19'uncu yüzyılın en büyük İngiliz iktisatçılarından John Maynard Keynes'in ruhu, son bir yıldır krize karşı izledikleri para politikalarından istedikleri sonuçları elde edemeyen küresel ekonominin kurmaylarının üzerinde dolaşıyor.

ABD, Japonya, Almanya derken bu hafta içinde 600 milyar dolarlık harcama planı açıklayan Çin'in ardından şimdi de dünyanın en büyük ekonomilerinden İngiltere yeni bir harcama teşvik planı peşinde. Salı günü dipte gelen perakende satış ve emlak verilerinin ardından İngiltere'nin de aynı "Keynesyen" dalgaya kapılıp ekonomisini harcamalar yoluyla canlandırmaktan başka çaresinin kalmadığı artık ortada. İngiliz iş çevresi ve sendikalarının hükümet üzerindeki baskısının iyice arttığı bir dönemde İngiltere Maliye Bakanı Alistair Darling'in bir kaç hafta içinde bir harcama planı açıklaması bekleniyor.
Keynes'in "Genel Teori"sinde kriz dönemlerinde ekonomiyi canlandırmak için talebin artırılması gerektiği, bunun da ancak harcamalar ve vergi indirimleri yoluyla gerçekleştirilebileceği" savunuluyordu. Şu sıralar benzerinin yaşanıp yaşanmadığı tartışılan 1929 Büyük Buhran Dönemi'nde görüşleri değer bulan Keynes, yine son aylarda oldukça tartışılan "devletin ekonomiye müdahalesi"ni savunuyor, "bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" felsefesi ile piyasanın kendi kendini dengeleyeceğini iddia eden Klasik İktisat doktrinine ateş püskürüyordu.
Şimdi ise 15 Kasım'da gerçekleşecek G20 zirvesi öncesi "artık para politikalarının yanında maliye politikalarının da uygulanması şart" mesajının verildiği geçen hafta sonu yapılan maliye bakanları toplantısından bu yana yeni bir Keynesyen dönemin başlayıp başlamadığı tartışılıyor. G20 zirvesinde de dünya liderleri yeni maliye politikaları üzerinde kafa yoracak. Bir anlamda İngiltere'nin hamlesi ve G20 zirvesi, küresel ekonomide "Neo-Keynesyen" dönemin miladı olacak. Ancak uzmanlara göre Keynesyen politikalarda "koordineli" bir hareket olması zor. Çünkü bu politikalar harcamalar üzerine dayanacağı için bütçe açığı ve fazlası olan ülkelerin mali teşvik uygulamaları birbirinden farklı olacak. Yani Çin, Almanya ve Körfez ülkeleri gibi fazla veren ekonomiler daha geniş çaplı bir harcama planı açıklama şansına sahipken, açık veren ekonomiler için maliye politikası kısıtlı kalacak.
İngiltere'ye sadece vergi indirimi yetmez
Geçen hafta faizini yüzde 1,5 indirerek yüzde 3 seviyesine çeken İngiltere'de geçen ay perakende satışları son 3 yıl içinde ilk kez düşüş gösterdi. Ev satış rakamları da 30 yılın dibini gördü. İngiltere ayrıca yılın üçüncü çeyreğinde 16 yıl sonra ilk kez daralma yaşamıştı. Bu verilerin ardından ise İngiltere'nin de artık sadece para politikaları ile yetinmeyeceği ve maliye politikasına sarılacağı beklentileri arttı. Üstelik İngiltere Başbakanı Gordon Brown olası mali teşvik planı için sinyaller vermeye başladı bile. Ekonomiyi canlandırmak için para politikalarının yanı sıra maliye politikalarına da ihtiyaç duyulduğunu söyleyen Brown'un yine de tam anlamıyla harcamalar üzerine kurulu bir teşvik planından çok "vergi indirimleri"ne dayalı bir plan üzerine kafa yorduğu düşünülüyor. Ancak uzmanlara göre sadece vergi indirimleri İngiliz ekonomisini canlandırmak için yeterli olmaz.
ABD'nin vergi indirimi Keynes'i doğruladı
Para politikaları ile sağlanamayan başarı ise maliye politikalarının da uygulamaya geçmesi ile gözle görülür olmaya başladı. Örneğin geçen bahar aylarında ABD her vergi mükellefinin yıllık vergi ödemesinde 800 dolarlık bir indirime gitti. Bu vergi indiriminin etkisi ise hemen hissedildi. ABD'nin yılın ikinci çeyreğindeki perakende satışları ile Gayrisafi Yurtiçi Hasılası (GSYİH) vergi indirimi uygulamasının ardından artış kaydetti. Küresel krizle savaşta ilk önce sert faiz indirimlerine giden, ardından piyasaya trilyonlarca dolar para enjekte eden, o da olmayınca ticari bankalara bile merkez bankalarından borçlanma imkanı sunan küresel ekonominin kurmayları piyasaları uzun süre rahatlatamamıştı. Yani para politikaları ne sorunun temeline indi ne de piyasaları ipten almaya yetti.
ABD'den Çin'e, Japonya'dan Almanya'ya kadar bir çok ekonomi ise artık "Keynesyen" politikaları devreye sokuyor. ABD'de 850 milyar dolarlık bankaları kurtarma paketinin ardından şimdi 150 milyar dolarlık mali teşvik planı gündemde. Çin ise bu hafta içinde 2010 yılına kadar harcanmak üzere 600 milyar dolarlık bir harcama paketi hazırladığını duyurdu. Japonya da geçen ay 20.5 milyar dolarlık bir harcama paketi açıklamıştı. ABD bu yıl başında bireyler ve şirketlere 168 milyar dolarlık vergi indirimi de yapmıştı. Almanya ise vergilerde 29 milyar dolarlık kolaylık sağladı. Japonya KOBİ'lere 275 milyar dolarlık kredi imkanı sundu.
KEYNES DOKTRİNİNİN TEMEL TAŞLARI
* Klasik iktisatın "piyasanın yalnız tam istihdamda dengede olacağı" savı gerçek dünyada felaketlere yol açar.
* Klasik iktisatın "Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" doktrini kronik ve büyük işsizliklere yol açar.
* İşsizliğe karşı pozitif maliye ve para politikaları uygulanmalıdır.
* Özel sektör tarafından meydana getirilen efektif talep miktarı yetersiz ise bu kamu harcamalarının artırılmasıyla telafi edilmelidir.
* Para politikası, maliye politikasının tamamlayıcısıdır.
http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=110455
0 yorum yazılmıştır