Avrupa Parlamentosu'nun Ek Protokol'ün onayını ertelerken, Ermeni soykırımını tanıma çağrısı Ankara'da soğukkanlılıkla karşılandı. Daha önceki örnekler de AB adaylarının bu tür 'engellere' alışık olması gerektiğini gösteriyor.
2004 yılında tamamlanan beşinci genişleme süreci ile birlikte Avrupa Birliği terimleri içindeki yerini sağlamlaştıran koşulluluk (conditionality) ilkesi bugüne kadar AB-Türkiye ilişkilerini derinden etkilemiştir ve hiç kuşkusuz üyelik müzarekerelerine de damgasını vuracaktır. Çok kısa bir şekilde tanımlamak gerekirse AB müktesabatına uyum koşulluluk ilkesinin temelini oluşturmaktadır. Kopenhag kriterleri olarak bilinen adaylık kriterleri ile sağlamlaştırılan koşulluk ilkesinin daha önceki genişleme süreçlerindeki etkisi özellikle ikinci ve üçüncü genişleme süreçlerinde- beşinci genişleme sürecinde yarattığı sistematik etki gibi bir etki yaratmamıştır. Ancak Avrupa Birliği’ne katılan son 10 ülke özellikle müzakereler aşamasında farklı alanlarda büyük güçlükler yaşamışlardır. Buna rağmen müzakereler sırasında belirli politika alanlarında yaşanan büyük mali ve idari zorluklar bir dizi taviz sağlamak yerine ancak ilgili kurallarının uygulanması konusunda geçiş dönemlerinin uzunluğunu belirleyici olmuştur.
Türkiye’de de katılım müzakereleri öncesinde yerine getirilmesi beklenen ekonomik, siyasi, idari ve ilgili diğer koşullar toplumda kimi zaman beğeni kimi zaman ise büyük eleştiri ve itirazlarla karşılanmıştır. Şimdi ise müzakere süreci daha zorlu bir dönemece işaret etmektedir. Son katılım sürecinde 10 ülkenin yaşadığı zorluklar ve tecrübeler aslında Türkiye’nin önündeki engeller açısından karşılaştırmalı örnekler içermektedir. Bu örnekler çerçevesinde müzakere sürecinde göz önünde tutulması gereken nokta Türkiye’de genel olarak bir modernizasyon ve çağdaşlaşma projesi olarak kabul gören AB üyeliğinin, aday ülkelerdeki günlük hayatı da doğrudan etkileyecek kural ve yönetmelikleri içerdiği gibi dış politika ve güvenlik konularında da ülke politikalarını etkileyecek olmasıdır. Bu çerçevede Türk kamuoyunun bilgiye erişimi çok önemli bir husustur. Ayrıca teknik açıdan pek çok zorluğu ve çatışmayı içinde barındıran bu süreç Türk kamuoyu ve AB üye ülkeleri kamuoyundaki karşılıklı önyargı ve beklentiler üzerinde de etkili olacak bir süreç olarak gözükmektedir. Yine beşinci genişleme süreci üye ülke vatandaşlarının genişleme süreci ve aday ülkeler hakkında yeteri kadar bilgilendirilmediğini göstermiştir. Bu nedenle 2005 yılında hazırlanan AB ve aday ülkeler sivil toplum diyaloğunun (COM (2005) 290 Final) hayata geçirilmesi Türkiye ve AB kamuoyunun karşılıklı çıkarına olacaktır.
- Bu Antlaşmalara göre kabul edilen mevzuat ve kararlar ile Avrupa Adalet Divanı’nın içtihatı;
- Birlik çerçevesi içinde alınmış, yasal bağlayıcılığı olan ya da olmayan, kurumlararası anlaşmalar, kararlar, beyanlar, tavsiye kararları ve yönlendirici ilkeler;
- Ortak Dış ve Güvenlik Politikası çerçevesinde oluşturulan ortak eylemler, ortak tutumlar, bildiriler, kararlar ve diğer tasarruflar;
- Adalet ve İçişleri Politikası çerçevesinde belirlenen ortak eylemler, ortak tutumlar, imzalanan sözleşmeler, beyanlar ve diğer tasarruflar;
- Avrupa Toplulukları tarafından, Avrupa Toplulukları ve üye ülkeler tarafından veya Birlik ve üye ülkeler arasında Birlik faaliyetleri ile ilgili imzalanan uluslararası anlaşmalar.
Türkiye’nin katılımdan önce uygun zamanda müktesebatı Türkçe’ye tercüme etmesi ve katılım sonrası AB kurumlarının düzgün işleyişi için gerekli olan tercüman ve çevirmen kadroyu yetiştirmesi gerekmektedir.
Birliğin dayalı olduğu Antlaşmaların içeriği, ilkeleri ve siyasi hedefleri;
- Bu Antlaşmalara göre kabul edilen mevzuat ve kararlar ile Avrupa Adalet Divanı’nın içtihatı;
- Birlik çerçevesi içinde alınmış, yasal bağlayıcılığı olan ya da olmayan, kurumlararası anlaşmalar, kararlar, beyanlar, tavsiye kararları ve yönlendirici ilkeler;
- Ortak Dış ve Güvenlik Politikası çerçevesinde oluşturulan ortak eylemler, ortak tutumlar, bildiriler, kararlar ve diğer tasarruflar;
- Adalet ve İçişleri Politikası çerçevesinde belirlenen ortak eylemler, ortak tutumlar, imzalanan sözleşmeler, beyanlar ve diğer tasarruflar;
- Avrupa Toplulukları tarafından, Avrupa Toplulukları ve üye ülkeler tarafından veya Birlik ve üye ülkeler arasında Birlik faaliyetleri ile ilgili imzalanan uluslararası anlaşmalar.
Türkiye’nin katılımdan önce uygun zamanda müktesebatı Türkçe’ye tercüme etmesi ve katılım sonrası AB kurumlarının düzgün işleyişi için gerekli olan tercüman ve çevirmen kadroyu yetiştirmesi gerekmektedir.
Dr. Rana İzci, Marmara Üni. Avrupa Topluluğu Enstitüsü Öğretim Üyesi
0 yorum yazılmıştır