|
Bu hafta finans piyasaları türbülansa girdi. Borsa düştü, faizler arta, YTL değer kazandı. Kanımca, döviz kuru rejimi "tam dalgalı" olunca, nedeni ne olursa olsun bundan kaçınma olanağı yok. Bu türbülans, sarsıntıların ne ilki, ne de sonuncusu. Haftanın gelişmelerinden derlediğim notlar şöyle.
1. Döviz kuru rejiminin ne olduğu hala anlaşılamamış durumda. Hükümet yetkilileri, bankacılar ve bazı akademisyenler kuş kondurmadıkları dalgalı kur rejimini, sabit kur rejiminin alternatifi zannediyorlar.
Oysa dalgalı kur rejimi " tam" ve "yönlendirilmiş" olarak ikiye ayrılır. Tam dalgalı olan, bizim 5 yıldır uygulamaya çalıştığımız rejimdir. Kurda oynaklık durumunda ve nadiren müdahale edilir.Bunun dışında döviz fiyatları piyasalarda belirlenir. Yönlendirilmiş dalgalı kur ise, 49 ülkenin seçtiği ve döviz kurunun çeşitli şekillerde yönlendirildiği (managed edildiği) bir sistemdir.
Ben yıllardır "yönlendirilmiş dalgalı kur" sistemini savunurum. Bunun Türkiye için daha yararlı olduğuna inanırım. Derviş'in de, kavram karışıklığı olsa da, kastettiği kur rejimi bu olsa gerek.
Bu ayırımı yapamayanların ise, hemen savunmaya geçmeleri ilginç. Bilirmiş gibi, 1973 yılında dünya para sisteminden kalkan sabit kur rejiminin kötü taraflarını sayıp, "yakın geçmişte başımıza ne geldiyse sabit kurdan geldi" şeklinde vurgulama yapıyorlar. "Sabit kura geçersek bir gün bile dayanamayız" şeklinde yorumlarda bulunuyorlar.
2. İkinci bir nokta, döviz kuruna müdahale ayrı, onu yönlendirmek ayrıdır. Müdahale, döviz alarak, likidite ile oynayarak, faizi değiştirerek ve yetkililerin demeçleri ile yapılır. Yönlendirme ise çok daha kapsamlıdır. Burada niyet önemlidir.
3. Döviz kuru rejimini belirlemenin sahipliliği konusunda hala gri alanlar var. Türkiye'de döviz kuru rejimini hükümet, Merkez Bankası ile birlikte belirler. Söz sahibi hükümettir. Doğrusu da budur. Zira döviz fiyatı çok önemli bir fiyattır. Yanlış döviz kuru rejimi seçiminin faturası hükümete çıkar. Hükümet tercihini 3 yıl önce yapmış ve tam dalgalı kurda devam karan almıştır.
Ancak, siyasilerin ve bazı çevrelerin bu gerçeği "es geçip", sorumluluğu ya da yanlışları, Merkez Bankası'nın üzerine atmaya çalışması garipsenmektedir.
4. IMF, ülkelerin döviz kuru rejiminin belirlenmesinde üçüncü kişi olarak her zaman devreye girer. Hele anlaşmanız varsa, IMF'nin onayı olmadan kur rejimini değiştiremezsiniz. Nitekim dün, IMF yetkilileri Türkiye'de uygulanan kur rejiminin değişmesine gerek olmadığı şeklinde beyanlarda bulundular.
5. Türbülans sırasında gözler bir kez daha yüksek cari işlemler açığına yöneldi. Önemli olan da bu. Döviz kuru rejimi ve düzeyi, cari açığın belirlenmesindeki etkenlerden birisi. Dövizin bir fiyat olması nedeniyle, etkisi hem güçlü olarak ve hem de kısa zamanda ortaya çıkıyor. Bu yol ile kaynaklar yeniden dağıtıma tabi tutuluyor. Ancak reel ekonomi yeni duruma yavaş yavaş uyum sağlıyor. Şartlar değişip, cari açık azalınca ya da kapanınca uyumda tekrar zorluklar yaşanıyor. Büyüme ve istihdam olumsuz etkileniyor. Reel ekonominin eski dengelerine dönmesi zorlaşıyor. İşin bu tarafı hep görmezlikten geliniyor.
6. Tam dalgalı kur rejiminde, cari açık sorununa neden olan YTL'nin değerlenmesini engellemenin yolu sermaye hareketlerinin iyi ve etkin yönlendirilmesinden geçiyor. Aksi halde, "kaçınılmaz son" bizi bekliyor.
http://www.vatanim.com.tr/root.vatan?exec=yazardetay&sid=&Newsid=73152&Categoryid=4&wid=126 |
0 yorum yazılmıştır