Türkiye'de kriz olacak mı?
11.2.2006
AkŞam Gazetesi’nde yayınlanan “Türkiye’de kriz olacak mı” dizisi büyük ilgi gördü. 2005 yılının ikinci yarısından itibaren yoğun olarak tartışılmaya başlanan “Türkiye’de yeni bir ekonomik kriz olur mu? sorusuna, ekonomistlerden, sanayi odalarından farklı açıklamalar geldi. Ekonomistler ve sanayi odaları, kriz konusunda ikiye bölündü. Bazı ekonomistler önümüzdeki dönemde bir kriz riski olduğunu ifade ederken bir kısmı ekonominin önünde kriz riskinin olmadığı görüşünü savundu. Biz de, soruları ve endişeleri Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’e sorduk.
AKŞAM YAZARLARINA KATILIYORUM
Şener ile Devlet Planlama Teşkilatı’ndan (DPT) birifingi aldığı 27 Ocak’ta görüştük. Şener, görüşmeden önce, 2005 yılı rakamları ve 2006 yılı beklentileriyle ilgili DPT’den çok geniş kapsamlı görüş almıştı. Röportaj başlamadan önce DPT’den kendisine sunulan tüm raporları masanın üzerine yayan Şener, sorduğumuz her soruya “raporlardaki verilere” bakarak cevap verdi. Röportajdan önce, AKŞAM Gazetesi’nin “Türkiye’de kriz olacak mı?” dizisinde yer alan ekonomistlerin görüşlerini inceleyen Şener, “AKŞAM Gazetesi’nin yazarlarının görüşlerini aynen katılıyorum” diyerek espri yaptı. Şener ile görüşmemizde dikkatimizi çeken bir nokta da, Şener’in kendisine gönderilen tüm raporları tek tek okuduğu oldu. Görüşmemizin ortasında, bir ticaret odası tarafından hazırlanarak kendisine sunulan ekonomik beklentiler raporuna işaret eden Şener, raporda yer alan önerileri tek tek bize göstererek, kendisine sunulan her
raporu titizlikle değerlendirdiğini de kanıtladı.
ŞENER’İN RİSK UNSURLARINA KARŞI YORUMLARI
Cari açık konusunda daha önceki koşullarla şimdikiler aynı değildir. Cari açığın finansmanı da kaliteli hale gelmiştir. 2002 yılında yabancı sermaye girişi 1 milyar dolardır. 2005 yılının Kasım ayı itibarıyla ise 7 milyar doları geçmiştir. Doğrudan yabancı sermaye girişi demek, cari açığın finansmanı demek. Aynı zamanda uzun vadeli para girişi var. Ocak - kasım dönemi itibarıyla, 35 milyar dolar sermaye girişi var. Bu dönemde açık 18.7 milyar dolar seviyesinde. 35 milyar dolar sermaye girişi var. Cari açığa bakıp ‘risk var’ demek doğru değil.
“Kriz olacağını iddia ederken, sadece cari işlemlar açığına değil, diğer göstergelere de bakmak lazım. Örneğin, bankaların açık pozisyonları. 2000 yılında 14.5 milyar dolar olan bankaların açık pozisyonu, 9 Ocak itibarıyla 2.1 milyar dolar. Kısa vadeli dış borç stokunun ihracata oranı da önemli bir gösterge. Bu oran 2000 yılında yüzde 102’dir. Şimdi üçünce çeyrek itibarıyla yüzde 52’dir. Baskı azalmış durumda.
TL’de aşırı değerlendirme var dediğiniz zaman hangi yılı baz alacaksınız? İşin doğrusunu söylemek gerekirse yıllarca değersiz kalmış bir TL vardı. Şimdi de TL’nin değerlenmiş olması tartışılıyor. Ekonomik açıdan baktığımızda para, değer ölçüsü, mübadele ve servet biriktirme aracıdır. Bu üç fonksiyonu yakın zamana kadar yoktu. Her gün değeri düşüyordu. Değer ifade edeceği zaman insanlar TL’yi kullanamıyordu. Mark, dolar üzerinden değerlendirme yapılabiliyordu. Memurlar bile maaşlarını dolarla ifade ediyordu. Para olma niteliğini kaybetmiş paradan, para olma özelliği olan paraya geçtik. Bu da usul olarak iyiye gittiğimize inanacağımız bir husus.
Ölçülemeyen şey bilim değildir. 2002 yılında 36 milyar dolar ihracatımız vardı. 2005 yılında 73.4 milyar dolar oldu. Üç yılda iki kattan daha fazla arttı. İhracat ikiye katlandı. Böyle bir miktarda, kâr paylarının düştüğünü söyleyebiliriz. Ancak kâr etmeden de bu kadar ihracat artmaz. Rakamlar neyi gösteriyor? Bir de ona bakmak lazım. İhracatta ocak -kasım dönemi itibarıyla, yüzde 16’lık artış var. Motorlu taşıtlarda yüzde 18’lik artış var. Sektörlerde ihracat artıyor.
Kapasite kullanım oranları da yüksek. Ocak-aralık itibarıyla imalat sanayiinde yüzde 80.4’tür. 2004 yılında yüzde 84.5’tir. Biraz düşmüştür. Ama geçmişte yüzde 80 oranında bir kullanım gerçekleşmemiş. Sanayi üretim endekslerine bakıyoruz, artış devam ediyor. Üretim endeksindeki 2005 yılındaki artışlar, önceki üç yıldan daha düşük. Ama artış devam ediyor. Demek ki üretim devam ediyor. Üretim artışının yaşanmadığı sektör tekstil.
Kurlar piyasada belirleniyor. Döviz de mal gibidir. Türkiye’de döviz bolluğu var. Sıkıntı yok. Dövizin kendi dengesindeki fiyatını bulmasını sağlıyor. MB’nin bağımsızlığına son derece de önem veriyoruz. Ekonomik politikaların en önemlilerinden birisi MB’nin bağımsızlığına. Döviz rezervlerinin ne kadar artırılacağını gecelik faizlerin ne kadar düşürüleceğine onlar karar verir.
Ekonomide iyileşme sokağa yansıdı bile. Bunu hiç kimsenin hissetmemesi mümkün değil. Herkesini cebinde güçlü bir TL var. Vatandaş milyonları telaffuz etmeden alışveriş yapıyor. Sadece somut olaylarla hatırlatmak lazım. Kimse, gömlek elbise alırken, fiyatların artmadığını, hissetmiyorum diyemez. Kimse, deterjan fiyatlarının, beyaz eşyanın fiyatlarının düşmediğini iddia edemez. Piyasanın bunu hissetmediği doğru laf değil. İnsanlar bunu görüyor.l İYİ
Tüketim kalıplarında da değişiklik var. Geleneksel harcama alanlarının dışında başka alanlarda da harcama başladı. Mesala tekstil daha ucuz. İhtiyacını karşılarken insanlar daha az para harcıyor. Bu arada her eve girmiş iki üç cep telefonu var. Piyasadaki talebe bütün olarak bakmak lazım. Artık hiç kimse, kendini yenilemeden ayakta kalamaz. Herkes ‘daha ucuz ve kaliteli ne sunabilirim?’ demeli.
Memur, işçi ve emeklilere de düşük zam verildiği doğru değil. Bakın, 2002-2005 döneminde enflasyon yüzde 34.4 artmış. Aynı dönemde memur maaşları yüzde 61, işçi ücretleri yüzde 55, asgari ücret yüzde 90, SSK maaşları yüzde 75, Bağ Kur maaşları yüzde 254 artmış.
Bir defa 2006’da seçim yok ki, seçim riski olsun. Seçim 2007’nin sonunda. Bütçe açığı 2004’te yüzde 7.1, 2005 yılında yüzde 3 olacak dedik. Geçici gerçekleşme rakamlarına göre yüzde 2. Denk değil, fazlayı yakaladık. Denk ve fazla bütçeye doğru gidiyoruz. Ama bütçe açık mı olmalıdır, fazla mı vermelidir ayrı bir konu. Ekonomiyi içinde bulunduğu duruma göre değerlendirmek lazım. Bazen açık veren bütçe faydalıdır. Buna karşılık, bazen de fazla veren bütçe faydalı olabilir.
Petrol beş yıl önce 10-15 dolardı. Şimdi 65-70 dolar. Türk ekonomisi petrol fiyatlarındaki olumsuzlukları karşılar. Ekonomi dış şoklara karşı dayanıklı halde. İran konusunda da, tabii ki sağımızda solumuzda gürültü ve patırtı olmasını istemeyiz. Ancak olursa da ekonomimiz bunu karşılar.
İşadamları çelişkili davranıyor
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Şener, hükümet ile Merkez Bankası arasındaki ilişkileri de değerlendirdi. Hükümet ile Merkez Bankası arasında bir “anlaşmazlık” olduğuna ilişkin iddiaların doğru olmadığını ifade eden Şener, “Bazen olayların değerlendirilişinde bazı eksiklik anlamalar ortaya çıkabiliyor. Bazı açıklamaları da bunu tamamlamak için yapıyoruz. Hükümet ile Merkez Bankası arasında bir anlaşmazlık yok” dedi. İhracatçılardan gelen “kurların düşük olduğuna” ilişkin eleştirileri de değerlendiren Şener, işadamlarının kur politikası konusunda çelişkili davrandıklarını söyledi. Şener, “Elimde bir ticaret odasının ekonomik raporu var. Bu raporda, ticaret odamız, baştan sona kurun düşük oluşundan şikayet ediyor. Ve hükümete de önerilerde bulunuyor. Raporun sonunda da, MB’nin bağımsızlığını asla dokunmayın ifadesi yer alıyor.”
MB atama tartışmalarını hayretle karşılıyorum
“Merkez Bankası Başkanı kim olacak? Hayretler içersindeyim. Bu konuyu bilen sağlıklı düşünen ekonomi bilgisi, dünyayı algılaması sağlıklı olan kişiler MB Başkanlığı’nın sahibi ‘falan kişidir’ diyor. O olmadığı takdirde kötü olur, deniliyor. Olaya böyle bakmamak lazım. Türkiye 50 yıl önceki Türkiye
değil. Bugün kurumları yönecetek kişileri bulmakta zorlanılmıyor. Çok sayıda insanımız ekonomi konusunda çok iyi yetişti. Zaman zaman bu vatandaşlarımız sadece Türkiye’deki kurumları değil, uluslararası kuruluşları da yönettiler. Bizdeki bazı kurumların değişmez şekilde alternatiflerinin bulunmayacağı düşünülmemelidir. Kurumun başında bulunan şahıs devam da edebilir, değişebilir de bilir. Devam ederse ilave bir kazanç, başka biri gelirse de ilave bir kayıp ortaya çıkmaz. Önemli olan doğru iş yapmaktır. Gerekli liyakata sahip kişileri burayı atamaktır.”
Hazırlayan: Hüseyin ÖZAY
0 yorum yazılmıştır