Türkiye'de kriz olacak mı?
11.2.2006
Üç gündür devam eden yazı dizimizde sırasıyla kriz konusunda kötümser ve iyimser olan akademisyenleri, bankacıları ve borsacıları dinledik. Bugün ise olası bir krizden belki de en çok etkilenecek olan kesimi, yani ticaret ve sanayi dünyasının görüşlerini sayfalarımıza taşıyoruz. Anadolu’nun farklı bölgelerinde yer alan ticaret ve sanayi odalarının başkanlarının büyük çoğunluğu kriz beklemiyor. Hatta içlerinde kriz kelimesinin Türkçe’den çıkarılmasını bile isteyenler var. Ancak tüm bu görüşler sanayi ve ticaret kesiminde her şeyin yolunda olduğunu da göstermiyor.
Sanayi ve ticaret odalarının başkanlarına göre ekonomik istikrarın yakalanması çok önemli. Hükümet bu konuya çok dikkat etmeli. Özellikle de erken seçim tartışmalarından uzak durulmalı. Kısacası Anadolu, ekonomik istikrarın yanına siyasal istikrarın da gelmesi gerektiğini düşünüyor.
Makro ekonomik göstergelerdeki iyileşmenin sanayici ve halka yansımadığını düşünen oda başkanları, acil çözülmesi gereken sorun olarak ‘istihdam’ı gösteriyor. Enerji, yatırım ve işgücü maliyetlerinin rekabet edilebilir seviyelere getirilmesi gerektiğini düşünen oda başkanları, YTL’nin aşırı değerli olmasının Anadolu’dan ihracat yapan firmaları çok zor durumda bıraktığını düşünüyor.
Celal Sönmez (Bursa Tic. ve San. Odası)
2006,DAHA ZOR GEÇER
Türkİye yeni bir krizle karşı karşıya kalmaz. Türk Lirası inanılmaz değerlenmiş durumda. Cari açık büyüyor. İthalat hortladı. Yurtdışından gelen her ara mal yurtiçinde bir üretici tesisin kapanması anlamına geliyor. 2006 yılı 2005’ten çok daha zor geçecek. Kuş gribi konusu bir ay daha bu şekilde abartılırsa turizm sektöründen bir şey beklememek lazım. Otomotiv ihracatı iyi gidiyor fakat ithalat rakamlarına baktığınızda ihracatın üzerinde. İstihdam üzerindeki yükler kalkmadığı sürece Türkiye dış pazarlarda rekabet şansını kaybedecektir. Sadece küçük firmalar değil, bir bir büyük firmalar da kapanmaya başladı. Çünkü enerji, işçilik maliyetleri, vergi yükü çok yüksek.
Adnan Sakoğlu (Samsun Tic. ve San.Odası)
SIKINTILAR MEVCUT
Türkİye’de kriz lafını telaffuz edecek bir ekonomik ortam olmadığını düşünüyorum. Bu tarz yaklaşımların seslendirilmesinden de rahatsızlık duyuyorum. Ekonomi istikrar ister. Elbette her ortamda istikrarın bozulmasını isteyen ve kriz naraları atanlar oluyor. Ancak bunlar sadece ekonomiye zarar veriyor. Bizim bölgemiz sanayicileri ağırlıklı olarak metal ve makine sektörlerinde faaliyet gösteriyor. Ve bu sektörlerde gözle görülür bir daralma yok. Tekstil sektöründe bazı sıkıntılar olduğu biliniyor. Zaten bu sektördeki sıkıntıların da farklı argümanlarla çözülebileceğini düşünüyorum. Sorunları büyütmek sadece kargaşa ortamı yaratır.
Ümit Özgümüş (Adana Sanayi Odası)
KRİZ BİR YIL SONRA
Çok yakın bir zamanda kriz beklemiyorum. Ama bu yanlış politikalar uygulanmaya devam edilirse bir yıl sonra ciddi bir krizle karşı karşıya kalabiliriz. Düşük döviz ve yüksek faiz politikasının getirdiği dış ticaret açığı ve cari açığı endişe veriyor. Yakın zamanda bir ekonomik kriz beklemememin sebebi ise özelleştirmeler sayesinde gelen sıcak para. Bu şekilde önümüzdeki bir yıl kurtarıldı. Ancak bir yıl sonra satacak bir şey kalmadığında kur kendini kırılma olarak gösterebilir ve sonuçta 2001 krizinden de daha güçlü bir krizle karşı karşıya kalabiliriz. Sanayinin girdi maliyetlerinin azaltılması gerekiyordu.
Mehmet Yüksel (Denizli Tic. Odası)
KÂR MARJI DÜŞTÜ
Makroekonomik göstergeler konusunda taşlar yerine oturdu. Sorunumuz yok. Erken seçim söylentilerinden rahatsızız. Bu istikrarın devam etmesi gerekir. Ekonomik istikrarın temel nedeni siyasi istikrar. Kâr majları çok düştü, dövizdeki düşüşte sıkıntı yaratıyor. Geçen yıllara göre ihracatta yüzde 20’lik bir artış yaşadık. Ancak, kâr marjlarımız çok düştü. Girdi maliyetlerimiz yükseldi. Stok yapan firmalar zarar ediyor. Artık üreticinin tüketicinin talebine göre kendini ayarlaması lazım. Eskiden kötü yönetenler en az yüzde 20 kazanırdu. Şimdi kurumsallaşamayan, altyapısı yenileyemeyen firmaların şansını yok.
Tanıl Küçük (İstanbul Sanayi Odası)
2006 KRİTİK BİR YIL
BU olumlu havanın sürdürülmesi için neler yapılması gerektiğinin tartışılması önemli. 2001 sonrası dönemde, YTL’deki değerlenmeye de bağlı olarak parasal politikalarda başarı sağlandı ama başarının bedeli, sanayimizin rekabet gücünü kaybetmesi ve cari açık tehdidini oluşturdu. Yüksek girdi maliyetlerine, değerli YTL eklenip, dünyada kotaların kalkması ile birleşince tekstil ve hazır giyim başta olmak üzere ihracat ve istihdam açısından büyük önem taşıyan alt sektörlerimizde ciddi sıkıntılar ortaya çıktı. Değerli YTL ithalatı özendirmekte ve bugün üretici olmak değil, ithalatçı tüccar olmak çok daha cazip hale gelmiştir. İşletmeler kapanıyor. Bu gidiş devam ettiği takdirde Türkiye’nin üretim altyapısında ve istihdamında ciddi kayıplar gündeme gelebilecektir. 2006 üretim, ihracat, istihdam ve rekabet gücü açısından kritik bir yıldır.
Sinan Aygün (Ankara Ticaret Odası)
GÖLGE KADAR YAKIN
Bİr insan gölgesine ne kadar yakınsa, Türkiye de krize o kadar yakın. Türkiye’yi krize aşırı borçlanma, cari açık, sıcak paradan oluşan ‘mahşerin 3 atlısı’ taşıyacak. 80 yılda toplam 57 milyar dolar cari açık veren Türkiye’nin, 2003-2005 yılları arasındaki cari açıkları 47 milyar doları buldu. Türkiye’de krizlerin çoğu cari açıklar nedeniyle çıktı. Gözümüzü kapatıp, kendimizi kandırıp, cari açık sorun değil dedikçe sorun kronikleşiyor. Cari açığın motoru olan dış ticaret açığı konusunda tedbirler alınmalı. 2003 yılında 4 bin 59 dolar olan kişi başına borç miktarı da 2005 yılı sonu itibarıyla 4 bin 800 dolara çıktı. Ödemeler dengesinin finansmanında net sermaye girişlerinin 2003 yılından itibaren büyük ölçüde arttı ve 58.4 milyar dolar net sermaye girişi oldu. Sıcak para kuş gibidir. Ürküttün mü uçar gider. Geriye de kuş gribi bırakır.
Ekrem Demirtaş (İzmir Ticaret Odası)
CARİ AÇIK DERT OLMAZ
Sİyasİ istikrar sürdüğü sürece, bir risk oluşacağını sanmıyorum. Biz siyasi istikrarın devamından yanayız. Yatırımcıların da istediği istikrar, sürekli değişen politikalar değil. Ülkemize sermaye akışını kesecek bir dış ekonomik kriz olmazsa, ekonominin yumuşak karnı olan cari açığın krize yol açmayacağı kanaatindeyim. Enflasyon, dış ticaret, özelleştirme ve faizler yüzümüzü güldürüyor ancak düşük enflasyon ortamına ayak uyduramayan firmalar için bir risk. Kâr marjları düşüyor, fiyatın yanında başka unsurlar ön plana çıkıyor.
Tamer Taşkın (Ege Bölgesi Sanayi Odası)
ASIL TEHLİKE DIŞARIDA
2006’da bir kriz beklentisi görünmemektedir. Yakalanan siyasi ve ekonomik istikrar kriz ortamına müsaade etmez. 2006 yılında Türkiye dışında, bizim kontrol edemediğimiz pek çok sıkıntı nedeni olabilir. Irak’taki, İran’daki gelişmeler, petrol fiyatları, ABD ve AB merkez bankalarının faiz politikaları, Kıbrıs meselesi gibi konular canımızı sıkabilir. Yurtiçinde ise bir erken seçim sürecinin başlaması son 3-4 yılda ekilenlerin biçilmeden telef olmasına neden olabilir. Diğer sıkıntılar ise cari açık ve sıcak paradır.
Mehmet Aslan (Gaziantep Ticaret Odası)
SEKTÖREL TEŞVİK ŞART
Krİz beklentisi içinde değiliz. Sektörel teşvikler verilirse hem istihdam hem de bölgemizden ihracat daha da artar. Cari açık dışında, Türkiye ekonomisi teknolojisi ve kalifiye işgücüyle krizlere çok daha dayanıklı hale geldi. Seçim konusunun tartışılmasını erken. Ekonomik açıdan yersiz. Uzakdoğu’dan ithal edilen ucuz ürünler, sektörleri savunmasız bıraktı. İmalat sektörü, dünyayla rekabet açısından zorlanıyor. Sektörel teşvik açısından ciddi adımlar atılamadı. Teşvik Yasası ihtiyacı karşılamaktan uzak.
Zafer Çağlayan (Ankara Sanayi Odası)
KRİZ ORTAMI YOK
‘Ekonomİk kriz’, kavramını Türkçe’den çıkarmalıyız. Şu anda makro ekonomik dengelere ve verilere baktığımızda bir kriz ortamının olduğunu söylemek çok zor. Enflasyon ve faiz oranı oldukça düştü. İthalatımızın 115 milyor dolar, ihracatımızın 74 milyar dolar seviyesinde olması bir gerçek. Ancak böyle global dünya ekonomisi gerçeği varken, ithalatımızı düşürmek için dünyaya kapılarımızı mı kapatalım. Küreselleşmenin önüne geçemezsiniz. Cari açığın yüksek olması elbette bir risk ancak finansmanında problem olmadığı için tehlike arzetmiyor.
Makro ekonomiden, mikroya geçtiğimizde sektörler bazında sorunlarla karşılaşıyoruz. Anadolu’daki şirketlerde, tekstil sektöründe sıkıntılar var. Bizlerin Türkiye’nin en önemli sorunu olan işsizliğe çözüm bulması gerekiyor. Bunun için de yatırımı artırmak şart.
Yılmaz Kambak (Kocaeli Sanayi Odası)
ENERJİ SORUNU VAR
Krİz beklentimiz yok. Makro ekonomik göstergeler olumlu. Enerji ve yatırım teşvikleri konusunda da büyük sıkıntı yaşıyoruz. Senelerdir yatırım, enerji ve işgücü maliyetlerinin indirilmesi için konuşuyoruz ama bunu bir türlü gerçekleştiremiyoruz. Yatırım indiriminin kaldırılması sanayi için elverişli değil. Yatırım indirimi kaldırılınca sanayici bunu yatırıma dönüştüremiyor. Şimdi otomotivciler ucuz lastiği kendileri ithal etmeye başladı. Gittikçe kaosa doğru sürükleniyoruz. Enerjide, doğalgaz depolarımız yok, günlük yaşıyoruz.
Ali Kilci (Kayseri Ticaret Odası)
OYUN OYNANIYOR
Makro ekonomik göstergeler çok iyi ancak bunu hâlâ esnaf ve sanayici hissedemedi ki halk hissetsin. Türkiye’de sadece 15 ile 20 holding büyüyor. Özsermayeyle çalışan Kayseri’de bile karşılıksız çek oranı yüzde 30 arttı. Sıcak para olduğu için kriz yaşanması gecikiyor. Türkiye’nin üzerinde oyun oynanıyor. Kısa vadede herhangi bir kriz ihtimali görmüyorum. Ancak, böyle devam ederse, Türkiye’den yeniden kriz yaratılabilir.
Gökay ÇAKO / Ayçe TARCAN/Şenay BÜYÜKKÖŞDERE
0 yorum yazılmıştır