaylarının vergi politikaları ile sınırlı kalmadı. Akşam başlayacak olan Cadılar Bayramı yürüyüş alayından, birkaç ay önce döndüğü Fas ve birkaç sonra çıkmayı planladığı Latin Amerika seyahatlerinden, insan böyle güzel bir New York sonbaharında nelerden konuşursa onlardan konuştuk. Oradan ayrılıp Lower East Side'daki gaz ve rutubet kokulu daireme doğru dönerken, kafamda iki soru vardı: (1) Bir gün bizim ülkemizde de siyasi partilerin seçim dönemlerinde gerçek anlamda stratejik ve detaylı bir vergi politikasını seçmene sunup sunamayacakları, (2) Akşamki parti için ne kostüm giyeceğim.http://www.dunyagazetesi.com.tr/yazar.asp?authId=104


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır