Türkiye'de kriz olacak mı?
11.2.2006
2)AKŞAM Ekonomi’nin hazırladığı ‘Türkiye’de kriz olacak mı?” yazı dizisinin dün yayınlanan ilk bölümünde “Türkiye’de kriz olacak” diyen ekonomi profesörlerinin görüşlerine yer vermiştik. Yazı dizimizin dünkü bölümünde ekonomi hocaları, Türkiye ekonomisini masaya yatırıp tahlil ettiler. Tahlil sonuçlarını ve onlara göre ekonominin içinde bulunduğu olumsuz tabloyu ve bizi bekleyen sorunları dün AKŞAM’a değerlendirdiler. Yineliyoruz. AKŞAM Gazetesi olarak bu yazı dizisindeki amacımız kriz tellallığı yapmak değil. Amacımız ekonomi kulislerinde konuşulanları tarafsız bir platforma taşımak. Yazı dizimizin bugünkü bölümünde de ‘Türkiye’de kriz olmayacak’ diyen bir başka ifadeyle ‘İyimser’ profesörlerin tezlerine yer veriyoruz. Aşağıda okuyacağınız gibi, kriz ihtimalini “sıfır” olarak görenlerden, siyasi şartları en büyük risk olarak görenlere kadar çok çeşitli fikirler var. Ancak genel kanı, Türkiye’nin dengelerini koruduğu sürece kriz ihtimalinin olmadığı... Yarın da bankaekonomistlerinin görüşlerini ele alacağız.
BEKLENİYORSA, O FELAKET DEĞİLDİR
l PROF. DR. DENİZ GÖKÇE
Ekonomi teorisinde bilinen bir şey vardır: “Beklenen felaket gerçekleşmez. Beklenmeyen felaket gerçekleşir.” Şu anda, Türkiye’deki insanların çoğu kriz beklediğine göre, ben beklemiyorum. Türkiye’de insanlar, cari açıktan, YTL’nin aşırı değerlenmesinden korkuyor. Yabancı sermaye yatırımından net hata doksanını düşerseniz, cari denge açığı büyümemekte küçülmekte. Döviz arzı, döviz talebini yenmekte. Cari açığın yarattığı sorun tekstil gibi sektörlerde işsizlik tehlikesi doğurur. Bu bir yapısal sorun. Faizin yüksek tutulmasıyla ilgili bir hata değil. Bu nedenle ortada, kriz tehlikesi olduğuna inanmadığım gibi çözüm olarak faiz indiriminin de çözüm olacağına inanmıyorum. Petrol krizi 73’te başladı 80’lerde de sona erdi. Dolayısıyla petrol fiyatlarındaki yükselişi uzun dönem faktörü olarak değerlendiriyorum. Ayrıca erken seçimin de siyasi gündemi değiştireceğini düşünmüyorum.
MALİ PİYASALARDA KRİZ SİNYALİ YOK
l PROF. DR. ASAF SAVAŞ AKAT
Türkiye’de ekonomik krizden kastedilen şey döviz kuru, faiz, borsa gibi mali göstergelerde yaşanan büyük çalkantılardır. Bu anlamda 2006 yılında kriz olmaz. Ancak iç talepte ciddi bir şişme söz konusu. Dolayısıyla 2006 yılında iç talepte şişen balon yavaş yavaş sönmeye başlayacak. Bu durumun yaşanmaya başlanmasıyla birlikte ekonomide bir yavaşlama görülebilir. Cari açık rekor düzeylere ulaştı ancak cari işlemler açığının kriz çıkarmaz ama ekonominin kırılganlığını arttırıcı etki yapar. Yukarıda da belirttiğim gibi, esas risk cari açıktan ziyade o açığın nedeni olan iç talep balonundadır. Buna rağmen ekonominin acilen önlem alınması gereken bir noktada olduğunu düşünmüyorum. Sorunlar olağan makro politikalarla çözümlenmelidir. Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgede oluşacak siyasi sorunların doğal olarak ekonomiyi olumsuz etkileyebilir. Bu durumda mali çalkantı ihtimali artar.
İki yakamız ilk defa bir araya geliyor
PROF. ERDOĞAN ALKİN
Ben şu anda Türkiye ekonomisinde önemli bir kriz olacağını düşünmüyorum. Dolayısıyla, kesinlikle böyle bir beklentim yok. Türkiye’de üretimle ilgili göstergeler ve açıklanan rakamlar, ekonominin çok iyi gittiğini gösteriyor. Yılın ilk çeyreğinde, yüzde 5 oranında büyüme hızı göreceğiz. Açıkcası ben, 2006 yılının sonuna kadar büyümenin böyle devam edeceğini düşünüyorum. Şu anda, Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri olan enflasyon denetim altında alınmış bulunuyor. Uzun yıllardır, ilk kez Türkiye’de devletin iki yakası bir araya geliyor.
Kriz yok ama reel sektör sorunlu
PROF. GÜNGÖR URAS
Türkiye’de bir kriz beklentisi yok. Türkiye’de acil önlem alınması gereken reel ekonomi sorunları var. Üretim yetersizliği, istihdamın artmaması ve gelir dağılımı bozukluğu gibi toplumun bütün kesimlerini etkileyen sorunlar. Parasal kaynaklı sorunlara gelince... Türkiye’nin yaşayabileceği tek sorun dövizden kaynaklı olabilir. Türkiye’de şu anda cari açık oldukça yüksek seyrediyor ama açık sıcak para girişiyle finanse ediliyor. Eğer bu sıcak para girişinde her hangi bir aksama yaşanırsa ekonomide sıkıntı yaratır.
BURADA SİYASET BELİRLEYİCİ
PROF. DR. ÜMİT EROL
İlk önce krizin tanımını yapmak lazım. Krizi dolardaki ani artış olarak değerlendirirsek, Türkiye’de, şu an için herhangi bir kriz beklentim yok. Ancak siyasi tabloda yaşanacak ciddi bir değişiklik, bu tablodaki bütün beklentileri değiştirir. Türkiye, 2001 krizinden bu yana epey yapısal değişimler geçirdi. Bana göre, Türkiye’de yaşanan ekonomik krizlerin temel nedeni, kamu bankalarının denetimsiz kredi vermeleriydi. Bu alanlarda, Türkiye’de çok büyük yapısal değişimler oldu.
Herkes tarafından büyük bir tehlike olarak gösterilen, cari açığın kriz yaratacağını düşünmüyorum. Artık, Türkiye’de ekonomik süreç tersine döndü. Türkiye’de, on yıldır dolarizasyon yaşandı. Şu anda enflasyon yüzde 10’nun altında. Ayrıca, TL’den altı sıfır atılarak yeni para birimine geçilmesi halkta Türk Lirası’na karşı güven oluşmasını sağladı. Türkiye’de dolarizasyon, yani dolara kaçma sürecinin bittiğini söyleyebiliriz. Bugün, artık YTL’ye dönüş var. Bunu hem yerli hem de yabancı yatırımcılar rahatlıkla gözlemliyor.
1994 VE 2001 GİBİ KRİZ OLMAZ PROF. SEYFETTİN GÜRSEL
2006’da ekonomide herhangi bir kriz beklemiyorum. Özellikle de 1994 ve 2001 yıllarında yaşanan finansal kriz türünde kriz olası değil. Birkaç esaslı nedenle: Merkez Bankası bağımsız ve dalgalı kur rejimi uygulanıyor. Bu nedenle kur ve enflasyon beklentilerinde büyük bozulmalar olmaz. Siyasal şoklar yaşanabilir ancak banka sisteminin kur ve faiz değişimlerine duyarlılığı azaldığı için reel kesime etkisi sınırlı kalır. Böyle şoklarda daha çok durgunluk beklemek doğru olur. Dolayısıyla hükümetin, istihdam vergilerinde, enerji fiyatlarında, sosyal güvenlikte ve genel etkinliği artırıcı diğer alanlarda yapısal reformlar kısa süre içinde yapılması gerekiyor. Aksi takdirde ekonomi yılın ikinci yarısında durgunluğa girer. Mevcut durumda en büyük risk siyasaldır. AB ile kriz, Merkez Bankası’nın bağımsızlığından (fiilen) ve dalgalı kur rejiminden vazgeçmek, türbülans yaratır.
Sadece programdan sapma beklİyorum
PROF. DR. MERİH PAYA
Türkiye’nin 2001’de yaşadığımız kriz ortamıyla tekrar karşılaşması mümkün değil. Özellikle bankacılık sisteminin sağlam bir zemine oturması ve dalgalı kur rejimi gibi yapısal değişimler böyle bir kriz olasılığını yok denecek kadar aza indirgiyor. Ancak yüksek seyreden cari işlemler açığıyla ilgili önemli bir düzeltmenin gerçekleşme olasılığı var. Bu oldukça riskli bir olasılık. Zamanı konusunda ise bir şey söylemek zor. Bu bakımdan şiddetini kestirmek çok güç. Kurlarlarda güçlü bir düzeltme olursa program hedeflerinde sapmalara yol açar. Program hedeflerinde sapmalar da yeteri kadar can sıkıcı. Ama yine de krizden söz etmek pek olası değil. Eğer ABD’de güçlü bir faiz ayarlamasının meydana gelirse ABD ekonomisinde bir durgunlaşma yaşanacaktır. Bu durgunlaşma da uzak doğu ekonomisini olumsuz etkiler.
Şu anda kriz olasılığı çok az
PROF. DR. SALİH NEFTÇİ
Dış piyasalarda büyük bir kriz yaşanmadıkça Türkiye’de kriz beklemiyorum. Ben kriz olasılığını sıfıra yakın görüyorum. Ancak yurtdışında büyük bir çalkantı durumunda bu olasılık değişir. İçeride ekonomi her geçen gün daha istikrarlı bir çizgiye oturuyor. Şu anda en büyük risk cari açık. Ama cari işlemler açığı herhangi bir sorun çıkarmaz. Sorun çıkaracak en büyük risk Güneydoğu’da büyük sorunlar yaşanma riskidir. Ancak bu da ekonomik değil, siyasi bir olaydır. Öte yandan Suriye ve Kuzey Irak bizim için en büyük risk olarak gözüküyor. Ancak bu risk karşısında Türkiye’nin önlem alması çok zor. Çünkü bu konuda Türkiye’nin eli kolu artık bağlı.
Ayçe Tarcan
0 yorum yazılmıştır